Kenya’nın Rift Vadisi’nde yer alan göllerin son 15 yıldır istikrarlı biçimde yükselmesi, binlerce insanın yaşamını kökten değiştirdi. Bilim insanlarına göre bu dramatik yükselişin başlıca nedenleri iklim değişikliğiyle bağlantılı artan yağışlar, sıcaklık değişimleri ve insan faaliyetlerinin yol açtığı tortu birikimi. Fakat Dickson Ngome ve ailesi gibi yerinden edilenler için bilimsel açıklamalar, belirsiz bir geleceğin yarattığı endişeyi hafifletmeye yetmiyor.
Dickson Ngome, 2008 yılında Kenya’nın Rift Vadisi’ndeki Naivaşa Gölü kıyısında, gölden yaklaşık iki kilometre uzakta bulunan 1,5 dönümlük verimli bir araziyi kiraladığında, kimse gölün bu kadar büyüyeceğini öngörmüyordu. O dönemde göl suları çekiliyor, hatta tamamen kuruyabileceği konuşuluyordu. Ancak 2011’den itibaren tablo tersine döndü. Bu yıl eylül ayında başlayan yağmurlar aylarca dinmedi ve göl kıyısı adım adım yerleşim alanlarına doğru ilerledi.

Ekim ayının sonlarında Ngome ve ailesi, bir sabah uyandıklarında evlerinin ve tarlalarının gölün içinde kaldığını gördü. Su seviyesi bir gecede yükselmiş, yaklaşık 30 santimetrelik su her şeyi kaplamıştı. Ngome’un eşi Rose Wafula yaşadıkları şoku şu sözlerle anlattı:
“Gölün evlerimizden çok uzakta olduğunu sanıyorduk. Sonra bir gece evlerimizin sular altında kaldığını gördük. Su adeta yoktan var oldu.”
Aile, dört çocuğuyla birlikte evini terk etmek zorunda kaldı ve yakındaki terk edilmiş bir okulun birinci katına sığındı.
BİNLERCE KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ
Yalnızca bu yıl Naivaşa Gölü’ndeki yükselme nedeniyle yaklaşık 5 bin kişi yerinden edildi. Göl, Kenya’nın önemli turizm merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, çevresindeki tarım arazileriyle de öne çıkıyor. Özellikle çiçek üretimi yapan çiftlikler, yükselen sular nedeniyle giderek yok oluyor.
Bu yalnızca Naivaşa’da yaşanan bir durum değil. Rift Vadisi boyunca uzanan Baringo, Nakuru ve Turkana gölleri de yaklaşık 15 yıldır yükseliyor. Nairobi’deki Kenyatta Üniversitesi’nde çevre planlaması dersleri veren Simon Onywere, gelinen noktayı şöyle özetliyor:
“Bu göller, şimdiye kadar ulaştıkları en yüksek seviyelerin bile ötesine geçti.”
ON BİNLERCE HANE ETKİLENDİ
Geçen yıl Journal of Hydrology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, Doğu Afrika’daki göl alanları 2011–2023 yılları arasında 71 bin 822 kilometrekare genişledi. Kenya Çevre Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından 2021’de yaptırılan bir çalışmaya göre ise Rift Vadisi genelinde 75 binden fazla hane bu süreçte yerinden edildi.

Baringo Gölü’nde 2020 ve 2021 yıllarında gündeme gelen sular altındaki binalar hâlâ görünmüyor. Onywere:
“Baringo Gölü’nde su seviyesi yaklaşık 14 metre yükseldi. Her şey tamamen sular altında kaldı. Block Hotels gibi yapılar bir daha asla görülmeyecek.” sözlerine yer verdi.

Naivaşa Gölü’ndeki yükselme, bazı çiçek çiftliklerinin dörtte üçünün sular altında kalmasına yol açtı. Oysa bahçecilik sektörü, Kenya ekonomisinin bel kemiği konumunda. Kenya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre sektör 2024’te 1 milyar doların üzerinde gelir sağladı ve Avrupa Birliği’nde satılan güllerin yüzde 40’ı Kenya’dan geldi.
BİLİM NE DİYOR?
Kenyalı meteorolog ve Kenya Meteoroloji Dairesi’nde görevli Richard Muita’ya göre göl seviyelerindeki artışın temel nedeni değişen yağış ve sıcaklık dengesi. Muita:
“Bazı araştırmacılar jeolojik ya da gezegensel faktörlerden söz ediyor. Ancak bizim bulgularımız, yağış düzenleriyle sıcaklık değişimlerinin göl seviyelerindeki artışla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Yağışlar arttığında, Rift Vadisi göllerinin seviyeleri de yükseliyor.” açıklamalarına yer verdi.
Muita ayrıca tarımsal faaliyetler sonucu ortaya çıkan tortuların da göllere dolduğunu ve bu durumun su seviyesini artırdığını vurguladı.
TARİHSEL BİR SORUN
Naivaşa Gölü’nün resmi yüksek su sınırı, 1906 yılında deniz seviyesinden bin 892,8 metre olarak belirlenmişti ve hâlâ bu ölçüt kullanılıyor. Bu yılki taşkınlar bu sınırın yaklaşık bir metre altında kalsa da, Ngome ailesinin yaşadığı Kihoto yerleşimi bu sınırın altında kalan, yani devlete ait kıyı arazisi üzerinde bulunuyor.

Naivaşa Riparian Association Genel Müdürü Silas Wanjala, bu durumun geçmişteki yanlış uygulamalardan kaynaklandığını belirterek:
“Bu, hükümetin 1960’ların sonlarında yarattığı bir karmaşa.” dedi.
Wanjala’ya göre, geçici tarım izni verilen bu alanlar zamanla yerleşime açıldı ve on yıllar içinde resmi olarak kiralanması ya da satılması mümkün olmayan arazilerde büyük bir yerleşim oluştu.
UZUN VADELİ ÇÖZÜM ARAYIŞI
Nakuru County Afet Yönetimi yetkilisi Joyce Ncece, durumu bir acil durum olarak ele aldıklarını belirterek:
“Ailelerin taşınması için kamyonlar sağladık. Maddi imkânı olmayanların kira masraflarına destek oluyoruz.” dedi.
Bilim insanları ise uzun vadeli çözümler gerektiği konusunda hemfikir. Onywere, “Bu riskleri önceden öngörebilir miydik ve daha güvenli bölgelerde altyapı geliştirebilir miydik?” diye soruyor.

Muita ise küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadele çağrısı yaparken, yerel ve doğa temelli çözümlerin, özellikle de toprağın daha az tahrip edildiği koruyucu tarım yöntemlerinin önemine dikkat çekiyor.
Ancak tüm bu tartışmalar, hâlâ terk edilmiş okul binasında yaşayan Ngome ailesi için şimdilik bir anlam ifade etmiyor. Gölün 15 yıldır süren yükselişi, onların tarlalarına bir gün yeniden kavuşup kavuşamayacakları sorusunu yanıtsız bırakıyor. Dünya yeni yılı karşılarken, Naivaşa kıyısındaki bu ailenin geleceği belirsizliğini koruyor.
Kaynak: AP

