Pakistan, Libya’da doğuyu kontrol eden General Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na (LNA) Çin ile ortak üretilen savaş uçakları da dâhil olmak üzere 4 milyar doları aşan askeri teçhizat satışı için anlaşma imzaladı. Reuters’ın aktardığına göre anlaşma, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir’in geçtiğimiz hafta Bingazi’ye yaptığı ziyaret sırasında kesinleşti.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Syed Asim Munir, Mayıs ayı sonunda Bingazi’de, General Halife Haftar’ın oğlu Saddam Haftar ile bir araya geldi. Görüşmede, Pakistan’ın Libya Ulusal Ordusu’na kapsamlı bir silah paketi satmasını öngören anlaşmaya son şekli verildi. Reuters’a konuşan Pakistanlı yetkililere göre anlaşmanın toplam hacmi 4 ila 4,6 milyar dolar arasında ve bu, Pakistan tarihinin bugüne kadarki en büyük silah ihracatı anlaşması olma özelliğini taşıyor.
ANLAŞMANIN İÇERİĞİ NE?
Reuters’ın gördüğü taslak anlaşmaya göre LNA, Pakistan ve Çin tarafından ortak geliştirilen 16 adet JF-17 çok amaçlı savaş uçağı ile pilot eğitimi için kullanılan 12 adet Super Mushak eğitim uçağı satın alacak. Anlaşma yalnızca hava unsurlarıyla sınırlı değil; kara, deniz ve hava kuvvetlerini kapsayan geniş bir askeri teçhizat paketi içeriyor. Teslimatların iki buçuk yıla yayılarak yapılması planlanıyor.
Pakistanlı bir yetkili, anlaşmanın kapsamına ilişkin olarak, “Bu paket Libya Ulusal Ordusu’nun tüm kuvvet yapısını güçlendirmeyi hedefliyor” ifadesini kullandı.
MUNİR’DEN DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR
Mareşal Asim Munir, Bingazi ziyareti sırasında Hafter’a ve LNA subaylarına hitaben yaptığı konuşmada sert ve ideolojik mesajlar verdi. Munir, Hafter’in oğlu Saddam ile görüşmesinde:
“Lütfen silahlı kuvvetlerinizi olabildiğince güçlü hale getirin, çünkü silahlı kuvvetler ülkelerin varlığını garanti altına almıştır.” sözlerine yer verdi.
LNA subaylarına hitaben yaptığı ve video kaydına da yansıyan konuşmasında ise Libya’nın tarihine atıfta bulunan Munir, “Libya aslanlar diyarıdır.” ifadelerini kullandı. Munir bu sözleriyle, 1920’li ve 1930’lu yıllarda İtalyan işgaline karşı direnişin sembol ismi olan ve 1981 yapımı Çöl Aslanı filminde Anthony Quinn tarafından canlandırılan İslam âlimi Ömer el-Muhtar’a gönderme yaptı.
LİBYA’DAKİ GÜÇ DENGELERİ NASIL ETKİLENECEK?
Uzmanlara göre bu anlaşma, fiilen ikiye bölünmüş durumdaki Libya’da askeri dengeyi önemli ölçüde değiştirebilir. Ülkenin doğusunu Hafter kontrol ederken, batıda ise Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ve Trablus’ta Başbakan Abdülhamid Dibeybe’nin başında bulunduğu hükümet bulunuyor. Her iki tarafın da güçlü ve düzenli bir hava kuvvetine sahip olmadığı biliniyor. Bu nedenle JF-17 savaş uçaklarının LNA envanterine girmesi, Hafter’e sahada ciddi bir üstünlük sağlayabilir.
