Fas’ta düzenlenen Afrika Uluslar Kupası (AFCON) 2025, futbolun ötesine geçen anlamıyla Afrika’nın hafızasını, kimliğini ve ortak aidiyet duygusunu yeniden görünür kılıyor. Turnuva, sömürgecilik karşıtı köklerinden günümüze uzanan yolculuğunda, kıtanın kendini tanımladığı en güçlü sahnelerden biri olmayı sürdürüyor.
Fas’ın 1988’den sonra ikinci kez ev sahipliği yaptığı AFCON 2025, kupa mücadelesinin ötesinde duygusal, kültürel ve politik bir anlam taşıyor. Birçok Afrikalı için turnuva, küresel organizasyonlar arasında Dünya Kupası’yla yarışacak düzeyde bir önem ifade ediyor.
Rabat’taki açılış töreni bu durumu açık biçimde ortaya koydu. Törende Fas, Afrika’nın en eski insanlık ve kültür mirasıyla ilişkilendirilerek sunuldu. Bu anlatı, AFCON’un yalnızca bir spor organizasyonu değil, Afrika’nın kendini dünyaya anlattığı bir kimlik sahnesi olduğunu vurguladı.

PAN-AFRİKA HAYALİYLE DOĞDU
Afrika Uluslar Kupası, 1957 yılında Afrika Futbol Konfederasyonu’nun (CAF) kurulmasıyla başladı. Aynı yıl Sudan’ın başkenti Hartum’da düzenlenen ilk turnuvaya Mısır, Sudan ve Etiyopya katıldı. Apartheid politikaları nedeniyle Güney Afrika turnuvadan men edildi. Bu durum, AFCON’un daha ilk adımında siyasi ve ahlaki bir duruş sergilediğini gösterdi.
Bağımsızlık mücadelelerinin hız kazandığı bir dönemde ortaya çıkan AFCON, Afrikalı ulusların eşitliğini ve görünürlüğünü savunan Pan-Afrikan bir platform haline geldi. Bugün 24 ülkenin katıldığı turnuva, kıtanın en büyük spor organizasyonu olarak birlik ve gururun sembolü konumunda.
FUTBOLUN ÖTESİNDE
AFCON’u Afrikalılar için özel kılan en önemli unsur, turnuvanın gündelik hayata ve ortak tarihe doğrudan temas etmesi. Komşu ülkeler arasındaki maçlar, sadece sportif rekabet değil; sömürge geçmişi, kültürel bağlar ve bölgesel hafızayla şekillenen anlamlar taşıyor.
Gana-Nijerya ya da Fas-Cezayir karşılaşmaları, bir Dünya Kupası maçından çok daha derin duygular uyandırabiliyor. Çünkü AFCON, Afrikalıların kendi hikâyelerini, kendi dilleri ve sembolleriyle anlattıkları bir alan sunuyor.
Turnuvada Afrikalı takımlar eşit koşullarda mücadele ediyor. Hakemlerden yorumculara, organizasyondan yıldız futbolculara kadar anlatının merkezinde Afrika yer alıyor. Bu durum, AFCON’a güçlü bir sahiplenme duygusu kazandırıyor.

KÜLTÜREL HAFIZA YAŞATILIYOR
AFCON, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir kolektif hafıza işlevi görüyor. Birçok Afrikalı için futbol sevgisi, aile içinde AFCON maçlarıyla başladı.
Bu yıl Fas’ta dikkat çeken sembolik anlardan biri, Kongo Demokratik Cumhuriyeti taraftarı Michel Koka Mboladinga’nın tribünlerde sergilediği sessiz protesto oldu. Mboladinga, bağımsızlık lideri Patrice Lumumba’nın duruşunu taklit ederek maçlar boyunca ayakta durdu ve stadyumu bir anma mekânına dönüştürdü. Bu görüntü, AFCON’un eğlencenin ötesinde tarih ve belleği bugüne taşıyan bir alan olduğunu bir kez daha gösterdi.
BİR TARTIŞMA ALANI
AFCON, Afrikalılar için eleştiriden muaf bir organizasyon değil. Aksine, altyapı, hakem kararları, organizasyon kalitesi ve yönetişim konuları en sert biçimde yine Afrikalı taraftarlar ve medya tarafından tartışılıyor. Bu eleştiriler, turnuvaya duyulan sahiplenmenin bir yansıması olarak görülüyor.
Ancak dışarıdan gelen küçümseyici veya aşağılayıcı yorumlar, özellikle Avrupa merkezli söylemler, sert tepkilere yol açıyor. Son yıllarda bazı Avrupalı yorumcuların AFCON’u “ikincil” bir turnuva olarak nitelemesi, Afrikalı eski futbolcular ve kamuoyunda geniş tepki topladı.

DİASPORA İÇİN BİR BAĞ
AFCON, Afrika diasporası için de güçlü bir bağ kurma aracı. Londra, Paris ve New York gibi şehirlerde yaşayan Afrikalılar, turnuva döneminde bayraklar, müzikler ve geleneksel yemeklerle kimliklerini görünür kılıyor.
CAF, bu ilgiyi dikkate alarak AFCON 2025 öncesinde Londra ve Paris’te “AFCON Diaspora Turu” düzenledi. Etkinliklerde futbol, müzik ve popüler kültür iç içe geçti. Oyuncuların önemli bir kısmının diaspora kökenli olması da turnuvanın bu çok katmanlı yapısını güçlendiriyor.
IŞIKLAR AFRİKA’NIN ÜSTÜNDE
Afrika Uluslar Kupası, Afrika’nın kendini kendi koşullarıyla ortaya koyabildiği ender küresel sahnelerden biri olarak öne çıkıyor. Burada anlatıyı Afrika belirliyor; başarılar sevinçle sahipleniliyor, eksikler ise yine içeriden tartışılıyor.

AFCON 2025, Fas için Afrika kimliğini pekiştirme fırsatı sunarken, kıta genelinde ortak bir festival duygusu yaratıyor. Turnuva, futbolun ötesinde Afrika’nın kendine bakabildiği bir ayna işlevi görüyor.
Dünya Kupası daha geniş bir küresel kitleye ulaşsa da, AFCON Afrika’nın kalbinde yer almaya devam ediyor. Çünkü bu turnuva, Afrika’nın kendi hikâyesini kendi toprağında ve kendi sesiyle anlatabildiği bir alan olmayı sürdürüyor.
Kaynak: Morocco World News

