Şanghay Üniversitesi’nde Afrika-Çin ilişkileri üzerine çalışmalar yürüten Dr. Hasan Aydın, Çin ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin son 20 yılda dikkat çekici biçimde büyüdüğünü söyledi. Aydın, Çin-Afrika ilişkilerinin temel dinamiğini ticaret hacmindeki hızlı artışın oluşturduğunu belirterek, bu hacmin 2000’li yılların başında yaklaşık 10 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlattı.
Aydın, “2008 yılında Çin ile Afrika ülkeleri arasındaki toplam ticaret hacmi tarihte ilk kez 100 milyar doları aştı. Çin, 2009’da Afrika ile ticarette ABD’yi geride bırakarak kıtanın en büyük ticaret ortağı konumuna yükseldi ve bu konumunu bugüne kadar korudu.” dedi.
Ticaret hacminin 2013’te yeniden iki katına çıkarak 200 milyar doların üzerine çıktığını ifade eden Aydın, dalgalanmalara rağmen genel artış eğiliminin sürdüğünü vurguladı. Bu rakamın 2024 itibarıyla 295 milyar dolara ulaştığını belirten Aydın, Çin’in Afrika ile ticarette diğer aktörlerden belirgin biçimde ayrıştığını söyledi. Aydın’a göre 2024’te Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan’ın Afrika ile ticareti yaklaşık 100 milyar dolar, ABD’nin 72 milyar dolar, Türkiye’nin ise 40 milyar dolar seviyesinde kaldı.
TÜM AFRİKA ÜLKELERİYLE TİCARET
Avrupa Birliği’nin Afrika ile toplam ticaret hacmi 350 milyar doların üzerinde olsa da, tek tek devletler bazında bakıldığında Çin’in en yakın rakibine neredeyse üç kat fark attığını ifade eden Aydın, ticaretin yalnızca hacimle değil yapısıyla da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Çin’in Afrika ile ticaretinin oldukça çeşitlenmiş olduğuna dikkat çeken Aydın, Pekin yönetiminin enerji ve doğal kaynakların ötesine geçen geniş bir ürün yelpazesiyle neredeyse tüm Afrika ülkeleriyle ticari ilişki kurduğunu belirtti.
2024 verilerine göre 295 milyar dolarlık ticaret hacminin 117 milyar dolarının Çin’in Afrika’dan yaptığı ithalattan, 178 milyar dolarının ise Afrika’ya yönelik ihracattan oluştuğunu aktaran Aydın, bunun Çin lehine 60 milyar doları aşan bir ticaret fazlası anlamına geldiğini söyledi. Çin’in Afrika’dan ithalatında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Angola, Güney Afrika, Gine ve Zambiya gibi doğal kaynak zengini ülkelerin öne çıktığını belirten Aydın, Afrika’nın Çin açısından hem doğal kaynak hem de ürünlerini satabileceği geniş bir pazar sunduğunu dile getirdi.
KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLER
Çin’in Afrika ülkelerine ağırlıklı olarak makine, elektronik ürünler, taşıtlar, tekstil ve çelik gibi katma değeri yüksek ürünler ihraç ettiğini ifade eden Aydın, bu durumun ticaret dengesinin Çin lehine oluşmasında etkili olduğunu vurguladı.
Aydın, Çin’in Afrika’daki artan ekonomik varlığının uluslararası rekabeti de derinleştirdiğine işaret ederek, Batılı ülkelerin bu durumu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda nüfuz meselesi olarak gördüğünü söyledi. Çin’in altyapı yatırımları ve kredilerde demokrasi, insan hakları veya iyi yönetişim gibi siyasi ön koşullar ileri sürmemesinin Afrika’da daha cazip bulunduğunu belirten Aydın, Batılı ülkelerin bu tür şartlarının ise zaman zaman iç işlerine müdahale algısı yarattığını kaydetti.
ULUSLARARASI REKABET KIZIŞIYOR
Batı dışı aktörler açısından Çin’in Afrika’daki varlığının bir tehditten ziyade referans noktası olarak görüldüğünü ifade eden Aydın, Hindistan, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Brezilya gibi aktörlerin daha esnek ve tematik yaklaşımlar benimsediğini söyledi. Aydın, Çin’in koşulsuz ve uzun vadeli altyapı finansmanının Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası finans kuruluşlarının Afrika’daki etkisini de sınırlayabildiğini belirterek, Angola örneğinde olduğu gibi bazı ülkelerin Batılı finansman yerine Çin kredilerine yöneldiğini hatırlattı.
Dr. Hasan Aydın, Çin’in Afrika’daki artan ekonomik ve siyasi nüfuzunun, diğer küresel aktörleri kıtaya yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmeye zorladığını vurgulayarak, “Çin’in Afrika’daki yükselen varlığı, Afrika üzerindeki uluslararası rekabette dönüştürücü bir etki yaratmaya başladı.” değerlendirmesinde bulundu.

