Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Sudan’da iki yılı aşkın süredir devam eden savaşı hakkındaki değerlendirmelerini Anadolu Ajansı muhabiri Ahmed Satti’ye aktardı. Demirtaş, Sudan’ın kaynakları ve konumu nedeniyle başta bulunduğu bölge olmak üzere Türkiye ve Körfez ülkeleri gibi dış aktörler için de önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Çatışmaların devam ettiği Sudan’a saha araştırması için yapan Demirtaş, 15 Nisan 2023’te patlak veren çatışmalar ve neden olduğu insani krize dikkati çekti.
SOSYAL MEDYADA CİDDİ BİR BİLGİ KİRLİLİĞİ VAR
Bir hafta boyunca Sudan’ın doğusundaki Port Sudan, Kuzeydeki Nil Nehri eyaletinin Atbara şehri ile başkent Hartum’da saha araştırması yapan Demirtaş, şunları kaydetti:
“Bu şehirlerde Sudanlılarla görüştük. Hem yerel halkla hem yetkililerle çeşitli görüşmelerimiz oldu. Son duruma ilişkin bilgiler aldık. O bilgiler kapsamında kendi çıkarımlarımız ve gözlemlerimiz oldu. Sahayla verilen bilgilerin uyumlu olup olmadığını da test etme imkanı bulduk. Hem geleneksel medya hem uluslararası medya hem sosyal medya alanında söylenenlerin ne kadar gerçek, ne kadar dezenformasyon içermiş olduğunu da kendi gözlerimle tespit etmiş oldum.”
Demirtaş, HDK’nin büyük çaplı yağmalar gerçekleştirdiğinin açıkça görüldüğünü; özellikle Hartum’a yaklaştıkça yol kenarlarında araçların lastiklerinin söküldüğünü, bazı araçların ise büyük oranda yağmalandığını ve tüm bunların sistematik bir şekilde, uzman kişiler tarafından bilinçli olarak yapıldığının anlaşılabildiğini belirtti.
Sudan’da yeni sivil bir başbakanın atanmasının önemli bir gelişme olduğunun altını çizen Demirtaş, bunun Sudan’ın geleceği ve toplumun görmek istediği tablo açısından olumlu olduğunu dile getirdi.
Sudan’da bir an önce istikrarın tesis edilmesini temenni ederek Türkiye’nin her zaman olduğu gibi Sudan’ın yanında olacağının altını çizdi.
BAŞKENT’İN BÜYÜK KISMI YIKILMIŞ DURUMDA
Demirtaş, Hartum’un merkezinin tamamen HDK tarafından yıkıldığını, yağmalandığını; neredeyse tüm evlere girildiğini, binaların ağır silahlarla tarandığını ve roketatarlarla saldırıya uğradığını, devlet kurumlarıyla birlikte tüm evlerin tahrip edilerek kullanılamaz hale getirildiğini ifade etti.
Bununla da kalınmadığını, sadece silahlarla zarar verilmediğini belirten Demirtaş, binalardaki elektronik cihazların söküldüğünü, elde edilen kablo ve bakır tellerin farklı ülkeler üzerinden yasa dışı yollarla yurt dışına satıldığını ve tüm bunların ekonomik kaynak sağlama amacıyla yapıldığının sahada çok net bir biçimde gözlemlendiğini kaydetti.
İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN KANITLARI OLDUĞU GİBİ DURUYOR
Saha gezisi sırasında bölgede işlenen insan hakları ihlallerinin açık şekilde göründüpünü belirten Demirtaş durumu şu şekilde aktardı:
“İnsanlık suçlarının işlendiğine dair çeşitli emarelerin de hala izlerinin olduğu görülüyor sokaklarda. İbadethaneler dahil olmak üzere yakılan, yıkılan yerler var. Bununla beraber bu yapıların içinde görülen ve geriye kalan izler var. Dolayısıyla burada büyük bir savaş suçunun işlendiği net şekilde görülüyor. Neler yapıldığına sahada sokak sokak gezerek şahit olduk diyebiliriz. Dikkatimi çeken önemli noktalardan bir tanesi havalimanının tekrardan restore edilmeye yönelik çalışmaların başlamış olması. Bu, bir anlamda çok önemli bir gelişme. Çünkü Hartum’un tekrardan uluslararası ve ulusal anlamda ya da bölgeyle ilişkileri bağlamında tekrardan ayağa kalkmasının önemli unsurlarından biri olacak.”
