Sudan’da iyilik yapmak ölümle sonuçlanabiliyor. Amira’nın, ülkesinin daha da karanlık bir distopyaya sürüklenmesini engelleyen tek şey gibi görünen gönüllü bir gruba katıldığını annesine söylememesinin nedeni buydu. Her sabah gizlice Sudan’ın Kuzey Kordofan eyaletindeki sürekli değişen cephe hattını geçiyordu. Amira, ülkenin yıkıcı savaşında soykırım da dahil sayısız savaş suçu işleyen paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolündeki bölgeye giriyordu.
“Kimseye, özellikle de anneme, nereye gittiğimi asla söylemezdim. Gizlice giriyorsun ve geri dönmeyi umuyorsun.”
Amira günlerini tecavüze uğramış kadınlar ve çocuklara psikolojik destek vererek geçiriyordu. Hava karardığında ise Sudan ordusunun kontrolündeki bölgeye sessizce geri dönüyordu. Her iki taraf da ona şüpheyle yaklaşıyordu.
“Sürekli sorgulanıyordum. Her gün ifadeye çağrılıyordum. Pazara gittiğimde bile parayı nereden bulduğumu soruyorlardı.”
Dünyanın en ağır insani krizinin yaşandığı Sudan’da, korku ve güvensizlik ortamına rağmen yılın en umut verici hikâyelerinden biri ortaya çıktı. Ülkenin dört bir yanında, sıradan Sudanlılardan oluşan devasa bir taban ağı, Acil Müdahale Odaları (ERR), milyonlarca insana hayat kurtaran gıda ve sağlık hizmetleri sunuyor. Amira’nın annesine katıldığını söylemeye cesaret edemediği yapı işte buydu.
Bu karşılıklı yardım ağındaki insanlar hem HDK hem de Sudan ordusu için doğrudan hedef haline gelebiliyor. Savaş, 2023 yılının Nisan ayında başladığından bu yana iki tarafın toplamda 400 bine kadar insanı öldürdüğüne inanılıyor. Binlerce gönüllünün neredeyse hiçbiri, ERR’lerde çalıştığını arkadaşlarına ya da ailesine söylemedi. Çünkü ilişkilendirilerek hedef alınmaktan korkuyorlar.

Tüm bu tehlikelere rağmen ERR ağı o kadar büyüdü ki, fiilen çökmüş olan devletin yerini almış durumda.
Toplumlara bakım sağlama kapasiteleri, savaşın ikiye böldüğü Sudan’ı birleştirdi. Etnik ve bölgesel ayrımları aşan bir yapı ortaya çıktı. Analistlere göre ERR’ler, Sudan’ın savaş sonrası geleceğinde temel bir rol oynayacak. Bu, 12 milyondan fazla insanı evlerinden eden silahlı aktörlere açık bir reddiye anlamına geliyor. ERR’ler bu yıl Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Kazanamamaları birçok insani yardım çalışanı için şaşırtıcı oldu.
Ancak gönüllüler bunu önemsemedi. Jamal, “Biz sadece yardım etmek istiyoruz.” diyor.
Yine de yardım sağlamak her geçen gün daha tehlikeli hale geliyor. Gönüllüler avlanıyor, yakalanıyor ve gözaltına alınıyor. Bazıları kayboluyor; bazıları işkence görüyor ya da infaz ediliyor. En az 145 gönüllünün öldürüldüğüne inanılıyor. Kaç kişinin tutuklandığı ya da kaybolduğu ise bilinmiyor. Sudan’ın geniş bölgelerinde iletişim altyapısı olmadığı için savaş suçlarını belgelemek mümkün değil. Sudan’ın merkezinden bir gönüllü olan Alsanosi Adam Guardian’a şunları söylüyor:
“Gözdağından ölüme kadar her şeyi göze alıyorsun. İşkence, öldürülme ve aradaki her şey.”
Adam gibi birçok gönüllü, ERR’lere yardım ettikleri için yakın arkadaşlarını kaybetti:
“Güney Kordofanlı bir arkadaşım gözaltına alındı, hapsedildi ve işkence gördü. Sonunda hapishanede gördüğü işkenceler yüzünden hayatını kaybetti.”
El Feşir’deki Shala Hapishanesi’nde yaklaşık 100 gönüllü tutuluyor. Şehir kısa süre önce HDK tarafından, yeni bir vahşet dalgası eşliğinde ele geçirildi.
Samir şöyle diyor:
“Bugün Sudan’da bir insani yardım çalışanıysanız, bu son derece tehlikeli. Tarafsız olmak, bağımsız olmak tehlikeli. Her iki taraf da kendinize bağlılık yemini etmenizi bekliyor.”
HDK’nın gönüllüleri sık sık “siyasi bağlantı” suçlamasıyla dövdüğünü de ekliyor.
Bu sözleri söylerken Amira, Alsanosi ve Jamal hep birlikte başlarını sallıyor. Guardian’ın Londra’daki ofislerinde oturuyorlar; kendilerini öldürmek isteyenlerden 3 bin kilometre uzaktalar. Ancak korkuları hâlâ çok belirgin. Birleşik Krallık’a gizlilik içinde geldiler. Ziyaret, Sudan’daki insani gönüllülerle dayanışma göstermek amacıyla Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi tarafından organize edildi.
Ziyaret sırasında Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’a bilgi verdiler. Cooper daha sonra parlamentoda, tanıştığı “inanılmaz derecede cesur Sudanlı gönüllülerden” söz etti.
Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü:
“Acil Müdahale Odaları, kimsenin ulaşamadığı yerlere hayat kurtaran yardım ulaştırmak için her şeylerini riske atıyor. İnsanlığa hizmetleri olağanüstü.” dedi.
Ziyaretin gizli yürütülmesi, karşı karşıya oldukları tehlikenin bir göstergesi. Sadece Adam fotoğrafının çekilmesini kabul etti. Bu riskler karşısında gönüllü sayısının azaldığı düşünülebilir. Ancak tam tersine, şiddet yayılırken gönüllü sayısı her gün artıyor.
Bugüne kadar 26 bin gönüllü, 21,2 milyon insanın ciddi gıda güvensizliği yaşadığı ve 7 milyon kişinin kıtlık riski altında olduğu bir ülkede destek sunmak için öne çıktı. Gönüllülerin çoğu genç ve yüzde 40’ı kadın. Buna, cinsel şiddet riski de dahil.
Amira, saldırıya uğrama riskinin arttığını kabul ediyor. Ancak tecavüz mağdurlarının hiçbir destek alamadığını öğrendiğinde harekete geçmek zorunda kaldığını söylüyor.
“Bir şey yapmak gerekiyordu. Hiçbir şeyleri yoktu.”
Sudan’da hiçbir şeyi olmayanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Savaş derinleştikçe geleneksel yardım dağıtım sistemleri çöktü. Uluslararası insani yardım kuruluşları birçok bölgeye ulaşmakta zorlanıyor. Bu da yerel ERR gruplarını tek çözüm haline getiriyor.

