Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ve beraberindeki heyetin, Türkiye’deki temaslarının ardından, dönüşte özel uçaklarının Ankara’da düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmeleri, 2025 yılının sonuna doğru gerçekleşen en dikkat çeken olaylardan biri olarak kayıtlara geçti.
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, yayınladığı taziye mesajıyla, kazada hayatını kaybedenleri resmen ilk duyuran isim oldu. Sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında Dibeybe, “Büyük bir üzüntü ve kederle, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad, Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Feyturi el-Gribil, Askeri İmalat Kurumu Komutanı Tuğgeneral Mahmud el-Katavi, Genelkurmay Başkanı Danışması Muhammed Asavi Diyab ve Genelkurmay Başkanlığı Basın Ofisi Fotoğrafçısı Muhammed Mahcub’un Ankara’ya yaptıkları resmi ziyaret dönüşünde, trajik bir kazada hayatlarını kaybettikleri haberini almış bulunuyoruz.” İfadelerini kullandı.
Uçakta Genelkurmay Başkanının yanı sıra Libya ordusunun diğer üst düzey yetkililerinin de yer alması nedeniyle kaza, Libya ve Türkiye kamuoyunun yanı sıra, bölge halkları tarafından da yakından takip edildi.

Türkiye ve Libyalı yetkililer tarafından yapılan resmi açıklamalarda teknik arazının altı özellikle çizilmiş olsa da kazanın oluş şekli, yeri ve iki ülke arasındaki ilişkilerin hassasiyeti gibi farklı nedenlerle, akıllara bazı soru işaretleri ve komplo teorileri geldi.
Nitekim Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı anlayışı çerçevesinde, içeriden birisi olarak kaza için “düşündürücü” ifadesini kullanmış ve kamuoyunda oluşan endişelere tercüman olmuştur.
Bahçeli sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye-Libya arasındaki samimi ve yakın diyalogların arttığı, karşılıklı hak ve çıkarların eşgüdüm halinde müdafaa edildiği bir dönemde vaki uçak kazası hem düşündürücü hem de ziyadesiyle üzücüdür.” Demiştir.
UÇAĞIN KARA KUTUSU
Şüphelerin giderilmesi için bütün uçak kazalarının ardından gözlerin çevrildiği kara kutu, bu olay için kritik önem taşımaktadır. Düşen uçağın kara kutusunun incelenmesi konusunda Libya tarafıyla yapılan görüşmelerin ardından, kara kutunun üçüncü bir ülkede incelenmesi konusunda fikir birliğine varıldı.
Libya İçişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, Türkiye’deki Libya heyetinin düşen uçakla ilgili soruşturmayı yürüten savcı ile bir araya geldiği ve savcının Libya heyetiyle soruşturmada iş birliği yapmaya hazır olduğu aktarıldı.
Bu bağlamda, uçağın kara kutusu ve iletişim kayıt cihazının kapsamlı teknik analiz için “Almanya’ya gönderilmesi konusunda mutabakata varıldığı, Türk tarafının, ortak soruşturmalarla ilgili alınan önlemleri ve onayları ayrıntılı olarak anlatan resmi raporu Libya yönetimine göndermekle birlikte, kazayla ilgili tüm bilgi, belge ve kamera kayıtlarını da Libya makamlarıyla paylaşmaya hazır olduğunu teyit ettiği” kamuoyuna duyuruldu.
Ancak açıklamadan bir müddet sonra Almanya tarafı düşen uçak türündeki jetlerin kara kutusunu analiz edecek teknik altyapısı olmadığı için özür beyan etmesinin ardından, kara kutunun incelenmesi için Fransa ve İngiltere’ye verilmesi konuşulmuş ve sonunda İngiltere konusunda karar kılınmıştır.

Uçağın kara kutusunun içeriğinin analizine yönelik İngiltere konusunda mutabakat sağlanmasına yönelik, “teknik ve hukuki iş birliği sağlama konusunda İngiltere ile anlaşmaya varıldığı” bilgisi ise Libya Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklamıştır.
