14 Ocak 2011 akşamı, Tunuslu göstericiler başkent Tunus’un merkezindeki Habib Burgiba Caddesi’nde toplanarak yeni bir siyasi dönemin başlangıcını kutlamış, aynı saatlerde dönemin Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali, ülke hava sahasını terk ederek Suudi Arabistan’a gitmişti.
Bugün, 14 Ocak Devrimi’nin 15. yıl dönümü, Tunus halkı arasında devrimin nedenleri, sonuçları ve mevcut durumun nasıl tanımlanacağı konusunda süren tartışmaların gölgesinde anılıyor.
DEVRİM YANLIŞ MI OKUNUYOR?
İktidara yakınlığıyla bilinen siyaset analisti Abdurrezzak Halluli, Anadolu Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, 14 Ocak’ın Bin Ali rejiminin sona ermesini ve eski cumhurbaşkanının ülkeden ayrılışını simgelediğini belirtti.
Halluli, bazı kesimlerin 14 Ocak’ı devrimin zafer günü olarak gördüğünü ancak bunun “yanlış bir okuma” olduğunu savundu. Gerçek devrimci sürecin 2008’den itibaren biriktiğini, fiili başlangıcın ise 17 Aralık 2010’da Sidi Buzid’de Muhammed Buazizi’nin kendini yakmasıyla başladığını hatırlattı.
Devrimin ilk şehitlerinin büyük bölümünün 17 Aralık 2010 – 12 Ocak 2011 arasında hayatını kaybettiğini vurgulayan Halluli, 14 Ocak sonrası yaşanan siyasi gelişmelerin devrimci ivmeyi zayıflattığını ve hedeflere ulaşılmasını engellediğini öne sürdü.
“DIŞ MÜDAHALE ETKİSİ”
Halluli, Bin Ali rejiminin yıkılışında dış müdahalenin etkili olduğu görüşünü savunarak, Arap Baharı sürecinin Tunus, Libya, Yemen ve Mısır’da benzer şekilde yaşandığını ifade etti. Bin Ali yönetiminin baskıcı yönleri bulunduğunu kabul eden Halluli, buna karşın güvenlik, alım gücü ve yaşam standartlarının devrim sonrası döneme kıyasla daha iyi olduğunu ileri sürdü.
25 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Said’in parlamentoyu feshetmesi, kararnameyle yönetim, yeni anayasa referandumu ve erken seçimleri içeren olağanüstü adımlarını hatırlatan Halluli, Bin Ali’nin devrilmesinin uluslararası, özellikle de ABD kaynaklı bir karar olduğunu iddia etti.
“DÖNÜM NOKTASI”
Halluli’nin görüşlerinin aksine, akademisyen ve devrim aktivisti Lotfi Amduni, 14 Ocak’ı Tunus tarihinde kilit bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Amduni, sivil toplum, sendikalar, insan hakları hareketleri ve siyasi mücadelenin birleşmesiyle Bin Ali rejiminin devrildiğini savundu.
Amduni, bugün de muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve aktivistlerin cezaevinde bulunduğunu, muhalefetin bunu siyasi yargılama olarak gördüğünü ifade etti. Bin Ali dönemindeki görece ekonomik istikrar iddialarının devrimin temel nedeni olmadığını belirten Amduni, esas nedenin yaygın adaletsizlik ve baskı olduğunu vurguladı.
Devrimin özellikle iç bölgelerdeki yoksulluk, işsizlik, bölgesel eşitsizlik ve dışlanmışlık duygusundan beslendiğini kaydeden Amduni, bu bölgelerin halen benzer sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.
“DIŞ MÜDAHALE GERÇEKÇİ DEĞİL”
Amduni, devrimin dış istihbarat servisleri tarafından yönlendirildiği iddialarını reddederek, Tunus’un devrim sonrasında özgürlükler, seçimler ve sivil toplum alanında tarihinin en canlı dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.
Kays Said’in 25 Temmuz 2021 adımlarını bazı kesimler “anayasal darbeye” benzetirken, diğer çevreler bunu 2011 devrim sürecinin düzeltilmesi olarak görüyor. Said ise uygulamalarının anayasaya uygun olduğunu ve özgürlüklere zarar vermediğini savunuyor.
Amduni, Tunus toplumunun artık iki dönemi karşılaştırdığını, 25 Temmuz 2021’i başlangıçta destekleyen bazı kesimlerin dahi zamanla özgürlük ve değişim taleplerine yöneldiğini ifade etti.
Kaynak: AA