Tunç Demirtaş, Sudan’ın Doğu Afrika’da jeopolitik açıdan önemli bir ülke olduğunun altını çizerek Sudan’ın hem çevre ülkeler hem de Kızıldeniz’in ötesindeki Körfez ülkeleri tarafından ilgiyle takip edildiğini ve Türkiye’nin köklü tarihi bağlara sahip olduğu ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.
HALK, SUDAN’I İSTİKRARSIZLAŞTIRAN DIŞ AKTÖRLERİN FARKINDA
Demirtaş,“Sudan, küresel ve bölgesel güç mücadelesinin ve rekabetin yoğun olarak hissedildiği ülkelerden biri haline dönüştü.” sözlerine yer verdi. Başta Sudanlıların ardından bölgedeki savaşı takip eden halkların, savaşın sürmesine neden olan dış aktörlerin farkında olduğunu belirtti. Demirtaş:
“Burayı istikrarsızlaştıran aktörler, halk tarafından biliniyor. Ayrıca uluslararası toplum tarafından da artık net bir şekilde ifade ediliyor.” değerlendirmesini yaptı.
Dr. Demirtaş, “Gözlemlediklerimden biri de Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yönelik toplumda ciddi anlamda bir tepki oluştuğu. Nitekim Sudanlıların bu aktöre yönelik uluslararası baskının artması için bir talebi sürekli olarak ifade ediliyor. Bu tepkilerle beraber jeopolitik bağlamda Kızıldeniz ve Afrika’daki güç mücadelesinin farklı boyutlarının Sudan üzerinden kesiştiği görülüyor.” sözleriyle sahadaki gözlemini aktardı.
Ayrıca Sudan’da çok büyük yatırım ve ekonomik potansiyellerin olduğuna dikkati çeken Demirtaş, “Çok verimli topraklar var. Bu toprağın üstünde bulunan bir insan kaynağı var, toprağın altında bulunan altından tutun çeşitli kıymetli kritik mineraller ve diğer madenlere kadar Sudan açısından çok büyük bir zenginlik kaynağı.” dedi.
SUDAN YENİDEN İNŞA İÇİN GEREKLİ POTANSİYELE SAHİP
Demirtaş, Sudan’ın kendi kendini inşa edebilecek potansiyele sahip olduğunu hatırlatarak buradaki istikrarsızlıkların, terör örgütleri için kullanışlı alanlar oluşturduğunu ve buradaki istikrarsızlığın bitmesinin küresel güvenliği de etkileyebilecek çeşitli sorunların da önüne geçmesi açısından da büyük bir fırsat sağlayacağını belirtti.
Türkiye-Sudan ilişkilerinin sadece iki ülkenin ilişkilerine indirgenecek bir ilişki olmadığını vurgulayan Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim burada bir bakiyemiz var. Türkiye Cumhuriyeti olarak Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan köklü geleneklere dayalı bir ilişkimiz söz konusu. Yaşanan krizle beraber ekonomik ilişkilerde ciddi anlamda bir daralma söz konusu oldu. Ayrıca savaşın Türk Hava Yolları’nın (THY) seferlerinin durmasına da sebep olduğunu gördük. Sahadaki gerekli şartlar sağlandığında THY’nin Port Sudan’a seferlerinin yeniden başlaması bekleniyor. THY, Türkiye açısından bir bayrak taşıyıcı marka olarak bulunmakta ve Türkiye’nin her zaman bayrağını farklı ülkelerde dalgalandıran bir şirket. Dolayısıyla Sudan’da THY’nin olması Sudan açısından önemli bir destek olacak. Ayrıca Ziraat Katılım Bankası’nın burada bulunması, Türk şirketlerinin buraya gelmesi, güvenle ticaretini yapabilmesi açısından da çok büyük fırsatlar ortaya çıkaracaktır.”
Demirtaş: “İnsanlar bizi gördükleri zaman, yüzlerindeki gülümseme, bize gönülden sarılmaları, samimiyetlerinin gözlerine yansıması, çok kıymetli. ‘Selamünaleyküm’ dediğimizde karşı taraftan samimiyetle ‘Aleykümselam Türki’ deyip kucağını açıp karşılık verdiğini gördük.” sözleriyle körfez ülkelerine büyüyen tepkinin aksine, Türkiye’ye karşı sevgi ve kardeşliğin devam ettiği ve Sudan’ın inşa sürecinde bu kardeşliğin güçlenmesi için bir fırsat doğurduğu ifade edildi.
Kaynak: AA