Açıklamada, Türk makamları tarafından Libya heyetine, uçağın Türkiye’ye varışından radardan kaybolmasına kadar olan olayların ayrıntılı bir sunumunun yapıldığı ve olayın ilk anlarından itibaren atılan adımların gözden geçirildiği de kaydedilmiştir.
Uçağın kara kutusu konusunda Libya Dışişleri Bakan Vekili ile İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi de konuya ilişkin bir görüşme yapmıştır.
LİBYA’NIN DOĞUSUNUN KAZAYA İLİŞKİN TEPKİSİ
Arap Baharı’nın ardından yaşanan olaylar ve iç savaşlar sonrasında ülkenin doğusu ve batısında iki ayrı hükümet kurulan ve çift başlı bir fiili yönetimin bulunduğu Libya’da, kazaya ilişkin ülkenin doğusundaki yetkililerden gelen mesajların da son derece dikkatli kelimelerden oluşması, olaya insani ve pozitif yaklaşmaları dikkat çekmektedir.
Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri Halife Hafter, kaza ile ilgili başsağlığı dileğinde bulunmuştur. Sosyal medya hesabından yayınladığı taziye mesajında Hafter, “Bu trajik kayıptan dolayı derin üzüntü duyarak, merhumun ailesine, kabilesine, şehrine ve en önemlisi tüm Libya halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.” İfadelerini kullanmış, kazaya ilişkin yorum yapmaktan kaçınmıştır.
Ayrıca Hafter’e bağlı bir grup komutan, Ulusal Birlik Hükümeti’nin kontrolündeki Misrata’ya gelerek, taziyelerini de sundu. Haddad, başkent Trablus’un 200 kilometre doğusundaki memleketi Misrata kentinde toprağa verilmişti.
Ülkenin doğusundaki ikinci güçlü isim olarak bilinen Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ise eleştirel ama kabul edilebilir ve makul açıklamalar yaptı.

El-Mesar Televizyonuna verdiği mülakatta Libya heyetini taşıyan uçağın düşmesi konusunda Salih, “Muhammed el-Haddad Libya ordusunu birleştirmeyi arzuluyordu. Ancak kader böyleymiş, uçağı düştü veya düşürüldü. Şu ana kadar tam olarak bilmiyoruz. Kara kutu konusunda Fransa’nın reddi, Almanya’nın ise çekincesi bizi şüphe ve kafa karışıklığına düşürdü. Ancak soruşturma sonuçlanmadan bir şey söyleyemeyiz.” İfadelerini kullandı.
FARKLI GÖRÜŞ VE SÖYLENTİLERİN ODAK NOKTASI
Libya’da sosyal medya platformları üzerinden, komplo teorileri ve iddialar ortaya atılsa da cılız söylentiler olarak kaldı, itibar görmedi. Genel kanaat, “Eğer kazada bir kasıt varsa, hedefin iki müttefik ülkeyi karşı karşıya getirmek” olabileceği görüşünde yoğunlaştı.
Bu bağlamda sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı görüntülü paylaşımında değerlendirmeler yapan Muhammed Buisier’in değerlendirmesi ilgi çekti. Buisier, asıl hedefin Doğu Akdeniz’deki çıkarlar olduğunu ve iki ülkeyi karşı karşıya getirmek olduğuna vurgu yaptı.
Bir dönem Halife Hater’in sır küpü ve siyasi danışmanı olarak bilinen, ancak son dönemde Hafter karşıtı bir tutum takınan Buisier, olayda bir kasıt varsa bunda İsrail’in parmağının olabileceğinin altını çizmiştir.
İsrail’in bölgedeki yayılmacılığından ve bölgede İsrail-Yunanistan-BAE ittifakından bahseden Buisier, İsrail’in emeline ulaşmak gayesiyle Libya-Türkiye deniz yetki anlaşmasını etkisiz hale getirmek ve Libyalıları Türklere karşı kışkırtmak gibi farklı hedeflerle suikastı düzenlemiş olma ihtimaline işaret etmiştir.
