Somali’den tek taraflı olarak ayrılan Somaliland, 30 yılı aşkın süredir ilk kez bir ülke tarafından resmen tanındı. İsrail, Somaliland’ı tanıyan dünyadaki ilk devlet olarak diplomatik bir dönüm noktasına imza attı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cuma günü yaptığı açıklamada İsrail ile Somaliland arasında tam diplomatik ilişkilerin kurulmasını öngören ortak bir deklarasyonun imzalandığını duyurdu. Netanyahu, bu adımın, ABD arabuluculuğunda İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında normalleşmeyi hedefleyen İbrahim Anlaşmaları ruhuna uygun olduğunu belirtti.
Somaliland, 1991 yılında Somali’den bağımsızlığını ilan etmişti. Ancak bugüne kadar hiçbir Birleşmiş Milletler üyesi ülke tarafından resmen tanınmamıştı. Bölge, eski Britanya Somaliland Protektorası’nın kuzeybatı kısmını kontrol ediyor. Somali ise Somaliland’ın bağımsızlığını hiçbir zaman kabul etmedi.
Somali hükümetinden bir kaynak, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, İsrail’in kararının ardından Somali Bakanlar Kurulu’nun acil toplantı yapmasının beklendiğini söyledi.
MISIR VE TÜRKİYE’DEN KINAMA GELDİ
Somali Dışişleri Bakanı Abdisalam Abdi Ali, Mısır, Türkiye ve Cibuti dışişleri bakanlarıyla yaptığı telefon görüşmesinde Somali’nin toprak bütünlüğüne verdikleri desteği yineledi. Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, egemen bir devletin bir bölgesinin tanınmasının Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal eden tehlikeli bir emsal oluşturduğu vurgulandı.
Açıklamada, devletlerin birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygının uluslararası sistemin istikrarının temel taşlarından biri olduğu ve hiçbir gerekçeyle ihlal edilemeyeceği ifade edildi.
Türkiye de İsrail’in Somaliland’ın bağımsızlığını tanıdığına ilişkin açıklamasına sert tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, kararın uluslararası hukuku ihlal ettiğini, Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne açık bir müdahale niteliği taşıdığını vurguladı. Ankara, Afrika Boynuzu’nda barış ve istikrara önem verdiğini belirterek Somali’ye desteğini sürdüreceğini açıkladı.
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi de yazılı bir açıklama yaparak İsrail’in Somaliland’ı tanımasını sert bir dille kınadı. El-Budeyvi, kararın uluslararası hukukun ciddi bir ihlali olduğunu ve Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği ile toprak bütünlüğünü açıkça ihlal ettiğini söyledi.
İKİ LİDER GÖRÜNTÜLÜ GÖRÜŞTÜ
Netanyahu, Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Muhammed Abdullahı, kamuoyunda Abdirahman Cirro olarak bilinen liderle yaptığı görüntülü görüşmede kendisini tebrik etti. Netanyahu, Cirro’nun istikrar ve barışı teşvik eden liderliğini övdü ve kendisini İsrail’i ziyaret etmeye davet etti.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise anlaşmanın iki taraf arasında yürütülen yaklaşık bir yıllık yoğun temasların ardından imzalandığını belirtti. Saar, Netanyahu ve Cirro’nun büyükelçiliklerin açılması ve karşılıklı büyükelçi atanmasını da kapsayan tam diplomatik ilişki kurulması konusunda ortak karar aldığını söyledi.
Saar, iki ülkenin bölgesel istikrarı ve ekonomik refahı artırmak amacıyla birlikte çalışacağını, dışişleri bakanlığına da ilişkilerin çeşitli alanlarda hızla kurumsallaştırılması talimatını verdiğini açıkladı.
ÖNEMLİ BİR KIRILMA NOKTASI OLABİLİR Mİ?
Somaliland Cumhurbaşkanı Cirro, gelişmeyi “tarihi bir an” olarak nitelendirdi ve ülkesinin İbrahim Anlaşmaları’na katılmaya hazır olduğunu ifade etti. Cirro, bu adımın karşılıklı çıkarları geliştiren, bölgesel barış ve güvenliği güçlendiren stratejik bir ortaklığın başlangıcı olduğunu söyledi.
Uzmanlar, bu tanımanın Somaliland için uzun yıllar süren diplomatik izolasyonun ardından önemli bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekiyor. Somaliland, Siad Barre yönetiminin yıkılmasının ardından patlak veren iç savaş sırasında Somali’den ayrılmış, ülkenin büyük bölümü kaosa sürüklenirken 1990’ların sonlarına doğru görece bir istikrar sağlamıştı.
Somaliland, kendi para birimi, bayrağı ve parlamentosu olan ayrı bir siyasi yapı geliştirdi. Ancak doğu bölgelerinde, başkent Hargeisa’daki ayrılıkçı çizgiyi desteklemeyen topluluklarla yaşanan anlaşmazlıklar sürüyor.
Son yıllarda Somaliland, İbrahim Anlaşmaları’nın taraflarından Birleşik Arap Emirlikleri ve Tayvan ile ilişkiler geliştirerek uluslararası tanınırlık arayışını hızlandırmıştı.
ABD-SOMALİ İLİŞKİLERİNİN GERGİN OLDUĞU BİR DÖNEM
ABD’de Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı etkili isimler, özellikle Senatör Ted Cruz, uzun süredir Somaliland ile İsrail arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini savunuyor ve Washington’un Somaliland’ı tanıması çağrısında bulunuyordu. Trump da Ağustos ayında Beyaz Saray’da yaptığı bir açıklamada Somaliland konusunda çalışmalar yürütüldüğünü söylemişti. Ancak ABD, şu ana kadar resmî tutumunu değiştirmiş değil.
Karar, ABD’nin Somali’ye olan ilgisinin azaldığı bir dönemde geldi. Trump, daha önce Somali ve ülke liderliği hakkında sert açıklamalarda bulunmuştu. Bu yılın başlarında, Somaliland’ın tanınmasının Gazze’deki Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik planlarla ilişkilendirildiğine dair iddialar da gündeme gelmişti. Mısır, Türkiye, Somali ve Cibuti dışişleri bakanları, bu tür planlara kesin olarak karşı olduklarını yineledi.
2024 yılında Etiyopya da Somaliland ile denize erişim karşılığında tanıma içeren bir anlaşma arayışına girmiş, ancak uluslararası baskılar sonucunda geri adım atmıştı.
SOMALİ’DEKİ AYRIŞMA EĞİLİMLERİ GÜÇLENEBİLİR
Danimarka Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden Somali uzmanı Jethro Norman, bu gelişmenin başka ülkeleri benzer adımlar atmaya teşvik edip etmeyeceğinin belirsiz olduğunu, ancak Somali’deki ayrışma eğilimlerini güçlendirebileceğini söyledi.
Somali’de federal sistem kapsamında eyaletlere geniş yetkiler tanınıyor. Puntland ve Jubaland gibi iki önemli eyalet, anayasal ve seçim süreçlerine ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle merkezi yapıdan çekilmiş durumda. Puntland İçişleri Bakanı Juha Farah, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda gelişmeyi olumlu değerlendirdi ve stratejik hesap yapılması gerektiğini ifade etti.
Norman, İsrail’in mesajının, stratejik değer sunan yapıların tanınmasının ilkesel olmaktan ziyade işlemsel hale gelebileceği yönünde olduğunu vurguladı.
Kaynak: Al Jazeera

