Güney Afrika’nın enerji geçiş sürecindeki finansal planlamalar ile sahadaki fiziksel gerçekler arasındaki uçurum derinleşiyor. Aktivist Yazar Gillian Schutte, Güney Afrika’nın enerji geleceğini, IOL‘de değerlendirdi.
Güney Afrika, bir yandan kömürden vazgeçmesi yönünde uluslararası baskı altındayken, diğer yandan enerji güvenliği için kömür kullanmaya devam eden Avrupa ülkelerine milyonlarca ton kömür ihraç etmeyi sürdürüyor. Bu çelişkili ortamda, ülkenin enerji geleceğine dair iki farklı rapor karşı karşıya geliyor: Güney Afrika Kalkınma Bankası’nın (DBSA) iyimser senaryoları ve eski Eskom CEO’su Matshela Koko’nun “kapasite uçurumu” uyarısı.
İYİMSERLİK VE FİZİKSEL KISITLAMALAR ARASINDAKİ ÇATIŞMA
DBSA tarafından hazırlanan rapor, 2050 yılına kadar “Net Sıfır” hedefine ulaşmak için uzun vadeli bir yol haritası sunuyor. Rapor, kömür santrallerinin performansının öngörülen aralıklarda kalması ve yatırımların zamanında yapılması durumunda, 2030’a kadar sistemin yeterli kalacağını savunuyor. DBSA’nın yaklaşımı, politika reformları ve sermaye akışıyla sorunların çözülebileceği üzerine kurulu bir “iyimserlik pazarlaması” olarak nitelendiriliyor.
Öte yandan Matshela Koko’nun analizi, meselenin yatırım boyutundan ziyade “teşhis” boyutuna odaklanıyor. Koko, mevcut kömür kapasitesinin, yeni altyapı inşa edilmeden çok daha hızlı bir şekilde sistemden çıkacağını savunuyor. Koko’nun “Uçurum Yoğunluk Endeksi” (Cliff Intensity Index) verilerine göre, en iyimser yönetim senaryolarında bile, eskiyen kömür santralleri planlanandan daha hızlı devre dışı kalıyor ve yerlerine yenileri yeterli hızda konulamıyor.
2030: KRİTİK EŞİK
Analize göre, 2030 yılı Güney Afrika için mükemmel bir fırtınanın başlangıcı olabilir. Bunun birkaç temel sebebi bulunuyor:
- Cahora Bassa Anlaşması: Mozambik’ten ithal edilen ve 1 gigawatt’tan fazla güvenilir enerji sağlayan Cahora Bassa anlaşması Mart 2030’da sona eriyor.
- Eskiyen Santraller: Birçok kömür santrali, yaşa bağlı kusurlar ve azalan güvenilirlik nedeniyle politika kararlarından bağımsız olarak fiziksel ömürlerini tamamlıyor.
- Şebeke ve İletim Sorunları: Yeni enerji kaynakları kağıt üzerinde var olsa bile, iletim hatlarının yetersizliği ve inşaat süreleri, bu enerjinin sisteme dahil edilmesini geciktiriyor.
KÜRESEL ASİMETRİ
Gillian Schutte, yazısında dikkat çekici bir küresel asimetriye de değiniyor. Ukrayna savaşı sonrası Avrupa devletleri enerji güvenliklerini sağlamak için kömür santrallerini yeniden açarken, Güney Afrika’ya kendi hanelerini aydınlatmak için kömür kullanmasının “kabul edilemez” olduğu söyleniyor. Schutte’ye göre, Güney Afrika kömürü Avrupa şebekelerini dengelerken kabul edilebilir bulunurken, yerel kullanımda “kirli ve modası geçmiş” olarak yaftalanıyor.

Sonuç olarak, DBSA’nın raporu yatırımcıları rahatlatmaya yönelik uzun vadeli bir vizyon sunarken; Koko’nun analizi, sistemin önümüzdeki dört yılı parçalanmadan atlatıp atlatamayacağını sorguluyor. Yanıtsız kalan asıl soru ise şu: İyimser tahminler fiziksel kısıtlamalarla çarpıştığında, ortaya çıkacak riskin faturasını kim ödeyecek?

