Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden savaş, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik yaygın ve sistematik cinsel şiddet iddialarıyla derinleşiyor. Hükümet yetkilileri, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütler, cinsel şiddetin bir savaş aracı olarak kullanıldığına dikkat çekiyor.
Sudan Sosyal İşler Bakanı, Ocak 2026’da yaptığı açıklamada, bakanlık kayıtlarına göre Nisan 2023 ile Ekim 2025 arasında 1800’den fazla tecavüz vakasının tespit edildiğini bildirdi. Vakaların büyük bölümünün, sivillere yönelik ağır ihlallerle suçlanan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne bağlı unsurlara atfedildiği belirtildi.
Afrika Boynuzu’nda kadın hakları alanında faaliyet gösteren SIHA Ağı, Sudan’ın 14 eyaletinde yaklaşık 1300 cinsel şiddet vakasını belgeledi. SIHA’nın raporuna göre vakaların yüzde 87’sinden HDK sorumlu tutuluyor. Örgüt, söz konusu verilerin uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından referans alındığını aktardı.
ÖZELLİKLE KUZEY DARFUR’DA AĞIR İHLALLER
Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar tarafından derlenen tanıklıklar, özellikle Kuzey Darfur eyaletinde ağır ihlallere işaret ediyor. El-Faşir’de, HDK mensuplarının kentin ele geçirilmesi sırasında kadın ve kız çocuklarına tecavüz ettiği, infaz ve kaçırma olaylarının yaşandığı ifade ediliyor.
Cinsel şiddetin Darfur’la sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de aralarında bulunduğu insan hakları örgütleri, toplu tecavüz, cinsel kölelik ve zorla evlendirme vakalarını belgeledi. Bu suçların bazılarının aile bireylerinin gözü önünde işlendiği ve savaş suçu ile insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği vurgulanıyor.
ŞİDDETİN YAYILABİLECEĞİ UYARISI
Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları da cinsiyete dayalı şiddetin geniş çapta yayılabileceği uyarısında bulunuyor. Çatışma ortamında milyonlarca kadın ve kız çocuğunun cinsel şiddet riskiyle karşı karşıya olduğu, mağdurlar arasında çocukların da bulunduğu bildiriliyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Sudan’daki savaş suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturma sürerken, ortaya çıkan bu bulgular ülkede farklı bölgelerde işlendiği iddia edilen ağır insan hakları ihlallerine yenilerinin eklendiğini gösteriyor.
Sudan, Darfur ve Kordofan başta olmak üzere onlarca yıldır iç çatışmalarla mücadele ediyor. 2011’de Güney Sudan’ın ayrılmasının ardından da istikrara kavuşamayan ülke, bugün on binlerce kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği derin bir insani krizle karşı karşıya bulunuyor. Kriz, etnik gerilimler ve HDK gibi paramiliter yapıların güç kazanmasıyla daha da ağırlaşıyor.

