Afrika düşünce dünyasının modern çağdaki en etkili isimlerinden biri olan Léopold Sédar Senghor, yalnızca Senegal’in ilk cumhurbaşkanı değil; şiiri, felsefeyi ve siyaseti aynı potada eritebilen nadir entelektüellerden biriydi. Sömürgeciliğin Afrika’ya dayattığı kimlik krizine karşı kültürel özgüveni merkeze alan düşünceleriyle kıta entelijansiyasına yön veren Senghor, vefatının 24. yıl dönümünde anılıyor. “Afrika’nın Bilge Adamı” olarak anılan Senghor, ardında bir iktidar hikâyesinden çok daha fazlasını, güçlü ve kalıcı bir düşünsel miras bıraktı.
BAŞARILARLA DOLU BİR EĞİTİM HAYATI
9 Ekim 1906’da Senegal’in Joal kasabasında dünyaya gelen Senghor, Serer kökenli varlıklı bir ailede büyüdü. Babası Diogoye Senghor zengin bir tüccar, annesi Gnilane Ndiémé Bakhoum ise kraliyet soyuna mensuptu. Küçük yaşlardan itibaren dil ve edebiyata ilgi duyan Senghor, Senegal’de başladığı eğitimini Fransa’da sürdürdü. Sorbonne’dan mezun olan ilk Afrikalılardan biri oldu; Fransız kamu eğitim sisteminin en zor sınavlarından biri olan agrégation’ı geçen ilk Afrikalı olarak akademik tarihe geçti. Fransızca, Latince, Yunanca ve Almanca dâhil birçok dili ileri düzeyde konuşuyordu.

1930’lu yıllarda Paris’te Afrika diasporasının önde gelen isimleriyle birlikte geliştirdiği Négritude düşüncesi, Senghor’un entelektüel mirasının merkezinde yer aldı. Bu düşünce, sömürgeciliğin “aşağılayıcı” siyah imgesine karşı Afrika kültürünü, tarihini ve estetik değerlerini savunan bir karşı duruştu. Senghor’a göre şiir, yalnızca bir sanat formu değil; kimliğin, hafızanın ve direnişin diliydi. “Siyah kimliği” Batı’nın kavramsal çerçevesi içinde yeniden tanımlayarak evrensel bir düşünce alanına taşımayı hedefledi.
SENEGAL’İN İLK CUMHURBAŞKANI
İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız ordusunda görev yapan Senghor, Almanlara esir düştü ve savaş yıllarını esir kamplarında geçirdi. Bu dönemde şiir yazmaya devam etti, Almanca öğrendi ve edebiyatla direniş arasında güçlü bir bağ kurdu. Savaş sonrası siyasete adım atan Senghor, Fransız Ulusal Meclisi’nde görev aldı; sömürge topraklarının haklarını savundu ancak ani ve parçalı bağımsızlıklar yerine federal bir yapı fikrini benimsedi.

1960’ta Senegal’in bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkenin ilk cumhurbaşkanı seçilen Senghor, yaklaşık yirmi yıl boyunca iktidarda kaldı. Eğitim, kültür ve devlet kurumlarının inşasına öncelik verdi. Afrika sosyalizmi anlayışını savundu; bu yaklaşım, Marksist çizgiden ziyade kültürel değerlere dayalı bir toplumsal model öneriyordu. Her ne kadar dönem dönem otoriter uygulamalarla eleştirilse de, Senghor’un en dikkat çekici yönlerinden biri 1981’de görevini kendi isteğiyle bırakması oldu. Bu adımıyla, iktidarı barışçıl biçimde devreden ilk Afrikalı liderlerden biri olarak tarihe geçti.
AFRİKA BİRLİĞİ’NİN KURUCULARINDAN BİRİYDİ
Senghor, Afrika Birliği Örgütü’nün kurucuları arasında yer aldı; Frankofoni düşüncesinin öncülerinden biri oldu ve kültürler arası diyaloğu savundu. 1983’te Fransız Akademisi’ne seçilen ilk Afrikalı olarak edebiyat tarihinde önemli bir eşik aştı. Kahire, Harvard, Sorbonne ve Beyrut başta olmak üzere onlarca üniversiteden fahri doktora aldı. Şiir ve düşünce alanındaki katkıları nedeniyle çok sayıda uluslararası ödüle layık görüldü.

“Gölge Şarkıları”, “Kara Sunu”, “Ağıtlar”, “Etiyopya” ve “Özgürlük: Kültürlerin Diyaloğu” gibi eserleriyle Afrika edebiyatının klasik isimleri arasına giren Senghor, şiirle siyaseti, Afrika ile Batı’yı karşı karşıya getirmek yerine konuşturmayı hedefledi. Ona göre medeniyetler çatışmaz, diyalog kurardı.

Léopold Sédar Senghor, 20 Aralık 2001’de Fransa’nın Normandiya bölgesinde hayatını kaybetti. Ardında yalnızca bir devlet başkanının değil, Afrika’nın onurunu, kültürel özgüvenini ve entelektüel bağımsızlığını savunan bir düşünürün mirasını bıraktı. Bugün hâlâ Afrika’da ve dünyada, “şair cumhurbaşkanı” ve “bilge lider” olarak anılmaya devam ediyor.

