Otostopla 50’den fazla ülke gezen Türk gezgin Mehmet Sendinç, Ekim 2025’te başladığı Afrika turunda, kıtayla ilgili yaygın önyargıların gerçeği yansıtmadığını belirterek, Afrika’da beklediğinin aksine büyük bir misafirperverlik ve güven ortamıyla karşılaştığını söyledi.

İstanbul’da doğup büyüyen, aslen Ordulu olan 37 yaşındaki Sendinç, 2015’ten bu yana Türkiye’yi, 2019’dan itibaren ise dünyayı otostopla ve yürüyerek geziyor. Yaklaşık 500 bin abonesi bulunan “Değişik Yollarda” adlı YouTube kanalında içerik üreten Sendinç, bugüne kadar 50’den fazla ülkeyi dolaştı.
Ekim 2025’te Fas’tan başlayarak Afrika turuna çıkan Sendinç, Moritanya ve Senegal’i ziyaret etti. Batı Afrika’daki Atlantik Okyanusu kıyısındaki ülkeleri gezmeyi ve turunu Nijerya’da tamamlamayı hedefliyor. AA muhabiri, Senegal’in başkenti Dakar’da bir balıkçı kasabasında buluştuğu Sendinç’e yolculuk hikayesini ve Afrika izlenimlerini sordu.
GEZME KARARI BİR KAZAYLA BAŞLADI
Sendinç, gezmeye geçirdiği bir kaza sonrası verdiği kararla başladığını, 30 yaşına kadar pasaportunun bile olmadığını söyledi. 2015’te bir sağlık kurumunda çalışırken bacağının kırıldığını anlatan Sendinç, o dönemde hayatının yön değiştirdiğini belirtti.
“40 gün raporlu olduğum sürede internette çok düşük bütçelerle Türkiye’yi gezen gençlere rastladım. ‘Eğer ayağım iyileşirse ben de gezmeye başlayacağım’ diye kendime söz verdim ve alçım çıktıktan 1 gün sonra, hâlâ topallar haldeyken otostopla İstanbul’dan Fethiye’ye gittim. Kelebekler Vadisi’nin tepesinde ilk çadırımı kurdum. İstanbul’da bir günde harcayacağım parayla ülkemin en güzel manzaralarından birini izlediğimi idrak edince artık bir daha yerimde durmadım, duramadım.” dedi.
Sendinç, Türkiye’de 81 ilin tamamını gezdiğini, hatta askere bile otostopla gittiğini belirtti. Ocak 2019’da Malezya ile başlayan dünya turundan bu yana yılın yalnızca birkaç haftasını Türkiye’de geçirdiğini, zamanının büyük bölümünü yeni ülkeler keşfederek geçirdiğini ifade etti.

Otostopu başlangıçta maddi nedenlerle tercih ettiğini söyleyen Sendinç, zamanla bunun kendisine bambaşka deneyimler kazandırdığını vurguladı:
“Şu an bütçem olmasına rağmen hâlâ otostopla gezmeye devam ediyorum çünkü bir ülke insanının iyi niyetine her seferinde bu şekilde tanık oluyorum. Bu da bana o coğrafyayı ve toplumu filtresiz, çok daha yakından tanıma şansı veriyor.”
“İLK YOUTUBE GELİRİMİ MYANMARLI AİLEM İÇİN HARCADIM”
Sendinç, yolculukları sırasında birçok ülkede insanî dayanışmayla karşılaştığını, ancak Myanmar’ın kendisi için özel bir yeri olduğunu söyledi.

