2025 yılının Aralık ayı başında Sudan’da bayrak tartışması patlak verdi. Sudan’ın fiili lideri Abdülfettah el-Burhan, 1 Aralık 2025’te Port Sudan’da yaptığı bir konuşmada ülkenin 1956’da bağımsızlık sırasında kullanılan eski ulusal bayrağına geri dönülmesini önerdi. Bu sürpriz çıkış, halihazırda iç savaşın yaşandığı ülkede siyasi semboller üzerinden yeni bir polemik başlattı. Burhan, Sudan’ı yeniden şekillendirmek gerektiğini vurgulayarak babalarımız ve dedelerimizin bağımsızlıkta yükselttiği o üç renkli eski bayrağı yeniden göndere çekmek istiyoruz sözleriyle bu değişimi savundu. Bu konuşma, hükümet güçlerinin hızlı destek kuvvetleri (HDK) karşısında Babanusa kentini kaybetmesinin hemen ardından geldi. Dolayısıyla birçok gözlemciye göre Burhan, askeri cephedeki zayıflamayı ulusal duyguları canlandıracak sembolik bir adımla telafi etmeye çalışıyordu. Burhan’ın önerisi, aslında Darfur’lu lider Minni Minawi’nin hareketine jest niteliği de taşıyordu. Bahsi geçen etkinlikte Minawi’nin Sudan Kurtuluş Hareketi’nin şehitleri anılıyor ve bu grup bağımsızlık dönemi bayrağının renklerini sembol olarak kullanıyordu.
TARTIŞMANIN GELİŞİMİ VE İLERLEYİŞİ
Burhan’ın bayrak değişikliği önerisi kamuoyuna yansıdıktan hemen sonra Sudan sosyal medyası ve basınında hararetli bir tartışma başladı. Önerinin ilk ortaya atıldığı 1–2 Aralık günlerinde Twitter ve Facebook gibi platformlarda kullanıcılar iki kampa ayrıldı: Bir kesim, eski bayrağa dönüşün milli birliğe katkı sağlayacağını savunarak bunu olumlu bir adım olarak gördü. Diğer kesim ise bu fikre kesin bir dille karşı çıkarak zamansız ve bölücü buldu. Nitekim eleştiriler, ülkenin savaş halindeyken böylesi sembolik bir değişimi tartışmanın tehlikeli olacağına odaklanıyordu. Birçok yorumcu, bayrak gibi devletin sembolleri ve kimliğiyle oynanmasının birlik-beraberliği zedeleyebileceğini belirterek, savaş sürerken bu tür tartışma kapılarının açılmaması gerektiğini vurguladı. Hatta bazıları, bayrak değişiminin isyancı HDK’nın anlatısını güçlendireceğini öne sürdü: HDK, mevcut çatışmayı “1956’da kurulan adaletsiz Sudan devletini yıkma” mücadelesi olarak çerçeveliyor. Bu bağlamda Burhan’ın 1956 ruhunu temsil eden eski bayrağa sarılması, HDK’nın “iki ayrı devlet” anlatısına hizmet ederek fiilen bölünmüş bir Sudan riskini artırabileceği söyleniyordu.
Tartışma günler ilerledikçe büyüdü. Önerinin kurumsal bir zemine oturmadan, adeta spontan bir çıkış olarak gelmesi dahi yoğun tepki almasına engel olmadı. 3–5 Aralık haftasında yerel gazeteciler ve köşe yazarları, Burhan’ın açıklamasının hazırlıksız ve şahsi bir çıkış olduğunu yazdı. Örneğin analist Osman Mirğani, bu teklifin kurumsal bir karara dayanmadığı halde büyük yankı uyandırdığına dikkat çekerek bayrak gibi konuların bu şekilde fevri biçimde ortaya atılmasını eleştirdi (Mirğani, el-Tayar gazetesi, 4 Aralık 2025). Yine de, tartışma ülke gündeminde yer etmeye devam etti ve yıl sonuna doğru bağımsızlık yıldönümü etkinlikleriyle birleşerek hararetini korudu. 1 Ocak 2026’da Sudan’ın bağımsızlığının 70. yıl dönümü yaklaşırken, eski bayrağa dönme önerisi sosyal medyada ve basında sıkça anılır oldu. Bu dönemde bazı kesimler, 1956 ruhuna dönüş söylemini desteklerken, diğerleri bunun gerçek sorunları çözmekten uzak bir hamle olduğunu dillendirdi.

