Madrid, Batı ülkelerinin çoğunun göç ve Afrika politikalarında sergilediği sert tutumdan farklı bir yol izliyor. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın kalkınma yardımlarını kısarken, İspanya Afrika’ya desteğini artırmayı sürdürüyor.
Madrit’te Afrika Birliği destekli “Afrikalı Diaspora Zirvesi”ne (AfroMadrid2025) ev sahipliği yaptı. Zirvede onarıcı adalet, yeni bir kalkınma fonu ve Afrika ile işbirliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı. Zirvede İspanya’nın kıta ile ilişkilerini derinleştirme ve çeşitlendirme yönündeki kararlılığının son göstergesi olarak öne çıkıyor.
Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, Temmuz ayında hükümetin geçen yıl yayımladığı kapsamlı İspanya-Afrika stratejisinin uygulanmasını denetleyecek danışma kurulunu açıkladı. Kurulun yarısından fazlası Afrikalı entelektüel, diplomatik ve kültürel isimlerden oluşuyor. Bunun yanı sıra Sahra Altı Afrika’da yeni büyükelçilikler ve eğitim ile ticaret alanında işbirlikleri planlanıyor.
İspanya’nın yaklaşımı yalnızca harcama konusunda değil, göç politikasındaki ton ve zihniyatta da farklılık gösteriyor. Başbakan Pedro Sánchez, diğer Avrupa liderleri gibi düzensiz göçü kontrol altında tutmayı amaçlıyor, ancak mesajı rakiplerine kıyasla daha yapıcı. Ülkede sağ partilerin yükselişi ve göç karşıtı söylemler karşısında, Sánchez hükümeti, göçün ekonomik ve sosyal boyutlarını açıkça kabul ediyor.

Özellikle Afrika’dan gelen göçmenlerin İspanya ekonomisine katkısına dikkat çekiliyor. Sánchez, geçen yılki Moritanya ziyaretinde, göçü “ahlaki ve dayanışma meselesi olduğu kadar akılcı bir tercih” olarak nitelendirdi. Hükümet, Senegal gibi ülkelerde geri gönderilen düzensiz göçmenler için mesleki eğitim programları finanse ediyor ve tarım sektöründe sezonluk çalışmak üzere kısa süreli vizeler sağlayan “döngüsel göç” programını genişletti.
Sánchez’in Senegal, Gambiya ve Moritanya ziyaretlerinde de bu programlar gündemdeydi. Döngüsel göç anlaşmaları, hem göçmenlere güvenli ve düzenli bir yol sunmayı hem de İspanya ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyor.
İspanya-Afrika stratejisi, Avrupa ve Afrika’nın aynı jeopolitik alanın parçası olduğunu vurguluyor. Ancak göç yönetimi, İspanya’nın kıta ile ilişkilerdeki tek motivasyonu değil. Strateji, ekonomik kalkınma, altyapı, dijitalleşme, enerji dönüşümü, eğitim ve genç istihdamı gibi alanlara öncelik veriyor. Kültürel işbirliği kapsamında İspanyolca dilinin tanıtımı ve akademik değişim programları da planlanıyor.

Ayrıca güvenlik işbirliği, iklim değişikliğiyle mücadele, kadınların güçlendirilmesi ve diplomatik varlığın artırılması da stratejinin önemli bileşenleri arasında. Strateji, demokratik değerleri destekleme, Afrika Birliği ve özellikle Batı Afrika bölgesel örgütü ECOWAS’ı güçlendirme konusunda da açık mesaj veriyor. Bu adım, demokrasi ve iyi yönetişim protokollerine uymayan Sahel ülkelerinin (Burkina Faso, Mali ve Nijer) baskısı altındaki ECOWAS için moral desteği niteliğinde.
İspanya dışişleri bakanlığı, ayrıca Afrika diasporasını desteklemeyi ve ırkçılıkla mücadeleyi öncelik olarak belirledi. Uluslararası ortamın giderek daha sertleştiği bir dönemde, bu yaklaşım hem İspanya iç kamuoyuna hem de Afrika ortaklarına önemli bir farkındalık mesajı sunuyor.
İspanya’nın politikası, göçü sadece bir kriz olarak görmek yerine, kıta ile işbirliğini derinleştirme ve karşılıklı kazanım sağlayacak çözümler üretme yönünde öne çıkan örnek bir model olarak değerlendiriliyor.

