Arap Baharı’nın başlangıcı olarak kabul edilen Tunus’taki 17 Aralık Devrimi’nin 15. yıl dönümü dolayısıyla başta Sidi Buzid olmak üzere ülkenin çeşitli kentlerinde anma etkinlikleri düzenlendi. Devrim, 23 yıl boyunca ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ailesiyle birlikte ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanmıştı.
Tunus’un orta kesimindeki Sidi Buzid kentinde yaşayan, üniversite mezunu 26 yaşındaki seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin, tezgâhına el konulması ve tokatlanmasının ardından valilik binasından da kovulması üzerine 17 Aralık 2010’da kendini ateşe vermesi, ülke genelinde protestoları tetikledi. Olay kısa sürede rejim karşıtı kitlesel gösterilere dönüştü.
BİN ALİ’NİN KAÇIŞI VE YENİ DÖNEM
Gösteriler, Bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ülkeyi terk etmesiyle sonuçlandı. Bin Ali, sığındığı Suudi Arabistan’da 19 Eylül 2019’da hayatını kaybetti. “Yasemin Devrimi” olarak anılan süreç, Tunus’ta yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edildi.
Devrimin yıl dönümü kutlamaları 2021’e kadar her yıl 14 Ocak’ta yapılırken, Cumhurbaşkanı Kays Said’in 2 Aralık 2021’de aldığı kararla anmalar Buazizi’nin kendini yaktığı tarih olan 17 Aralık’a alındı.
“BENZER KOŞULLAR BUGÜN DE OLUŞABİLİR”
Devrim öncesi muhalif siyasi aktivistlerden ve Buazizi ile aynı pazarda çalışan Esad Buazizi, 15 yıl önce yaşananların belirli koşulların bir araya gelmesiyle mümkün olduğunu belirterek, benzer şartların bugün de oluşabileceğini söyledi. Esad, o gün korku duvarının yıkıldığını ve insanların hızla sokaklara çıktığını anlattı.
Devrimin dış güçlerin işi olduğu yönündeki iddiaları reddeden Esad, bunun devrimin meşruiyetini tartışmaya açma çabası olduğunu ifade etti.
“GERÇEK DEVRİMLER KIRILMALAR DA YAŞAR”
Gerçek devrimlerin yalnızca zaferlerden değil, kırılmalardan da oluştuğunu vurgulayan Esad Buazizi, Tunus’ta özgürlük alanının ve korkunun aşılmasının devrimin kalıcı kazanımları olduğunu söyledi. Bugün özgürlük ortamında büyüyen bir gençliğin varlığına dikkat çekti.
Antropolog ve akademisyen Emin el-Buazizi, devrim sürecinde öne çıkan sloganların süreci anlamak açısından önemli olduğunu belirtti. “İstihdam bir haktır” sloganının doğrudan ekonomik adaletsizliğe işaret ettiğini, bazı sloganların ise Tunus’ta “sömürgeci zihniyetin” reddini simgelediğini ifade etti.
El-Buazizi, devrimin zamanla “devleti parçaladığı” iddiasıyla suçlandığını, bunun sonucunda güçlü ve merkezi bir devlet otoritesinin yeniden ortaya çıktığını savundu.
“25 TEMMUZ 2021’DE DEVRİM HALKA İADE EDİLDİ” TARTIŞMASI
Cumhurbaşkanı Kays Said’e yakınlığıyla bilinen Ahrar Koalisyonu Sözcüsü Ahmed el-Hemami ise 17 Aralık 2010’u tam anlamıyla bir devrimden ziyade halk ayaklanması olarak nitelendirdi. Hemami, devrimin 14 Ocak 2011 sonrasında “çalındığını”, ancak 25 Temmuz 2021’de Said’in yönetime el koymasıyla devrimin yeniden halka iade edildiğini savundu.
Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’de meclisin çalışmalarını dondurması ve milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmasıyla başlayan süreç, ülkede “istisnai durum” olarak tanımlandı. Yetkilerin büyük ölçüde cumhurbaşkanında toplanması, bazı kesimler tarafından “darbe” olarak nitelendirildi ve Tunus’un demokrasiden uzaklaştığı eleştirilerine yol açtı.
15’inci yıl dönümünde 17 Aralık Devrimi, Tunus’ta hâlâ siyasi tartışmaların merkezinde yer alırken, devrimin hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı sorusu güncelliğini koruyor.
DEVRİMİN ÖNE ÇIKAN UZLAŞMACI İSMİ GANNUŞİ
Tunus Devrimi’nin öne çıkan siyasi figürlerinden biri de, İslami eğilimli Nahda Hareketi’nin kurucusu ve uzun yıllar liderliğini yapan Raşid Gannuşi oldu. Bin Ali döneminde baskılar nedeniyle sürgünde yaşayan Gannuşi, 2011 devriminin ardından Tunus’a döndü. Devrim sürecinde doğrudan sokak hareketlerinin öncüsü olmasa da, Nahda’nın siyasal sisteme dahil edilmesi ve geçiş sürecinin çatışmasız ilerlemesi açısından belirleyici bir aktör olarak öne çıktı.
Gannuşi, devrim sonrasında Tunus’ta İslamcı siyaset ile demokratik çoğulculuk arasında bir denge kurulması gerektiğini savunan uzlaşmacı yaklaşımıyla tanındı. Nahda’nın iktidarda olduğu dönemlerde tek başına yönetim iddiasından kaçınması, laik ve sol partilerle koalisyonlara açık olması, Gannuşi’nin “uzlaşı siyaseti”nin temel unsurları olarak değerlendirildi. Destekçileri onu devrimin kazanımlarını korumaya çalışan bir siyasetçi olarak görürken, muhalifleri ise Nahda’nın devlet yapısı üzerindeki etkisini eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’de yetkileri tek elde toplamasıyla başlayan süreçte Gannuşi ve Ennahda Hareketi hedef haline geldi. Meclisin feshedilmesiyle birlikte Gannuşi’nin Meclis Başkanı sıfatı da sona erdi. Ardından açılan soruşturmalar kapsamında Gannuşi tutuklandı ve halen cezaevinde bulunuyor. Gannuşi’nin tutukluluğu, insan hakları örgütleri ve muhalefet tarafından “siyasi hesaplaşma” olarak nitelendirilirken, iktidar cephesi bunu hukuk sürecinin bir parçası olarak savunuyor.