SUDAN KAMUOYUNUN FARKLI KESİMLERİNDEN TEPKİLER
SİYASİ PARTİ VE LİDERLERİN TUTUMLARI
Sudan’daki siyasi yelpazenin farklı unsurları bayrak tartışmasına dair çeşitli tepkiler verdiler. Muhalefet partileri ve sivil koalisyonlar, Burhan’ın önerisine genel olarak mesafeli yaklaştı. Örneğin, sürgünde faaliyet gösteren bazı sivil liderler ile Samud (Direniş) adlı muhalif ittifakın temsilcileri, bayrak değiştirmenin Burhan’ın tek başına alabileceği bir karar olmadığını vurguladılar. Şihab el-Tayyib gibi muhalif figürler, ulusal bayrağın değiştirilmesinin ancak yasama meclisinin onayıyla mümkün olabilecek egemenlik tasarrufu olduğunu, fiili bir askeri yönetimin dayatma yapamayacağını açıkça dile getirdiler. Yine Ümmet Partisi gibi büyük geleneksel partilerin yetkilileri, Burhan’ın bu çıkışının toplumda yeni bir fay hattı açabileceği uyarısında bulundular (Altaghyeer, 2 Aralık 2025). Özellikle meşru siyasi zeminden yoksun bir yönetimin böyle bir milli sembol değişikliğine gitmesinin, ülkenin daha da kutuplaşmasına yol açabileceği ifade edildi.
Öte yandan, askeri yönetime yakın veya onunla iş birliği içindeki bazı gruplar Burhan’ın önerisine destek belirttiler. Darfur kökenli bir lider olan Vali Minni Minawi, kendi hareketinin de benimsediği bağımsızlık bayrağının Sudan’ın öz kimliğini yansıttığını söyleyerek fikre olumlu yaklaştı (El Burhan’ın Port Sudan konuşmasında Minawi’nin yanında olması da bu desteğin göstergesi oldu). Benzer şekilde, hükümetin sivil kanadından bazı temsilciler özellikle eski isyancı gruplardan gelen bakanlar Arap ülkelerinin Sudan’ı hayal kırıklığına uğrattığı bir dönemde, saf milli sembollere sarılmanın anlaşılabilir olduğunu dile getirdiler. Onlara göre eski bayrak, dış müdahalelerden önce Sudanlıların ortak iradesiyle benimsedikleri yegâne semboldü ve bugün yeniden benimsenmesi, Sudan’ın kendi kendini inşa ettiğinin sakin ama net bir ilanı olacaktı. Bununla birlikte, bu kesimler dahi bayrak değişiminin öncelikli gündem olmadığı konusunda hemfikir görünüyor; zira aynı açıklamalarda savaşı bitirecek barışçıl çözümün öneminede vurgu yapıldı (Sudan Congress Party açıklaması, Aralık 2025).
SİVİL TOPLUM VE AYDINLARIN GÖRÜŞÜ
Sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve akademisyenler de bayrak tartışmasına ilişkin analizler yaptılar. Birçok aydın, ülkenin temel sorununun siyasi olduğunu, simgesel değişikliklerin tek başına anlamlı olmayacağını belirtti. Hartum’daki düşünce kuruluşlarından bazı uzmanlar, Burhan’ın hamlesini imaj odaklı bir manevra olarak yorumladı. Örneğin, eski BM danışmanı Abdulgadir Mohammed, Sudan’ın bugün sıfır noktasında bulunduğunu ve eski formüllerin (örneğin sembol değiştirmenin) kalıcı çözümler getirmeyeceğini söyledi. Bu bakışa göre, ülkedeki savaş ve siyasi kriz, bayraktan çok daha derin reformlar gerektirirken, böylesi tartışmalar halkın dikkatini esas meselelerden uzaklaştırma riski taşıyor. Bazı yazarlar ise buradan olumlu bir gündem çıkarılabileceğini savundu: Onlara göre eski bayrağın temsil ettiği kapsayıcı kimlik fikri, eğer doğru yönetilirse, Sudan’ın merkez-periferi gerilimini yatıştıracak yeni bir toplumsal sözleşme tartışmasına kapı aralayabilirdi. Ancak bu görüş, önce çatışmaların durdurulması ve kapsayıcı bir geçiş süreci sağlanması gerektiği notunu düşüyor. Genel olarak sivil toplum sesi, önce barış, sonra semboller diyerek, bayrak meselesinin acil insani ve siyasi krizin gölgesinde kalması gerektiğini ima etti.

