Mısırlı düşünür ve gazeteci Fehmi Huveydi, İsrail’in Gazze’de varılan ateşkes anlaşmasını kasıtlı olarak işlemez hale getirmeye çalıştığını, Türkiye’nin ise Filistin meselesinde siyasi ve ahlaki açıdan “onurlu ve belirleyici” bir rol üstlendiğini söyledi. Huveydi, Anadolu Ajansı’na verdiği kapsamlı röportajda Gazze ateşkesinden İran’daki gelişmelere, Türkiye-Mısır ilişkilerinden bölgesel ittifak arayışlarına kadar birçok başlığı değerlendirdi. Gazze’deki ateşkes anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Huveydi, İsrail’in süreci bilinçli biçimde sabote ettiğini vurgulayarak:
“İsrail, anlaşmayı uygulamakta isteksiz davranıyor. Süreci de bilinçli şekilde tıkıyor.” dedi.
Tel Aviv yönetiminin ABD’nin açık desteğiyle hareket ettiğini belirten Huveydi, İsrail’in nihai hedefinin Filistin meselesini tamamen tasfiye etmek olduğunu savundu. Ateşkes anlaşmasını “kusursuz olmayan ancak mevcut koşullarda daha az kötü bir seçenek” olarak tanımlayan Huveydi, sürecin sürdürülebilirliğinin sahadaki dengelere bağlı olduğunu ifade etti.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ ”BELİRLEYİCİ VE VAZGEÇİLMEZ”
Türkiye’nin Gazze’deki ateşkes sürecinde oynadığı role özel vurgu yapan Huveydi, Ankara’nın hem siyasi hem de ahlaki açıdan güçlü bir duruş sergilediğini söyledi. Türkiye’nin Mısır ve Katar’la birlikte yürüttüğü arabuluculuğun kritik önemde olduğunu belirten Huveydi:
“(Gazze’de) Türkiye olmadan kurulacak bir istikrar gücü anlamlı olmayacak.” ifadelerini kullandı.
Huveydi, İsrail’in Gazze’de konuşlandırılması planlanan olası bir uluslararası güçte Türkiye’nin yer almasına karşı çıkmasını da, Ankara’nın sahadaki etkisinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
İsrail’in saldırılarını Hamas üzerinden meşrulaştırma çabasını “büyük bir yanılsama” olarak niteleyen Huveydi, Hamas’ın Filistin toplumunun bir parçası olduğunu vurguladı.
“Hamas, Filistin davasından sonra ortaya çıktı ama dava ondan önce vardı ve ondan sonra da var olmaya devam edecek.” diyen Huveydi, bir hareketin askeri yollarla ortadan kaldırılamayacağını ifade etti.
TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİ
Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin son dönemde belirgin biçimde iyileştiğine dikkat çeken Huveydi, askeri işbirliği, ticaret ve siyasi temasların bu sürecin somut göstergeleri olduğunu söyledi. İki ülke arasındaki yakınlaşmayı “son derece sağlıklı” olarak nitelendiren Huveydi, geçmişte yaşanan gerilimin bölge açısından ciddi bir kayıp olduğunu dile getirdi.

Huveydi, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın öncülüğünde, İran’ın da dahil olduğu daha geniş bir İslami-Arap ittifakın kurulması gerektiğini ifade etti. İran’ın Filistin meselesindeki tutumunun görmezden gelinemeyeceğini belirten Huveydi, mezhepsel ayrımlar üzerinden yürütülen tartışmaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. “Acı da, mesele de ortaktır” diyen Huveydi, ortak bir duruşun zorunluluğuna dikkat çekti.
”SURİYE ARAP DÜNYASININ KALBİDİR”
Suriye’ye ilişkin değerlendirmelerinde Huveydi, ülkeyi “Arap dünyasının kalbi” olarak tanımladı. Şam’ın Arap dünyasındaki yerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Huveydi, Suriye’nin uzun yıllar süren izolasyondan sonra yeniden bölgesel denkleme dahil edilmesinin önemine işaret etti.
Suudi Arabistan’ın Yemen ve Sudan’daki diplomatik girişimlerini de olumlu bulan Huveydi, bu çabaların bölgesel istikrar açısından desteklenmesi gerektiğini söyledi.
NETANYAHU VE İSRAİL’E ELEŞTİRİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de işlenen savaş suçları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı çıkarıldığını hatırlatan Huveydi, Netanyahu’nun gücünü iki kaynaktan aldığını belirtti:
“Netanyahu, gücünü iki şeyden alıyor: Araplar olarak bizim zayıflığımız ve ABD’nin desteği.”
Huveydi, Arap ülkelerinin safları birleştirmesi ve ABD desteğinin zayıflaması halinde İsrail’in mevcut politikasını sürdüremeyeceğini savundu.
Yeni yıla ilişkin beklentilerini de paylaşan Huveydi, tabloyu “rahatlatıcı değil” sözleriyle tanımladı ancak umut verici işaretler olduğunu söyledi. İsrail’e, ABD hegemonyasına ve Batı’nın baskıcı politikalarına karşı daha kararlı duruşların ortaya çıkabileceğini ifade eden Huveydi, Arap ve İslam ülkeleri arasında anlayış birliğinin hayati önemde olduğunu vurguladı.
Kaynak: AA

