Wagner paralı asker grubunun yerine geçen yeni Rus askeri birimi, Mali ordusuyla birlikte aşırı grupları avlarken tecavüz ve kafa kesme gibi ihlaller gerçekleştiriyor. Çatışmadan kaçan onlarca sivil bu durumu Associated Press’e anlattı. Mültecilerin verdiği bilgilere göre Afrika Kolordusu, Wagner ile aynı yöntemleri kullanıyor. Bu açıklamalar ise uluslararası medyada ilk kez yer alıyor. İki mülteci, “beyaz adamların” köyleri yaktığı videoları gösterdi. İki kişi ise kaybettikleri yakınlarının karaciğer ve böbrekleri çıkarılmış halde bulunduğunu söyledi. Bu tür vakalar AP’nin Wagner döneminde daha önce bildirdiği ihlallerle benzerlik taşıyor.
Bölgeden kaçan Malili bir köy muhtarı:
“Bu tam anlamıyla yakıp yıkma politikası” diyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Askerler kimseyle konuşmuyor. Gördükleri herkesi vuruyorlar. Soru yok, uyarı yok. İnsanlar neden öldürüldüklerini bile bilmiyor.”
Batı Afrika’nın geniş Sahel bölgesi, binlerce insanın öldürüldüğü dünyadaki en ölümcül aşırılık merkezi haline geldi. Mali, Burkina Faso ve Nijer’deki askeri yönetimler, El Kaide veya IŞİD bağlantılı savaşçılarla mücadele için Batı’dan uzaklaşıp Rusya’ya yöneldi. Afrika Kolordusu altı ay önce Wagner’in yerini aldığında, yorgun düşen siviller daha az şiddet ve vahşete şahit olmayı umuyordu. Ancak Birleşmiş Milletler, çatışmada tüm tarafların sivillere kötü davrandığını belirtiyor.

AP, son aylarda çatışmaların yoğunlaşmasıyla binlerce Malilinin kaçtığı Moritanya sınırına kısıtlı erişim sağladı. AP, keyfi öldürmeler, kaçırmalar ve cinsel saldırıları anlatan 34 mülteciyle konuştu. Çoğu misilleme korkusuyla kimliğinin açıklanmaması şartıyla bilgi verdi. Bir köy muhtarı şöyle diyor:
“Aynı adamlar bunlar. Hükümet tarafından para alıyorlar ve katliamlara devam ediyorlar. Wagner ile Afrika Kolordusu arasında hiçbir fark yok.”
Mali yetkilileri ne Wagner’in ne de Afrika Kolordusunun varlığını hiç kabul etmedi. Ancak Rus devlet medyası son haftalarda Mali’den haberler yayınlayarak Afrika Kolordusunu “ülkeyi teröristlerden koruduğu” için övdü. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise birimin “Mali makamlarının talebi üzerine” eskortluk, arama kurtarma ve başka görevler yürüttüğünü doğruladı.
Rusya Savunma Bakanlığı ise AP’nin sorularına yanıt vermedi.
”YEREL HALKA RUSÇA KÖPEK DİYE BAĞIRIYORLARDI”
Sabahın erken saatleriydi. Mougaloa tatlı siyah çay hazırlıyordu ki silah sesleri duydu. Saniyeler sonra maskeli beyaz adamlarla dolu iki araç çadırının önünde durdu. Yabancı bir dilde bağırıyorlardı. Kuzey Malili bir çoban olan Mougaloa, son on yılda pek çok korkuya tanık oldu. Ancak ona göre bu adamlar kadar vahşi kimse olmamıştı. Silahlı adamlar daha önce de gelmişti. Aile genellikle duyunca kaçardı. Ancak üç ay önce yakalandılar.
Adamlar, Mali askerleriyle beraber gelmişti. 20 yaşındaki oğlu Koubadi’yi yakaladılar. Askerler ona militan görüp görmediğini sordu. “Hayır” deyince bayılana kadar dövdüler. Ardından Mougaloa izlerken oğlunun boğazını kestiler.
Aile kaçtı ancak silahlı adamlar onları Ekim sonunda yeniden buldu. Bu kez soru sormadılar. Maske takıyor ve askerî üniforma giyiyorlardı. Ailenin hayvanlarından takılarına kadar her şeyini aldılar. Ve sürekli tek bir kelime tekrarladılar: “pes” (Rusçada köpeğe yönelik aşağılayıcı bir ifade.)

