Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimine muhalif siyasi tutukluların aileleri, tutukluların serbest bırakılması için güçlerini birleştirerek yeni bir kolektif hareket kurduklarını açıkladı. “Siyasi Mahkumların Kurtarılması için Ulusal Koordinasyon” adıyla oluşturulan yapı, Tunus muhalefetini uzun süredir zayıflatan iç bölünmeleri aşmayı ve ortak bir mücadele hattı kurmayı hedefliyor.
Yeni koalisyon, 14 Ocak’ta başkent Tunus’ta düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Bu tarih, 2011’de otokrat lider Zine el Abidin Bin Ali’yi deviren ve Arap Baharı olarak anılan halk ayaklanmasının 15. yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle özellikle seçildi.
Organizasyon yetkilileri, bu tarihin bilinçli bir tercih olduğunu belirterek, devrimin ruhunun hâlâ canlı olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada:
“Devrim hâlâ kalplerimizde, zihinlerimizde ve kolektif bilincimizde yaşıyor.” ifadeleri kullanıldı.
”ADALETSİZLİK HERKESE AYNI ACIYI YAŞATIR”
Basın toplantısında konuşan avukat ve insan hakları aktivisti Sana Ben Achour, siyasi tutukluların serbest bırakılması için ortak hareket etmenin hayati önem taşıdığını söyledi. Ben Achour:
“Herkesin tek başına hareket etmesi yerine, daha etkili olabilmek için saha çalışmalarının koordine edilmesi gerekiyor.” dedi.
Tutukluların ideolojik kimliklerine bakılmaksızın aynı mağduriyeti yaşadığını vurgulayan Ben Achour:
“Tutukluların solcu ya da sağcı, laik ya da İslamcı olması fark etmiyor; adaletsizlik herkese aynı acıyı çektirir.” ifadelerini kullandı.
SAİD SONRASI ARTAN TUTUKLAMALAR
Cumhurbaşkanı Kays Said’in Temmuz 2021’de gerçekleştirdiği ve muhalefetin ‘darbe’ olarak nitelendirdiği hamlenin ardından, kendisine geniş yetkiler tanıyan yeni siyasi düzen kapsamında çok sayıda muhalif siyasetçi, avukat, aktivist, gazeteci ve sivil toplum çalışanı tutuklandı ve ağır hapis cezalarına çarptırıldı.

Bu süreç, hem Tunus’taki insan hakları örgütlerinin hem de uluslararası kuruluşların sert eleştirilerine neden oldu. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Af Örgütü, yargılamaların siyasi saiklerle yürütüldüğünü ve hukuki güvencelerin zayıflatıldığını defalarca dile getirdi.
TARTIŞMALI YASALAR VE KOMPLO DAVASI
Muhaliflerin büyük bölümü, “devlete karşı komplo kurmak” suçlamasıyla uzun hapis cezalarına mahkûm edildi. Ayrıca göçmenlere yardım eden insani yardım görevlileri de yargılandı ve tutuklandı.

Aralık ayında tutuklanan avukat ve solcu aktivist Ayaşi Hammami, komplo suçlamasıyla mahkûm edilmesinin ardından başlattığı 43 günlük açlık grevini geçtiğimiz günlerde sonlandırdı.
Uluslararası Af Örgütü, ayaklanmanın yıl dönümünde yaptığı açıklamada, “eleştirel seslerin sistematik biçimde susturulduğunu ve devrimin temel kazanımlarının aşındırıldığını” belirterek, muhaliflere yönelik davaların çoğunun “zayıf ya da kanıtlanmamış delillere dayandığını” vurguladı.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI
Yeni koalisyonun temsilcileri, siyasi tutuklulara karşı kullanılan hukuki araçlar arasında özellikle 2015 tarihli Terörle Mücadele ve Kara Para Aklama Yasası ile 54 sayılı ‘sahte haber’ kararnamesini işaret etti. Bu düzenlemelerin geniş yorumlanarak suistimal edildiği ve ifade özgürlüğünü bastırmak için kullanıldığı belirtildi.
Ayrıca 2004 tarihli Yabancılar ve Pasaportlar Yasası’nın, göçmenlerle dayanışma içinde yapılan insani yardım faaliyetlerini suç haline getirmek için devreye sokulduğu ifade edildi.
BÖLÜNMÜŞ MUHALEFET YENİ BİR BAŞLANGIÇ İŞARETİ Mİ?
Tunus muhalefeti, Said yönetimine karşı uzun süredir ortak bir cephe oluşturmakta zorlanıyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında, ana muhalefet grupları iç anlaşmazlıklar nedeniyle Saied’in iktidara gelişinin dördüncü yılı dolayısıyla ortak bir protesto dahi düzenleyememişti.
Said yönetimine karşı çıkan gruplar arasında; Ennahda hükümetiyle bağlantılı Ulusal Kurtuluş Cephesi, eski rejimin mirasçısı olduğunu savunan Özgür Desturya Partisi ve sol partiler ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren Tunus Haklar ve Özgürlükler Ağı yer alıyor.
Komplo davası nedeniyle tutuklanmadan önce konuşan Ulusal Kurtuluş Cephesi üyesi Chaima Issa, muhalefet içindeki ayrışmayı şu sözlerle eleştirmişti:
“Hareket içinde kinle ve hatta aşağılamayla beslenen bir dışlama ideolojisi var. Bu da birleşmenin önündeki en büyük engel.”
”SUÇ DEĞİL, İNSANLIK”
Yeni kurulan Ulusal Koordinasyon’un, Said’e karşı büyüyen muhalefet içinde önemli bir dönüm noktası olduğu belirtiliyor. Koalisyonun hedefleri arasında; siyasi tutuklulara ses olmak, ailelerine manevi destek sağlamak, davalar hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve insani yardım ile aktivist faaliyetlerin “devlet tehdidi” olarak sunulmasına karşı alternatif bir anlatı oluşturmak bulunuyor. Konferansın sonunda yapılan ortak açıklamada şu mesaj verildi:
“Savunmasız insanları kurtarmak, hakları savunmak ve görüş bildirmek suç değildir.”
Organizatörler, tutuklu ve ailelerine ise “adaletsizliğin sonsuza kadar sürmeyeceği” mesajını iletti.
Kaynak: Middle East Eye