HALK VE DİASPORA TEPKİLERİ
Sudan halkının geniş kesimleri için bu tartışma, savaşın getirdiği zorluklar arasında bir yandan umut, diğer yandan endişe kaynağı oldu. Ülkenin çeşitli bölgelerinde özellikle çatışmadan daha az etkilenmiş kuzey ve doğu şehirlerinde yerel radyo programları ve kahvehane sohbetlerinde bayrak konusu konuşuldu. Kimileri, mevcut kırmızı-beyaz-siyah-yeşil bayrağın Sudan’ı temsil etmediğini, Arap ülkelerinin taklitçisi olduğunu savunarak eski mavi-sarı-yeşil bayrağın geri gelmesine heyecanla yaklaştı. Bu kişiler için eski bayrak, atalarımızın emaneti ve gerçek Sudan kimliği idi. Özellikle genç nüfusun bir bölümü, 2018–2019 devrimci protestoları sırasında da görüldüğü gibi, eski bayrağı rejim karşıtı bir sembol olarak benimsiyor. Gerçekten de 2018’de Ömer el-Beşir’e karşı yapılan kitlesel gösterilerde protestocular sık sık mavi-sarı-yeşil bayrağı dalgalandırarak daha kapsayıcı ve eski değerlere dönüş talebini simgelemişlerdi.
Öte yandan halkın bir kısmı için bayrak tartışması, günlük yaşam mücadelesinin çok uzağında kaldı. Savaş nedeniyle gıda, su, barınma krizi yaşayan on binlerce sivil, sosyal medyadaki bu hararetli münakaşayı lüks bir konu olarak gördü. Başkent Hartum’dan kaçarak komşu ülkelere sığınan diaspora mensupları arasında da bayrak meselesine ilgi gösterenler oldu. Ancak öncelik sıralamasında güvenlik ve geçim derdi baskın durumdaydı. Diaspora toplulukları, 1 Ocak Bağımsızlık Günü’nde kendi etkinliklerinde her iki bayrağı da kullandılar. Bazı gruplar, eski bayrağı taşıyarak Sudan’ın demokratik özüne sahip çıktıklarını vurgularken, diğerleri resmî mevcut bayrağı kullanmaya devam edip asıl önemli olan barış ve istikrar mesajı verdiler. Bu durum, diaspora içinde bile tartışmanın iki farklı yaklaşımla sürdüğünü gösterdi.
SUDAN BAYRAĞINDAKİ SEMBOLLERİN TARİHİ VE KÜLTÜREL ANLAMLARI
Sudan’ın tartışma konusu olan eski ve yeni bayrakları, içerdiği renkler ve semboller bakımından farklı tarihî-kültürel anlamlar taşıyor. 1956’da bağımsızlık kazanılırken kabul edilen eski bayrak, üç yatay renkten oluşuyordu: üstte mavi (Nil nehri), ortada sarı (Sahra çölü) ve altta yeşil (tarım arazileri). Bu bayrağın tasarımı, Sudanlı şair ve öğretmen es-Serire Mekki Süfi tarafından yapılmış ve herhangi bir etnik veya ideolojik gruba göndermede bulunmayan, nötr bir sembol olarak düşünülmüştü. Nitekim renkler, ülkenin coğrafi çeşitliliğini yansıttığı gibi, etnik ve siyasi tarafsızlığı da temsil ediyordu. Bu bayrak 1 Ocak 1956’da Başbakan İsmail el-Ezheri tarafından göndere çekildiğinde, Sudan toplumunun ortak iradesini simgeleyen bir bayraktı. Bayrak, 1956’dan 1970’e dek kullanıldı ve bu süre zarfında Sudan’ın ilk demokratik yönetimi, ardından gelen askeri yönetim ve 1964’teki Ekim Devrimi sonrası geçiş dönemi gibi çalkantılı süreçlere tanıklık etti.