16 yaşındaki kızı Akhadya’yı sürüklediler. Kız direnmeye çalışıyordu. Sonra gözleri daha büyük kız Fatma’ya takıldı. Onu görünce Akhadya’yı bıraktılar ve Fatma’yı çadırına götürdüler. Mougaloa düşünmeden Akhadya’nın elini tuttu ve koşmaya başladı. Fatma’yı arkalarında bıraktılar. O günden beri haber alamadılar. Titreyerek, “Çok korktuk. Umarız bir gün buraya gelir” diyor.
Mali ordusundan ve Rus müttefiklerinden korkarak kaçan Moyme, Moritanya’daki Mbera kampında fotoğraf çektiriyor. Başka Fulani kadınlar ise Fassala kampında güvenlik arıyor.
Douankara’daki bir sağlık kliniği önünde yardımla yürüyen bir kadın görülüyor. Uzmanlar, ülkenin uzak bölgelerinde öldürülen ve saldırıya uğrayanların sayısını bilmenin imkânsız olduğunu söylüyor. Gazeteciler ve yardım ekipleri Mali’ye giderek daha az erişebiliyor.
Moritanya’daki BM Mülteci Ajansı temsilcisi Şükrü Cansızoğlu şöyle diyor:
“Çok sayıda kişi tecavüze uğruyor, saldırıya uğruyor, öldürülüyor. Aileler parçalanıyor, bu açık. Failin kim olduğunu net tespit etmek bazen çok zor.”
Siviller hem militanların hem Afrika Kolordusu ve Mali askerlerinin baskısı altında. ACLED’den Heni Nsaibia durumu şöyle özetliyor:
“İnsanlar iki ateş arasında sıkışmış durumda.”
JNIM’in tahliye emirlerine uymazlarsa militanlar tarafından cezalandırılıyorlar. Kaçarlarsa ordu ve Afrika Kolordusu onları JNIM destekçisi sayıyor. Mougaloa’nın ailesi bunu bizzat yaşadı.
“Eğer orduya cihatçı gördüğünü söylemezsen ordu seni öldürür. Ama söylersen, bu kez cihatçılar seni bulup öldürür.”
AFRİKA KOLORDUSU HAKKINDA SORU İŞARETLERİ
Wagner 2021’de düşük bütçeli Mali ordusuna katıldığında sivillere yönelik ihlaller arttı. Güvenlik uzmanlarına göre Mali, Wagner’e aylık yaklaşık 10 milyon dolar ödüyordu. Grup resmî olarak Kremlin’e bağlı olmasa da Rus istihbaratı ve ordusuyla yakın bağları vardı.
Wagner lideri Yevgeny Prigojin 2023’te kısa isyan sonrası gerçekleşen uçak kazasında öldüğünde, Moskova Wagner’e rakip olarak Afrika Kolordusunu geliştirmeye başladı. Mali ile yeni anlaşmanın koşulları bilinmiyor. Birimde kaç savaşçı olduğu da net değil. Uzmanlar yaklaşık 2 bin kişi olduğunu tahmin ediyor.
Afrika Kolordusu’nun tamamı Ruslardan oluşmuyor. Bazı mülteciler, yabancı diller konuşan siyah adamlar gördüklerini söyledi. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin raporuna göre birlik, Rusya, Belarus ve Afrika ülkelerinden savaşçı devşiriyor.
Afrika Kolordusu ile Mali ordusu, özellikle büyük altın rezervlerinin bulunduğu Mali’nin kuzeyinde ortak operasyonlarını artırdı. Nsaibia’ya göre Ruslara atfedilen sivil ölümleri bu yıl düştü (şu ana kadar 447 ölüm, geçen yıl ise 911’di). Ancak, insanlar güvenlik endişesiyle rapor etmekten korkuyor, bu yüzden gerçek ölçek daha büyük olabilir.
Artık dış gözlem çok az. BM barış gücü 2023’te hükümet baskısıyla çekildi. Mali’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden ayrılması soruşturmayı daha da zorlaştırdı. BM İnsan Hakları uzmanı Eduardo Gonzalez Cueva, Mali yetkililerinden bu yıl iki kez ziyaret izni istediğini ve soru listesi gönderdiğini ancak yanıt alamadığını söylüyor. Mart ayında BM’ye sunduğu raporda şunu belirtiyor:
“Hükümet, ihlallerle ilgili soruşturmaları askerlerin moraline zarar verdiği gerekçesiyle uygun görmüyor. Ancak cezasızlık nedeniyle ciddi hak ihlalleri hızla artıyor.”
