Edebiyat, enternasyonel bir eylem olsa da yayım sürecindeki tekelleşme ve sert kanonik politikalar sebebiyle günümüzde tek tipleşme ve sömürgeci zihniyete teslim olma tehlikesini taşımaktadır. Yıllar önce Goethe tarafından da dile getirilen Dünya edebiyatı kavramı hangi dünyaları ya da kimlerin dünyasını kapsamaktadır sorusu hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Dünya edebiyatı dediğimiz kavramın içerisine neler girmekte? Bir Dünya edebiyatından bahsedeceksek dünyaya nereden bakmakta ve nerenin dünyasından bahsedilmektedir? Bugün Dünya edebiyatı egemen sınıfların ürettiği ve sömürgeci- sömüren ilişkisinin de bir yansıması olan “makbul” sınırlar çerçevesinde ele alınmaktadır.
Edebiyat, yerelden ortaya çıkan evrensel bir mülktür. Bu nedenle edebiyatın yerel özellik olan dil ile evrensel niteliği bulunan duygulara seslendiğini unutmamak gerekir. Bu yönüyle Dünya edebiyatı adeta farklı puzzle parçalarının bir araya gelmesinden oluşan bir yapboz tahtası gibidir. Bu yapboz tahtası çok renkli ve çok kimliklidir. İşte bu çok renkli ve çok kimlikli yapbozun bir parçası da Afrika edebiyatıdır.

Afrika, her yönüyle bilmediğimiz bir kıta. Ulus devlet sınırlarının çok da geçerli olmadığı Afrika, edebiyatı ile de dünyada bambaşka bir yere konumlanmaktadır. Afrika’daki dil çeşitliliği söylemi de çeşitlendirmekte ve edebi üretimi de zenginleştirmektedir. Afrika edebiyatı oldukça zengin olmasına rağmen ülkemizde çok bilinmemekte ve bakir bir alan olma özelliğini korumaktadır. Türkiye’de Afrika edebiyatı bilinmezliğini korumaktadır. Afrika, kolonyal söylemde kendisine birtakım anlamların ve zihniyetlerin giydirildiği ve kalıplaşmış ve donmuş bir yapı gibi sunulan bir alan olmuştur. Ancak tüm bu bilinmezliğine ve çok sesliğine rağmen Afrika, edebiyatı ile çok zengin ve akışkan bir bütün oluşturur. Bu zenginlik, kıtanın çok kültürlü yapısından ileri gelmektedir. Dünya’da olma hâlinin sözlerle birer yansıması olan edebiyat, Dünya’da ve Afrika’da olmaya da bigâne kalamaz.
Sömürgeciliğin gölgesinde ürünler veren Afrika edebiyatı, bir çatışma ve karşılaşmalar meydanıdır. Bu yönüyle Afrika edebiyatı kıtanın çok kültürlü yapısı sayesinde çok parçalı bir yapıya sahiptir. Bu çok parçalı yapı ile farklı okumalara açık olan eserler oldukça zengindir. Afrika edebiyatı eserleri romanından, şiirine kadar sömürülenlerin sesi olmuş ve eserler çok katmanlı yapısı ile farklı okumalara açık yapıtlardır. Bu yönüyle Afrika edebiyatı bir temsiller bütünüdür. Afrika edebiyatını anlamak Afrika kıtasını nasıl algıladığımızla ilgili bir durumdur. Kıtayı nasıl ve ne yönden algıladığımız kıtanın edebî mirasına da nasıl baktığımızla ilgilidir.
Afrika edebiyatı kıtanın çok dilli yapısı ile çok dilli bir edebiyattır. Burada dilin kullanımına dair de bir tartışma söz konusudur. Afrika’da kimi yazarlar global olmak için İngilizce yazarken kimi Afrikalı yazar ve düşünürler eserlerini yerel Afrika dillerinde(Ngûgi Wa Thıong’o, Obi Wali gb. ) yazmayı savunur. Bu dil tartışması bizlere sömürülen ve sömüren arasındaki ilişkiyi vermesi açısından önemlidir. Afrika edebiyatı sadece dil açısından değil kurgusu açısından da edebiyat kamusundan farklı özellikler taşımaktadır. Afrika edebiyatında romanlarla adeta yeni ve sömürgeci zihniyetten bağımsız bir Afrika tarihi oluşturulur. Afrika edebiyatında yazarlar uluslarının yeni tarih yazıcılarıdır. Afrika edebiyatında milliyetçilik değil de Afrikalılık kimliği ön plandadır. Modern Afrika edebiyatı sömürgeci zihniyetle bir hesaplaşmadır.

Sömürgecilik, sadece fiziksel bir eylem değildir. Zihniyetlerin ve söyleminde sömürgeleşmesiyle evrensel bir eylem olan sanat ve özelde edebiyat sömürgeci söylemin bir parçasını oluşturmaktadır. Türkiye’de Afrika edebiyatına dair çeviriler oldukça kısır ve yetersizdir. Kıtanın çok dilli yapısı çeviri ve eserlere ulaşımda birtakım zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Türkçeye çevrilen belli başlı Afrikalı yazarları sayacak olursak; Tayeb Saleh, Abdulrazak Gurnah, Wole Soyinka, Chinua Achebe, Nuruddin Farah, Şeyh Hamidu Kan’ı sayabiliriz. Ancak bu yazarların Türkiye’de genel edebiyat kamusu tarafından çok da bilinmediğini belirtmek gerekir.