LİBYA’DAKİ İÇ SAVAŞIN ARKA PLANI
Halife Haftar, 2019 yılında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır ve Rusya’nın desteğiyle Trablus’u ele geçirmek için büyük bir askeri harekât başlatmış, ancak bu girişim başarısız olmuştu. Türkiye, Trablus hükümetini savunmak amacıyla Libya’ya askeri danışmanlar, paralı askerler ve Bayraktar TB2 insansız hava araçları göndermişti. Ankara ayrıca Trablus yönetimiyle tartışmalı bir deniz yetki alanları anlaşması imzalamıştı.

Dibeybe, 2021 yılında ülkeyi seçimlere hazırlamak üzere BM destekli süreçle başbakanlığa getirilmişti. Ancak seçimler yapılmadı; Dibeybe, Trablus’taki güçlü milislerle yakın ilişkiler kurarak iktidarını sürdürdü.
2011’de NATO öncülüğünde Muammer Kaddafi’nin devrilmesinden bu yana Libya, Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında vekâlet savaşlarının sahnesi oldu. Son yıllarda ise bu cepheleşmeler giderek bulanıklaştı.
DEĞİŞEN İTTİFAKLAR VE BÖLGESEL GERİLİMLER
Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, son dönemde Trablus yönetimiyle ilişkilerini geliştirirken, Türkiye de Haftar’la dolaylı temas kurmaya çalıştı. Bu yıl Halife Haftar’ın Türkiye’yi ziyaret etmesi gündeme gelmiş, ancak ziyaret gerçekleşmemişti.
İslamabad’ın bu silah satışı kararı, Türkiye ile ilişkiler açısından da hassas bir dosya olarak görülüyor. Türkiye, Keşmir meselesinde Pakistan’ı açık şekilde desteklerken, Pakistan da savunma sanayiinde Çin’in ardından Türkiye’yi önemli bir tedarikçi olarak görüyor. Buna rağmen Pakistan’ın Hafter’e büyük çaplı silah satışı, Ankara’da rahatsızlık yaratabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
SUDAN, DARFUR VE HAFTER BAĞLANTISI
MEE’nin daha önceki haberlerine göre Libya’nın güneydoğusu, Sudan’ın Darfur bölgesiyle sınır komşusu ve Hafter, Sudan’daki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) silah sevkiyatını kolaylaştırdı. Haziran ayında Arap yetkililer, Hafter’e bağlı güçlerin HDK ile birlikte, Kahire’nin desteklediği Sudan ordusuna karşı sınır ötesi saldırılar düzenlediğini açıklamıştı. Bu durum, Hafter ailesi ile Mısır arasındaki ilişkilerin de gerilmesine yol açtı.
PAKİSTAN’IN YÜKSELEN SİLAH İHRACATI HEDEFİ
Ekonomik olarak zor bir dönemden geçen Pakistan, silah ihracatını artırmayı stratejik bir hedef haline getirmiş durumda. Mayıs ayında Hindistan ile yaşanan ve can kayıplarına yol açan askeri çatışmada Pakistan ordusunun kullandığı teçhizatın performansı, İslamabad yönetimini yeni pazarlara yöneltti.
Her ne kadar Libya’ya 2011’den bu yana BM silah ambargosu uygulanıyor olsa da, ülkeye yıllardır çeşitli kanallardan silah akışı devam ediyor.
Diğer yandan Pakistan’ın ABD ile ilişkileri de son dönemde iyileşme gösterdi. Donald Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesinin ardından temaslarını artıran Pakistan yönetimi, Washington’la bağlarını güçlendirmeye çalışıyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Ekim ayında Mısır’da Gazze ateşkesiyle ilgili bir törende Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiğini açıklamıştı.
Pakistan’da fiili olarak en etkili isimlerden biri olarak görülen Mareşal Munir’in, bu yıl Trump’la iki kez görüştüğü ve Gazze konusunu ele almak üzere üçüncü bir Beyaz Saray ziyareti planladığı belirtiliyor. Bu tablo, Pakistan’ın Libya’ya yönelik silah satışının yalnızca ticari değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri etkileyen çok katmanlı bir hamle olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Ajanslar