Buisier, pilot ve havacı arkadaşları ile yaptığı görüşmeler sonucu, Hizbullah telsizleri benzeri bir sistemin, uçak başka ülkedeyken yerleştirilmiş ve uçak Türkiye’den kalkınca etkin hale getirilmiş olma ihtimali üzerinde durmaktadır.

Buisier, düşen uçağın pilotlarının ilk planda bunu bir elektrik arızası olarak algıladığını, ancak patlayıcı sisteminin çıkardığı yangının ana yakıt deposuna ulaştığında uçağın havadayken patladığı ihtimalini değerlendirmektedir.
General Haddad’in Libya’da siyasi bir rolü ve etkisinin olmadığını hatırlatan Buisier, “Herkes tarafından sevilen birisiydi. Onunla ilgili olumsuz hiçbir şey duymadık.” Dedi.
“General Muhammed el-Haddad’ın suikastı, Libya’daki Türk varlığına karşı huzursuzluk çıkarmak ve Libyalıları Türkiye’ye karşı kışkırtmak için düzenlenen bir İsrail planına benziyor. Hizbullah yöneticilerine yapılan telsizli suikastlar ve İran Cumhurbaşkanının helikopterinin düşüşü buna örnek verilebilir.” Diye konuşan Buisier, “Bölgede İsrail’in yayılmacılığıyla karşı karşıyayız. İsrail, genişlemek isteyen yayılmacı bir devlettir. Bölgenin geri kalanını da almak ve büyük İsrail olmak istiyor. Şimdi onunla rekabet edebilecek tek güç Türklerdir. Çünkü İranlılar şimdi Amerika ile karşı karşıya geldi.” İfadelerini kullandı.
Buisier şöyle devam etti:
“Haddad’ın Libya’daki Türk üslerine karşı olduğu şeklinde bir algı oluşturmak istediler. Türkiye parlamentosundan Libya tezkeresinin yeni geçmiş olmasından dolayı, Haddad’ın Türkiye’ye gittiği, dönüşte yaşanan kazanın da tesadüf olmadığı mesajını vermeyi hedeflediler. Kazadan hemen sonra da kim olduğu bilinmeyen yüzü maskeli bir grubun ‘Libya’yı özgürleştireceğiz’ gibi açıklamalar yayınlaması ve farklı içerikteki videoların peş peşe sosyal medyaya düşmesi tesadüf olamaz, bu önceden hazırlanmış istihbarat işidir.”
-Muhammed Menfi’den şehitlere terfi
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Libya Orduları Başkomutanı sıfatıyla, ölen komutanlar ve ailelerini onurlandırmak için sıra dışı bir adım attı. Menfi, komutanların rütbelerini ölümlerinden sonra terfi ettirdi. Haddad’ı mareşallik rütbesine yükselten Menfi, Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Gribil’i de Orgeneralliğe terfi ettirdiğini duyurdu.
HADDAD VE NEMRUŞ
Libya ordusunda farklı kritik görevlerde bulunan Haddad, Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac tarafından Ağustos 2020 yılında genelkurmay başkanlığı görevine getirildi. Haddad, Dibeybe hükümeti döneminde de görevini sürdürdü.
Haddad’dan boşalan genelkurmaydık makamına, yardımcısı Salah en-Nemruş vekaleten atandı. Nemruş, Serrac hükümeti döneminde, özellikle de 2019-2020 yılları arasındaki iç savaşta Savunma Bakanlığı görevini yürütmüş, Türkiye ile de yakın çalışmış bir isim olarak biliniyor.
Libya kamuoyunda genel kanaat teknik arıza olduğu şeklindedir. Uçağın düşüşü ile ilgili dış etkilerden kaynaklı bazı sosyal medyada kullanıcıları cılız sesler çıkarsa bile, Libya’nın hem doğusunda ve hem de batısında, kamuoyu ve yöneticilerde sükûnet ve akli selim hakim olmuş, iki taraftaki liderler de devlet terbiyesi çerçevesinde kazayı değerlendirmiştir.

