Rusya, Sahra Çölü’nün kenarında yer alan ve elektriğinin çoğunu ithal eden uranyum zengini Nijer’de nükleer enerji santrali kurma olasılığını gündeme getirdi. Bu fikir, belki pratik olmayabilir ve hayata geçmeyebilir; ancak Moskova’nın Batılı ülkeler karşısında jeopolitik avantaj sağlamaya çalıştığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Nijer, tarihsel olarak uranyumunu Fransa’ya ihraç ediyordu, fakat askeri yönetim ülke ile eski sömürgeci güç arasındaki bağların kesilmesi taraftarı. Haziran ayında Fransız nükleer grubu Orano tarafından işletilen uranyum madenciliği ulusallaştırıldı ve bu durum Rusya’nın yeni bir partner olarak öne çıkmasına kapı araladı.
Rusya, enerji üretimi ve tıbbi uygulamalara odaklanan bir iş birliği anlaşması kapsamında yerel uzmanlık eğitimi de sunmayı planlıyor. Eğer gerçekleşirse, bu Batı Afrika’daki ilk nükleer enerji projesi olacak. Henüz bu yolun ne kadar ilerleyeceği belirsiz, fakat Moskova, yerel halkın tepkilerini doğru okuyarak ilk adımı atmış görünüyor.
NİJER URANYUMUNUN EN BÜYÜK ALCISI FRANSA’YDI
Orano, 50 yılı aşkın süredir Nijer’in uranyumunu çıkararak Fransa’nın enerji stratejisinin temelini oluşturan nükleer sektör için tedarik sağlıyordu. 2018’e kadar Areva adıyla bilinen şirket, şu anda tedarikinin çoğunu Kanada ve Kazakistan’dan sağlıyor ve Moğolistan ile Özbekistan’da yeni projeler yürütüyor. Nijer bağlantısı hem politik hem de kültürel açıdan büyük önem taşıyordu. Fakat Fransa, sadık Afrika tedarikçisine nükleer enerji bilgisini paylaşmamıştı. Nijer ise büyük ölçüde kömürle elektrik üretiyor ve elektriğini Nijerya’dan ithal ediyordu. Nijer ile Fransa arasındaki ilişkinin kopması, Moskova’ya, ne kadar uzak bir ihtimal olursa olsun, bir nükleer gelecek vaadi sunma fırsatı verdi. Bu, uzun yıllar bölgede faaliyet göstermiş olan Areva/Orano’nun başaramadığı bir şeydi.
Rusya Enerji Bakanı Sergei Tsivilev, 28 Temmuz’da Niamey ziyaretinde:
“Görevimiz sadece uranyum madenciliğine katılmak değil. Nijer’de barışçıl atom enerjisinin geliştirilmesi için eksiksiz bir sistem yaratmalıyız” sözlerine yer verdi.
Elbette bu tamamen bir fedakarlık değil. Bu girişim, Rusya’ya ekonomik faydalar sağlıyor ve Sahel bölgesindeki Batı etkisini azaltma yönündeki daha geniş politikasının bir parçası. Ruslar, dünyanın en büyük uranyum yataklarından biri olan Imouraren’de madeni geliştirme fırsatı bulabilir.
Fransızların bu alanı geliştirme planı, 2011’de Japonya’da gerçekleşen Fukuşima nükleer kazasından sonra dünya uranyum talebinin düşmesi nedeniyle ertelenmişti. 2023 ortasında plan tekrar canlandırıldı, fakat birkaç hafta sonra iktidarı ele geçiren askeri cunta Orano’nun Imouraren’deki haklarını iptal etti.
Bu kritik varlığa sahip olmak, Rusya’nın küresel uranyum üretimindeki konumunu daha da sağlamlaştıracak. Uranyum, nükleer enerjinin sera gazlarını azaltmadaki rolü açısından kritik bir madde haline geldi.
HALK, SADECE HAMMADDE SATIŞI YAPILMASINA KARŞI
Ruslar, Orano’nun Arlit’teki Sominak madeninden ihraç için bekleyen bin 400 tona kadar yarı işlenmiş uranyum “yellowcake”in tamamını ya da bir kısmını uygun bir fiyata alma şansına sahip olabilir. Batı Afrika bölgesel bloğu Ecowas, 2023 Temmuz’unda Nijer’deki sivil Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum’un devrilmesinin ardından ticari ambargo uygulamıştı. Ancak yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yeni askeri rejim, Orano’nun sevkiyatlara yeniden başlamasını engelledi.

Bir dönem Çin de bu konsantreden bazılarını almak için ilgi göstermişti. Nijerliler, İran ile de görüşmeler yapmış, ancak ABD bu yönde bir satış girişimini engellemişti.
Tsivilev’in çizdiği Nijer nükleer santrali tablosu büyük teknik, ekonomik ve güvenlik sorularını beraberinde getiriyor. Bölgede cihatçı silahlı gruplar büyük alanları kontrol ediyor; Mali ve Burkina Faso’da durum güvenli değil.
Bir nükleer santralin inşası yıllar sürebilir ve büyük bir sermaye yatırımı gerektirir. İşletmeye alındığında ise büyük ve güvenli bir enerji kaynağı gerekir. Ayrıca, bu tür bir tesisin maliyetli elektrik üretecek tüketiciye sahip olup olmaması da önemlidir.
Ancak bu teknik sorular, yerel halkın Fransa’ya karşı duyduğu hoşnutsuzluğu gölgede bırakıyor. Nijerliler, uranyumlarını sürekli olarak yalnızca hammadde tedarikçisi olarak sunmak zorunda kalmalarından rahatsız. Fransa, onlara daha gelişmiş bir sanayi düzeyine ulaşma umudu vermemişti.
MADENCİLİKTE YENİ KURALLAR
Mali ve Burkina Faso’daki müttefik askeri yönetimler, Afrika egemenlik vizyonlarını altın gibi büyük ihracat ürünlerine uygulamıştı. Yeni madencilik kuralları, yabancı yatırımcılara yerel iş ortaklarıyla daha büyük roller vermeyi ve üretimin bir kısmının yerel olarak işlenmesini zorunlu kılıyor. Böylece iş ve kâr ülke içinde kalıyor.
Nijer de sert bir duruş sergiliyor. Orano’nun operasyonlarının kapatılması ve ulusallaştırılması, karşılıklı suçlamalarla çevrili. Hükümet ve şirket birbirini engellemekle suçladı. Orano’nun ülke müdürü Ibrahim Courmo, Mayıs’tan beri suçlamasız olarak gözaltında tutuluyor.
Bugün iktidarda olan cunta, Fransa’nın Nijer’deki uranyum madenciliği dönemini sona erdirmekte kararlı. Bir yetkili, Le Monde gazetesine Orano’nun “ülkemizin doğal kaynaklarını sömürdüğünü” söyledi. Rusya’nın Nijer’de sunduğu nükleer bilim iş birliği ve enerji üretimi önerilerinin somut olarak ne kadar gerçekleşeceğini kestirmek zor. Ancak bir gerçek var: Nijer’de siyasi atmosferi doğru okuyan taraf Rusya oldu.
Kaynak: BBC