SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Gine-Bissau’daki askeri müdahalenin arka planını ve Afrika’daki yapısal kırılganlıkların temel nedenlerini AA Analiz için değerlendirdi.
SEÇİM ÖNCESİ “ÇİFTE ZAFER” MÜDAHALEYİ TETİKLEDİ
Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının açıklanmasına bir gün kala gerçekleşen askeri müdahale, ülkede zaten gergin olan siyasi iklimi kırılma noktasına taşıdı.
Devlet Başkanı Umaro Sissoko Embalo’nun resmi sonuçlar açıklanmadan kendisini zafer ilan etmesi, ardından ordunun Embalo’yu görevden alması ve General Horta N’Tam’ın “geçiş dönemi cumhurbaşkanı” olarak yemin etmesi, Gine-Bissau’nun alışıldık darbe döngüsünün bir yansıması olarak görülüyor.
Bağımsızlıktan bu yana 5 darbe ve birçok darbe girişimi yaşayan Gine-Bissau’daki son gelişmeler, Batı Afrika’da son 5 yılda gerçekleşen 9 askeri müdahale ile birlikte bölgesel bir eğilim oluşturuyor.
FRENTE POPULAR ETKİSİ
Sömürgecilik sonrası kurumsal zayıflık, tartışmalı seçim süreçleri ve yargı mekanizmalarındaki eksiklikler, Afrika’da askeri müdahalelerin zeminini oluşturuyor.
Gine-Bissau’da Terra Ranka ittifakı ve Frente Popular, seçim sürecinde muhalefetin etkisini artıran başlıca platformlar oldu.
2025 seçimlerinde Fernando Dias’ı destekleyen farklı grupları bir araya getiren Frente Popular, siyasi meşruiyet tartışmasını körükleyerek seçim sonrası atmosferi daha da gerginleştirdi.
Bu tablo, ordunun müdahalesini kolaylaştıran bir kaotik ortam yarattı. Seçim sürecinde yaşanan “çifte zafer ilanı”, askeri elitlerin müdahaleyi “krizi çözme” gerekçesiyle meşrulaştırmasını mümkün kıldı.
BELİRLEYİCİ UNSUR İÇ DİNAMİKLER
Gine-Bissau’daki müdahalede temel belirleyici faktörler, ülke içi siyasi rekabet ve kurumsal kırılganlık olarak öne çıkıyor.
- ECOWAS sınırlı baskı kapasitesine sahip
- Afrika Birliği’nin “sıfır tolerans” darbe politikası pratikte etkisiz
- Portekiz sürece doğrudan müdahil değil, yalnızca “itidal” çağrısı yaptı
Bu nedenle yaşanan gelişmeleri anlamak için dış aktörlerden çok iç siyasi dengelere odaklanmak gerekiyor.
SİYASETİN KURUCU GÜCÜ: ORDU
Gine-Bissau’da ordu, bağımsızlık savaşından bu yana yalnızca bir güvenlik kurumu değil, siyasi düzenin kurucu aktörü olarak konumlanıyor.
Etnik bölünmeler, zayıf sivil denetim, iç hizipleşme ve tamamlanamayan güvenlik sektörü reformları, darbeleri besleyen yapısal sorunların başında geliyor.
General Horta N’Tam’ın temsil ettiği hizip, ordudaki memnuniyetsizliği kendi etrafında toplayarak müdahalenin kilit unsuru haline geldi.
Ekonomik kırılganlıklar – özellikle uyuşturucu ağlarının etkilediği yapı – darbe söylemlerinin toplumsal zeminde karşılık bulmasını kolaylaştırıyor.
HALKIN SESSİZLİĞİ: “ASKERİ YÖNETİME TOLERANS” İŞARETİ
Gine-Bissau’da halkın sokaklara çıkmaması ve sürecin sessiz geçmesi, müdahalenin karakterini belirleyen önemli bir unsur oldu.
Toplumsal direncin düşük olması, ordunun müdahale maliyetini azalttı ve süreci Sahel’deki darbe dalgalarından daha “yumuşak” bir çerçeveye oturttu.
Bununla birlikte, Batı Afrika genelinde “askeri yönetime tolerans” algısının giderek güçlendiği görülüyor.
ALIŞKANLIK HALİNE GELEN KIRILGANLIK
Gine-Bissau örneği, Afrika’nın yapısal kırılganlığının sonuç değil, giderek pekişen bir alışkanlık haline geldiğini gösteriyor.
Kıtada kalıcı istikrarın yolu yalnızca seçimlerin yapılmasından değil;
- bağımsız yargıdan,
- güçlü kurumlardan,
- profesyonel ordudan
- ve şeffaf yönetimden geçiyor.
Bu unsurlar tamamlanmadıkça, Afrika’da askeri müdahalelerin döngüsel niteliğinin sona ermesi kolay görünmüyor.

