Angola’nın başkentinde, artan akaryakıt fiyatlarına tepki olarak başlayan protestolar, kısa sürede şiddet olaylarına dönüştü. Bu şiddet içeren protestolarda ise ülkede bulunan Çinliler hedef alındı. Yaklaşık 100 Çinli işletme yağmalanırken, bazı fabrikalar faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Binlerce Çinli, güvenlik endişesiyle Luanda Uluslararası Havalimanı’ndan apar topar ayrıldı.
Olaylar, Ağustos ayında yetkililerin 25 yasa dışı Çinli kripto para madenciliği tesisini kapatması ve 60 Çin vatandaşını sınır dışı etmesinin ardından daha da büyüdü. Kripto madenciliği, Angola’da yüksek elektrik tüketimi nedeniyle yasaklı.
ÇİN YATIRIMLARI HALKIN BEKLENTİSİNİ KARŞILAMADI
Uzmanlar, sokaktaki öfkenin sadece yakıt fiyatlarıyla ilgili olmadığını, yıllardır biriken ekonomik ve toplumsal sorunlarla bağlantılı olduğunu vurguluyor. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Angola’ya yaptığı milyarlarca dolarlık yatırımlar, halkın beklentilerini karşılamadı, projelerde çoğunlukla Çinli işçiler çalıştırıldı ve yerel istihdam sağlanmadı.
Çevresel tahribat, düşük işçi ücretleri ve bazı projelerdeki kalitesiz inşaatlar öfkeyi artıran diğer faktörler arasında yer alıyor. Balıkçılar, Çinlilerin av kaynaklarını tükettiğini belirtirken, geçtiğimiz yıl iki Çinli fabrikanın çevre ve işçi hakları ihlalleri nedeniyle kapatıldığı da biliniyor.

Ekonomistler, Çin yatırımlarının Angola’nın altyapısını geliştirdiğini ancak yerel halkın hayatına yansımadığını ifade ediyor. Yetkililer, şiddet olaylarının bilançosunu açıklamasa da, Çin karşıtı gerilimin ciddi boyutlara ulaştığını kabul ediyor. Uzmanlar, ekonomik sıkıntılar ve yönetimsel sorunlar çözülmediği sürece bu gerilimin devam edebileceği uyarısında bulunuyor.

