Afrika’nın başlıca tarımsal emtialarından biri olan kakao, küresel piyasalarda artan fiyatlara rağmen yeni bir talep baskısıyla karşı karşıya. Uzmanlara göre son yılların en kârlı emtia yükselişlerinden biri, aynı zamanda Afrika üreticileri için “talep daralması” riskini de beraberinde getiriyor.
2024 yılında kakao fiyatlarının rekor seviyelere ulaşmasının ardından, çikolata sektörü bu artışı absorbe etmekte zorlandı. İşleme faaliyetlerinin ve nihai talebin önemli göstergelerinden biri olan kakao öğütme hacimleri düşüş sinyalleri verirken, üreticiler zayıflayan tüketici talebi ve daralan kâr marjlarıyla karşı karşıya kaldı.
YÜKSEK FİYAT HER ZAMAN İYİ OLMAYABİLİR
Dünya kakao arzının büyük bölümünü Fildişi Sahili, Gana, Nijerya ve Kamerun gibi ülkelerle sağlayan Afrika için tablo, “yüksek fiyatlar her zaman iyi haber” söyleminden daha karmaşık bir hal alıyor.
Kakao temel bir gıda ürünü olmaktan ziyade, tüketici tercihlerine bağlı bir ürün olan çikolatanın ana girdisi konumunda bulunuyor. Fiyatlar hızla yükseldiğinde, markalar ürün gramajlarını küçültme, satış fiyatlarını artırma, reçeteleri değiştirme veya pazarlama harcamalarını kısma yoluna gidiyor. Bu durum, tüketicilerin daha az çikolata tüketmesine veya daha ucuz alternatiflere yönelmesine neden oluyor.
Uzmanlar, işleme talebindeki zayıflamanın, arz sıkı kalsa bile kakao çekirdeği alım iştahını azaltabileceğine dikkat çekiyor. Bu da Afrika için “ürün değerli, ancak sanayi hattı isteksiz” paradoksunu doğuruyor.
ALTERNATİF ÜRÜNLER, KAKAO PİYASASINI KALICI ŞEKİLDE OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR
Daha büyük risk ise sektörün bu tepkisinin kalıcı hale gelmesi. Çikolata üreticilerinin kakao oranını düşürmesi veya alternatif içeriklere yönelmesi, fiyatlar normale dönse bile geri alınmayabilir. Bu durum, küresel kakao talebinin uzun vadede daha düşük bir büyüme patikasına girmesi anlamına geliyor.
Kakaoya yüksek oranda bağımlı Afrika ekonomileri açısından bu tablo, ihracat gelirlerinde kalıcı bir kırılganlık riski yaratıyor. Küresel fiyat artışları teoride üreticilere fayda sağlasa da, çiftçiler çoğu zaman bu kazancın yalnızca küçük bir bölümünü elde edebiliyor. Düzenlenmiş alım sistemleri, kaçakçılık, girdi maliyetlerindeki artış ve verimlilik sorunları bu farkı derinleştiriyor.
Ayrıca yüksek fiyatlar, piyasa oynaklığını da artırıyor. Hükümetler üretici fiyatlarını güncelleme, enflasyon baskılarını kontrol altına alma ve kırsal bölgelerde siyasi riskleri yönetme konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya kalıyor.
Uzmanlara göre Afrika için asıl fırsat, yalnızca yüksek fiyatlara bel bağlamak değil; katma değeri artıran, riski yöneten ve üretimi güçlendiren bir strateji izlemekten geçiyor. Yerel işleme kapasitesinin artırılması, verimli ve iklime dayanıklı üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması ve gelir dalgalanmalarını azaltacak finansal araçların geliştirilmesi bu sürecin temel başlıkları arasında yer alıyor.
Kaynak: Further Africa

