Afrika kıtası, hem yer altı hem de yer üstü kaynakları bakımından dünyada benzersiz bir potansiyele sahip. Dünya Bankası verileri, kobalt, lityum, grafit, platin grubu metaller ve bakır gibi temiz enerji dönüşümünde kritik öneme sahip madenlerin önemli bir bölümünün Afrika’da bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum kıtayı yabancı yatırımcılar açısından giderek daha cazip hale getiriyor.
ÇOĞU KEŞFEDİLMEMİŞ BİR HAZİNE
Dünya Bankası’nın Mayıs 2025 verilerine göre Afrika’da MinEx veri tabanına kayıtlı 1.888 önemli maden sahası bulunuyor. Bu sahaların 586’sı aktif olarak işletiliyor; 848’i ise fizibilite, geliştirme veya inşaat aşamasında.

Kıta, dünya üzerindeki platin grubu metal rezervlerinin yüzde 76’sını, değerli taş niteliğindeki elmas rezervlerinin ise yüzde 46,9’unu barındırıyor. Ayrıca kobalt kaynaklarının yüzde 50,5’i, manganın yüzde 66,4’ü, fosfatın yüzde 59,5’i ve boksitin yüzde 56,1’i Afrika’da bulunuyor.
Altın, demir cevheri, ağır mineral kumları, tuz, potas, kömür ve uranyum gibi enerji ve endüstriyel hammaddeler açısından da kıta önemli bir konumda.
TEMİZ ENERJİ İÇİN KRİTİK MİNERALLER
Afrika, elektrikli araç bataryaları ve diğer temiz enerji teknolojileri için kritik öneme sahip minerallerin en büyük kaynaklarından biri. Kıta, dünya grafit rezervlerinin yüzde 57’sine sahipken, lityum kaynakları da hâlâ büyük ölçüde işlenmemiş durumda.

Kıta genelinde mineral kaynaklarının bölgesel dağılımına bakıldığında Güney Afrika, işletilen madenlerin yüzde 62,7’sine ve keşfedilmemiş kaynakların yüzde 76,4’üne sahip olarak lider konumda. Doğu Afrika ise en düşük üretim oranına sahip bölge.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Afrika ülkelerinin hâlen maden kaynaklarından elde edebilecekleri gelirin yalnızca yüzde 40’ını alabildiklerini bildiriyor. Geleneksel olarak doğrudan yabancı yatırımlar ağırlıklı olarak altın ve elmasa yönelirken, son dönemde temiz enerji dönüşümü için gereken lityum, bakır ve nikel gibi madenlere ilgi artmış durumda.
Dünya Bankası verilerine göre 2023’te kıtadaki maden arama yatırımlarının yüzde 55’i Kanada ve Avustralya’dan geldi. İngiltere, ABD ve Güney Afrika da bu alanda öne çıkan diğer ülkeler oldu. Çin ise toplam yatırımın yalnızca yüzde 3’ünü oluştursa da son sekiz yılda yıllık ortalama 9,4 milyar dolar ile ileri aşama projelere yoğun yatırım yaparak Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki kobalt üretiminde ve Namibya, Zimbabve ile Mali’deki lityum madenlerinde önemli paylar elde etti.

YAĞMUR ORMANLARINDAN ÇÖLLERE
Kıta, ekvatorun ikiye böldüğü özel coğrafi yapısı sayesinde oldukça farklı iklim tiplerine ve yüzey kaynaklarına sahip. Tropikal yağmur ormanları, savan bölgeleri, çöller, Akdeniz iklimi görülen kıyılar ve geniş tarım alanları bu çeşitliliği oluşturuyor.
Ekvator bölgesindeki yağmur ormanlarında sıcaklık yıl boyunca 18 derecenin altına düşmüyor ve yıllık yağış miktarı 175–250 santimetreye ulaşıyor. Bu alanlarda muz, kahve, kakao ve palm yağı gibi tropikal ürünler yetiştiriliyor.
Savan bölgelerinde tarım, mevsimsel yağışlara bağlı kısa dönemlerde yapılabiliyor. Bu bölgelerde salatalık, yer fıstığı, patlıcan, manyok, darı ve sorgum temel ürünler arasında.
Sahra ve Sahel gibi çöl ve yarı kurak bölgelerde yıllık yağış ortalaması yalnızca 7,5 santimetre civarında. Bu alanlarda tarım ancak mikroiklim etkisi görülen vahalar gibi özel bölgelerde mümkün olabiliyor.
Akdeniz iklimine sahip kıyı şeritlerinde ise zeytin, narenciye, incir, sebze ve meyve üretimi yaygın.

ORMANLAR VE SU ÜRÜNLERİ
Afrika topraklarının yaklaşık yüzde 21’i ormanlarla kaplı. Bu oran kıtayı dünya genelinde orman varlığı bakımından üçüncü sıraya yerleştiriyor. En yoğun orman alanları ekvator kuşağında, özellikle Gabon, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Tanzanya’da bulunuyor. Orman ürünleri birçok Afrika ülkesinde ihracatın ve ulusal gelirin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Kıyı balıkçılığı ve iç su balıkçılığı da kıtanın ekonomisinde önemli yer tutuyor. Afrika’da balıkçılık sektörünün yıllık ekonomik değeri yaklaşık 24 milyar dolar ve bu sektör kıtanın toplam GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 1,3’ünü oluşturuyor. Batı Afrika kıyıları balıkçılığın en yoğun olduğu bölgeler arasında yer alıyor.