Gönüllüler Sudan’daki 118 ilçenin 96’sında aktif. 29 milyondan fazla Sudanlı (nüfusun yarısından fazlası) ERR’lerden yemek ya da yardım aldı.
Ancak bu başarı, gönüllüler için riski de artırdı. Hem HDK hem de ordu, ERR’lerin toplumda kazandığı güveni kıskanıyor. Samir:
“Toplumla doğrudan bir bağımız ve ciddi bir etki gücümüz olduğunu biliyorlar. Bu yüzden faaliyetlerimizden korkuyorlar.” diyor.
Jamal, bu güvensizliğin hızla şiddete dönüşebildiğini anlatıyor. Güney Kordofan’da açlıktan kırılan sivillere gıda dağıtırken tutuklandı ve işkence gördü.
“Dövüldüm ve havalandırması olmayan çok küçük bir odaya kapatıldım. Dış güçlerle iş birliği yapmakla suçladılar.” sözlerine yer verdi
Yine de toplum desteği çoğu zaman hayat kurtarıcı oluyor. Jamal, yerel halk protesto etmeseydi hâlâ tutuklu ya da ölü olabileceğini düşünüyor. Jamal:
“Bizi asıl koruyan şey toplumun kendisi. Tutuklandığımda, beni serbest bıraktıran kitlesel toplumsal mobilizasyondu.”
Tüm bu desteğe ve ülkeyi ayakta tutmalarına rağmen ERR’lerin geleceği belirsiz. Finansman ciddi şekilde yetersiz. Yüzde 77’lik bir açıkla çalışıyorlar ve bu da hayati destekleri azaltmalarına yol açıyor.

ERR’ler, Sudan’a yönelik tüm uluslararası yardımların yüzde 1’inden azını alıyor. Oysa yardımı BM ajanslarının maliyetinin çok altında ulaştırabiliyorlar. Bu yıl Amerikan yardımının dondurulmasının ardından, bu zaten düşük olan pay daha da azaldı. Yüzlerce mahalle aşevi kapatılmak zorunda kaldı. Bu yazı yazılırken ERR’lerin önümüzdeki birkaç ayı çıkaracak kadar parası var. Jamal:
“Ama bu yeterli değil”
Yine de ellerindeki kaynakları çok etkili kullanıyorlar. Samir
“Para en çok ihtiyaç olan yerlere yönlendiriliyor. Yer belirleniyor, sonra fon isteniyor.” ifadeleriyle süreci anlatıyor.
Adam, İngiltere ziyaretleri sırasında Cooper’ın kendilerine doğrudan fon sözü verdiğini doğruluyor. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Birleşik Krallık’ın Sudan’a 146 milyon sterlin yardım sağladığını ve bunun ERR’leri destekleyen gruplara da aktarıldığını söylüyor.
2026’da yeni bir Nobel adaylığı olası görünüyor. Ancak Jamal’a göre bu tür bir ödül, prestijden çok güvenlikle ilgili.
“Benim için Nobel Barış Ödülü bir koruma mekanizması. Kazanmak, gönüllülerin daha fazla korunmasına katkı sağlar.”
Amira ise Norveç Nobel Komitesi’nin ona güvenlik sağlamasını bekleyemeyeceğine karar verdi. Cephe hattını gizlice geçtiği bir yılın ardından ailesine gerçeği anlattı. Amira:
“Anneme ne yaptığımı daha açık anlatmaya başladım. Büyük bir rahatlama oldu. Yüzde yüz destekledi. Benimle gurur duyuyor. Hem de çok.”
Kaynak: The Guardian

