Uganda hükümeti, geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından siyasi muhalefetin hedef alındığı yönündeki suçlamaları reddetti.
Enformasyon Bakanı Chris Baryomunsi yaptığı açıklamada, bazı gözaltıların gerçekleştiğini kabul etmekle birlikte, bunların yalnızca “sorun çıkaran” kişilerle sınırlı olduğunu belirtti.
Baryomunsi, gözaltıların iki kategoriye ayrıldığını ifade ederek, ilk grupta “destekledikleri aday seçimi kaybettiği için şiddet çıkarmak isteyenler”, ikinci grupta ise “liderleri tarafından seçim dönemini ülkede sivil huzursuzluk başlatmak için fırsata çevirmek üzere harekete geçirilen suç çeteleri” bulunduğunu söyledi.
“Bu tür şiddet planları yapanlar tutuklandı, kaçanlar da yasanın gerektirdiği şekilde yakalanacak,” diyen Baryomunsi, güvenlik güçlerinin hukuka uygun hareket ettiğini savundu.
Seçimlerin hemen ardından güvenlik birimlerinin muhalefet destekçilerine yönelik operasyonlarını artırdığı iddia edilmişti.
Muhalefet lideri Robert Kyagulanyi (Bobi Wine), 15 Ocak’taki seçimlerde mevcut Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin kazanan ilan edilmesinden bu yana saklandığını duyurdu. Resmi sonuçlara göre Museveni oyların yüzde 71’ini alırken, Wine yüzde 24’te kaldı.
Wine, sonuçları “sahte” olarak nitelendirerek seçimlerde usulsüzlük yapıldığını öne sürdü. Sosyal medya paylaşımlarında “sessiz bir katliam” yaşandığını iddia eden Wine, 100’den fazla kişinin seçim bağlantılı şiddet olaylarında öldürüldüğünü savundu ancak buna ilişkin kanıt sunmadı.
Wine’ın açıklamaları, Uganda Genelkurmay Başkanı ve Museveni’nin oğlu olan Orgeneral Muhoozi Kainerugaba’nın, seçimle bağlantılı olaylarda 22 muhalif “teröristin” güvenlik güçlerince öldürüldüğünü söylemesinin ardından geldi.
Wine’ın liderliğini yaptığı Ulusal Birlik Platformu’nun (NUP) Genel Sekreteri David Lewis Rubongoya ise ülke genelinde birçok parti yöneticisinin kayıp olduğunu veya gözaltına alındığını öne sürdü.
Museveni, pazar günü yaptığı zafer konuşmasında NUP’yi “terörist” olarak nitelendirerek partiyi seçim sonuçlarını şiddet yoluyla tersine çevirmeye çalışmakla suçladı.
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Jim Risch ise seçimleri, “Museveni’nin yedinci dönemi ve kırk yıllık iktidarını meşrulaştırmak için düzenlenmiş içi boş bir süreç” olarak tanımladı.
Risch, Uganda’nın ABD için önemli bir bölgesel güvenlik ortağı olmasına rağmen yönetimin iç kontrolü siyasi şiddet, kaçırmalar, hapis cezaları ve muhaliflere yönelik baskılar yoluyla sürdürdüğünü savunarak, ABD yönetimine Uganda ile ilişkileri gözden geçirme çağrısı yaptı.
Uganda’da 1962’deki bağımsızlıktan bu yana cumhurbaşkanlığı görevinde barışçıl bir iktidar değişimi yaşanmadı. Ancak Museveni’nin destekçileri, onun ülkeye görece istikrar ve ekonomik büyüme sağladığını savunuyor.