Mevcut Sudan bayrağı ise Pan-Arap renklerini taşıyan kırmızı-beyaz-siyah yatay şeritler ile solda yeşil bir üçgenden oluşur. Bu bayrak, Mayıs 1969’daki askeri darbeyle iktidara gelen Cafer Numeyri yönetiminin Arap milliyetçiliği ideolojisi doğrultusunda tasarlanmış ve Mayıs 1970’te resmen kabul edilmiştir. Tasarım, Abdülrahman Ahmed el-Cali adında bir sanatçı tarafından hazırlanan ve bir yarışmada birinci seçilen öneridir. Bayraktaki kırmızı, beyaz, siyah, yeşil renkler, genel çerçevede Arap Birliği’nin ve 1916 Arap İsyanı’nın bayraklarından esinlenen bir birliktelik sergiler. Ancak Sudan özelinde bu renklere ulusal anlamlar da yüklenmiştir: Siyah, Sudan isminin kökeni olan “belad es-sudan” (Arapçada siyahlar ülkesi) ifadesine ve 19. yy’daki Mehdi hareketinin siyah sancağına atfen ülkenin kendisini simgeler. Beyaz, 1924’teki İngilizlere karşı isyanda kullanılan “Beyaz Bayrak” hareketine gönderme yapar ve barış ile iyimserliği ifade eder. Kırmızı renk, bağımsızlık mücadelesinin şehitlerinin kanını, aynı zamanda 1969’dan sonra benimsenen toplumcu/ilerlemeci ideolojiyi temsil etmektedir. Yeşil renk ise İslamiyet’i ve ülkenin refah umudunu simgelemektedir. Görüldüğü üzere, mevcut bayrak renklerinde de Sudan’ın tarihinden motifler olsa da bu bayrak bölgesel (Arap) kimlik vurgusuyla ortaya çıkmıştır.

Bayrağın sembolik anlamlarına dair bu tarihî arka plan, güncel tartışmada taraflarca sıkça dile getirildi. Eski bayrağı savunanlar, onun “Saf Sudaniliği” temsil ettiğini, renklerinin ülkenin doğal ve kültürel mozaiğine gönderme yaptığını vurguladılar. Onlara göre mavi-sarı-yeşil bayrak, Sudan’ın Afrika kimliğini ve farklı etnik topluluklarını kapsayan, yabancı ideolojilerden azade bir semboldür. Nitekim sosyal medyada eski bayrağın üç rengi de Sudan’ın toprağından gelir şeklinde yorumlarla övüldüğü görüldü. Buna karşılık, mevcut bayrağı savunanlar ise bu bayrağın da Sudan’ın son yarım asırlık tarihine mal olduğunu ve uluslararası alanda tanınan simge haline geldiğini belirttiler. Birçok kişi için kırmızı-beyaz-siyah-yeşil bayrak, Sudan halkının ortak acılarını ve zaferlerini içinde barındıran bir bayraktır. Özellikle 2011’de Güney Sudan’ın ayrılmasından sonra bile kuzeydeki Sudan devletinin aynı bayrağı koruması, mevcut bayrağın Sudan’ın sürekliliğini temsil ettiğine dair görüşleri güçlendirmiştir. Dolayısıyla güncel tartışmada mevcut bayrağın taraftarları, “bayrağı değil düzeni değiştirmek gerekir” diyerek asıl sorunun sembollerden ziyade yönetim biçimi olduğunu savundular.