”SADECE ADI DEĞİŞTİ”
Wagner çekildiğinde bazı mülteciler eve dönmeye karar verdi. Fakat geri döndüklerinde hiçbir şeyin değişmediğini gördüler. Bocar isimli mülteci bebeğini kucağında tutarak konuşuyor:
“Aynı şeydi. Cesetlerde yine organlar yoktu.”
2023’te kaçmadan önce Lere’de öldürülen veya kaçırılan erkekleri saymış. Liste 214 kişiye ulaşmış.
“Afrika Kolordusu geldikten sonra sadece isim değişti.Kıyafetler, araçlar, insanlar aynı kaldı. Yöntemler de aynı kaldı, hatta daha kötü oldu. Bu yüzden yine kaçtık.”
Başka mülteciler, Ruslardan o kadar korktuklarını söylüyor ki motor sesi duyduklarında ağaçlara tırmanıp saklanıyorlar.
Bir kadın, Wagner savaşçılarından kaçarken üç aylık bebeğini evde unuttuğunu itiraf ediyor. Saatler sonra döndüğünde bebeği kapının önünde yatarken bulmuş. Minik elleri sıkılı haldeymiş.

“Öyle korktum ki bebeğim olduğunu unutmuşum.” diyor.
Hukuk uzmanlarına göre Wagner’den Afrika Kolordusuna geçiş, Rus hükümetini savaşçıların eylemlerinden doğrudan sorumlu kılıyor. UC Berkeley İnsan Hakları Merkezi’nden Lindsay Freeman şunu söylüyor:
“Yeniden markalanmaya rağmen personel, komutanlar, taktikler ve hatta armalar arasında Wagner ile Afrika Kolordusu arasında çarpıcı bir süreklilik var.”
Afrika Kolordusu Rus Savunma Bakanlığına bağlı olduğu için, uluslararası hukuk açısından Rus devletinin bir organı sayılıyor. Freeman’a göre bu:
“Afrika Kolordusunun Mali’de işlediği savaş suçlarının esasen Rus hükümetine atfedilebileceği.” anlamına geliyor.
”HAYATIN ANLAMI KALMADI”
Beyaz adamlar kısa süre önce Kurmare köyüne geldiğinde herkes kaçmış. Sadece Fatma kalmış. Silah sesleri duyulduğunda 18 yaşındaki kızı nöbet geçirip yere yığılmış. Fatma, onu yalnız bırakamamış. Adamlar köyü yağmalayıp kaçanlara ateş açarken yanında kalmış. Silahlı adamlar ev ev dolaşıp kadınların takılarını almış, erkekleri öldürmüş. Fatma’nın evine girince kızının ölmüş olduğunu sanıp ona dokunmamışlar.
Fatma uğradığı şiddeti konuşmak istemiyor. “Bu benimle Tanrı arasında” diyor, titreyerek.
Adamlar ayrıldıktan sonra oğlunun cesedini bulmuş. O, dükkânındayken vurulmuş. Sonra yaralı kardeşini bulmuş. Moritanya’ya doğru yola çıkmışlar ancak nöbet geçirmeye devam eden kızı yolda ölmüş.
“Çatışma başlamadan önce gücüm vardı, cesurdum.” diye fısıldıyor Fatma. Şimdi ise “hayatın hiçbir anlamı yok.”

Fatma ve ailesi Fulani etnik grubuna mensup. Mali hükümeti bu topluluğu militanlarla ilişkili olmakla suçluyor. Bazı Fulani gençlerinin silahlı gruplara katıldığı biliniyor. Ancak siviller çoğu zaman her iki tarafın da hedefi oluyor. Fatma’nın söylediğine göre, köylerinde öldürülen ya da yaralanan hiç kimse militan değildi. “Ne yaptık da bunu hak ettik bilmiyorum” diyor.
Moritanya’da ise anılar peşini bırakmıyor. Uyuyamıyor, nefes almakta zorlanıyor. Sık sık göğsünü tutuyor. Vaktinin çoğunu, kızının elinde kalan tek fotoğrafına bakarak geçiriyor.
“Sadece yaşıyor gibi görünen biriyim. Aslında yaşamıyorum.” diyor.
Kaynak: AP