Myanmar’da yaşadığı bir anıyı şöyle anlattı:
“Myanmar’da otostopla gezerken 6 yaşında bir çocuk bana elma verdi. Sonra ablası ve annesi gelerek beni evlerine davet ettiler. Ortak anlaşabileceğimiz tek bir kelime bile yoktu ama evlerinde kaldım. Onların iyi niyetinden öyle etkilendim ki, YouTube’dan elde ettiğim ilk gelirle (o zaman Tayland’daydım) her aile bireyi için hediyeler alıp bir çanta hazırladım ve otostopla 3-4 gün süren bir yolculuk sonrası yanlarına gittim. Onlar artık benim Myanmarlı ailem oldu.”
TORAJA KABİLESİNİN RİTÜELLERİ
Gezilerinde az bilinen kültürleri keşfetmeyi sevdiğini belirten Sendinç, en çok Endonezya’nın Sulawesi Adası’nda yaşayan Toraja kabilesinden etkilendiğini söyledi. Torajaların ölülerle birlikte yaşama geleneğini şu sözlerle aktardı:
“Toraja kabilesi ölüleriyle birlikte yaşıyor, onları hemen gömmüyor. Ölülerini evlerinin en görünen köşesine yerleştirip bir nevi mumyalıyorlar. Onlar kıyamet gününe kadar herkesin canlı olduğuna inanıyor. Vefat eden yakınlarının hasta olduğunu düşünüyor ve her sabah ölen kişinin sevdiği yemekleri yanına bırakıyorlar. Ölüler yaklaşık 2-3 yıl evde kalıyor. Bunun nedeni de büyük cenaze törenleri için kesecekleri bufaloların parasını biriktirmeleri. Ne kadar çok bufalo kurban ederlerse, vefat eden kişinin cennete o kadar yaklaşacağına inanıyorlar. Bu geleneklerden çok etkilenmiştim.”

Sendinç, Afrika’ya dair yaygın klişelerin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini vurguladı:
“Afrika denilince savaş, açlık, tehlike akla geliyor. ‘Afrika’da beyaz adamın gırtlağına yapışırlar’ gibi bir düşünce var. Hiç de öyle olmadı. Aksine insanlar fakir olmalarına rağmen beni evlerine davet etti, iki kıyafetinden birini bana hediye etmeye çalıştı. Şimdiye kadar son derece güvenli olduğunu düşünüyorum. Tek tip bir Afrika olmadığını da gördüm. Herkes sefaletle mücadele etmiyor. Örneğin Dakar çok modern ve güzel bir şehir. Hiç böyle beklemiyordum, 2-3 gün kalırım diye geldim, neredeyse 2 ay kaldım.”
“DAKAR BÜYÜKELÇİMİZ BANA EVLADI GİBİ SAHİP ÇIKTI”
Sendinç, Senegal’de geçirdiği süre boyunca Türkiye’nin Dakar Büyükelçisi Nur Sağman’ın kendisiyle yakından ilgilenmesinin kendisi için unutulmaz olduğunu belirtti.
“Uzun süredir yolda olunca aile sıcaklığını ve anne şefkatini çok özlüyorsunuz. Büyükelçimiz Nur Sağman bana evladı gibi sahip çıktı. Senegal’den sonra gideceğim ülkeler için girişimlerde bulundu. Gezimi kolaylaştırmak için elinden geleni yaptı. Kendisine neden ‘Mama Afrika’ denildiğini bizzat deneyimlemiş oldum. Bir anne şefkatiyle hem benim için endişelendi hem de bağrına bastı. Kendisine ne kadar teşekkür etsem az.” dedi.
”İNSANIN TEK KORKUSU KENDİSİ OLMALI”
Sendinç, gezmek isteyenlere de şu mesajı verdi:
“İnsan önce kendinden korkmalı, ana korkunuz gittiğiniz yer ya da oradaki insanlar olmamalı. Ben, niyeti temiz bir insanın günün sonunda yine iyilerle ve iyilikle karşılaşacağına inanıyorum. Çok tehlikeli yerlerde de bulundum, birçok badire atlattım ama yolum hep iyi insanlarla kesişti. Karşınızdaki yabancıyı yargılamaya değil, anlamaya çalıştığınızı fark edince bambaşka bir bağ oluşuyor. Bir de gezmek sanıldığı kadar maliyetli değil. Konforunuzdan biraz ödün verirseniz, karşılığında eşsiz deneyimler elde edebilirsiniz. Büyük şehirlerde bir günde harcayacağınız parayla bile yeni bir kültür keşfedebilirsiniz.”