SOSYAL MEDYADAKİ YANSIMALAR VE KAMPANYALAR
Bayrak tartışması özellikle sosyal medya platformlarında geniş yankı buldu. Burhan’ın açıklamasının hemen ardından Sudanlı kullanıcılar, Twitter (X) ve Facebook’ta #علم_السودان (#SudanBayrağı) ve #علم_الاستقلال (#İstiklalBayrağı) gibi hashtag’ler altında tartışmaya başladılar. Binlerce paylaşım, eski ve yeni bayrakların görsellerini karşılaştırıp artı ve eksilerini sıraladı. Örneğin destekleyici paylaşımlarda, bağımsızlık bayrağının fotoğrafları eşliğinde “Bu bayrak atalarımızın kanıyla kazanılan özgürlüğün simgesi” gibi ifadeler yer aldı. Karşıt görüşlü kullanıcılar ise mevcut bayrağı profil resmi yaparak Bayrak değişimiyle karnımız doymayacak şeklinde eleştiriler getirdiler. Aralık 2025’in ilk haftasında tartışma o denli büyüdü ki, Sudanlı internet topluluklarında adeta bir bayrak referandumu yaşandı: Anket düzenleyen bazı hesaplar, takipçilerine hangi bayrağı tercih ettiklerini sordu; on binlerce katılımcının oy kullandığı bu anketlerde sonuçlar başa baş çıktı (örneğin, Twitter’da 5 Aralık’ta yapılan bir ankette %52 eski, %48 mevcut bayrak yönünde oy kullanıldı).
Sosyal medya tartışmaları yalnızca metin düzeyinde kalmadı, yaratıcı kampanyalara da dönüştü. Diasporadaki Sudanlı gençler, Instagram üzerinden “Flag Challenge” adıyla bir akım başlattılar; bu akımda kullanıcılar kendi bulundukları yerlerde Sudan’ın her iki bayrağını dalgalandırırken çektikleri videoları paylaştılar. Kimi videolarda 1956 bayrağı ve 1970 bayrağı yan yana görülüyor, genç aktivistler “Birliğimizi semboller değil, biz sağlayacağız” mesajı veriyordu. Öte yandan, YouTube üzerinde yayın yapan Sudanlı vlogcular da konuyu işledi. Popüler bir YouTube kanalı, “Sudan’da Yeni Kriz: Bayrak Tartışması” başlıklı videosunda sokaktaki insanların görüşlerini derledi; bu videoda bazı vatandaşlar eski bayrağın darbecilerin getirdiği bayraktan kurtuluş anlamına geleceğini iddia ederken, bazıları ise önce huzur, sonra bayrak diyerek öncelik vurgusu yaptı.

Twitter’da Aralık sonu ve Ocak başında, bağımsızlık günü vesilesiyle #SudanIndependence70 etiketi altında da bayrak konusu konuşuldu. Birçok kullanıcı, 1 Ocak 2026’da Sudan’ın 70. bağımsızlık yılını kutlarken profil fotoğraflarını eski bayrağın renklerine büründürdü. Buna karşılık, mevcut bayrağı savunanlar da #لا_لتغيير_علم_السودان (Sudan bayrağını değiştirmeye hayır) etiketiyle kampanya başlattılar. Bu kampanyada paylaşılan görsellerde, Sudan’ın mevcut bayrağının ülkede geçmişte yaşanan tüm önemli olaylara tanıklık ettiği ve “şehitlerin kanının bu bayrakta temsil edildiği” anlatıldı.
Sonuç olarak, sosyal medyadaki yansımalar Sudan’daki bayrak tartışmasının yalnızca bir sembol tartışması olmadığını, toplumun tarihsel aidiyet, kimlik ve birlik konularındaki farklı bakış açılarını su yüzüne çıkardığını gösterdi. Dijital platformlar, ülkedeki çatışmanın kültürel boyutunu da yansıtan bu tartışmaya ev sahipliği yaparken, taraflar kendi hikâyelerini bayrak üzerinden anlatmaya devam ediyorlar. Bu durum, politika yapıcılar için de önemli bir gösterge: Sudan’da semboller ve duygular, somut politika adımları kadar etkili olabiliyor ve toplumsal algıyı yönlendirebiliyor. Dolayısıyla, bayrak tartışmasını yatıştırmak veya yönetmek isteyen aktörlerin, bu sembollerin yüklediği tarihi anlamları ve halk nezdindeki duygusal karşılığını göz ardı etmeden adım atmaları gerekecektir.

