Alman sömürge yönetiminin, bugünkü Namibya topraklarında yaşayan Herero ve Nama halklarına karşı başlattığı ve tarihe 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak geçen katliamın üzerinden 121 yıl geçti. Süreç, 12 Ocak 1904’te Herero halkının Alman sömürge güçlerine karşı başlattığı ayaklanma ile başladı ve 1908’e kadar süren sistematik bir imha kampanyasına dönüştü.
DİRENİŞİN BAŞLANGICI
19’uncu yüzyılın sonlarında Almanya, Afrika’daki sömürgeciliğini genişletirken bugünkü Namibya’ya “Alman Güneybatı Afrikası” adını verdi. Sömürge politikaları yerel halkta ekonomik ve sosyal anlamda derin yaralar açtı. Herero lider Samuel Maharero 1904’te isyan başlattı; daha sonra Nama halkı da bu direnişe katıldı.
İsyan, yıllardır süren toprak gaspları, hayvan sürülerine el konulması, zorla çalıştırma ve yerli halkın siyasi haklardan tamamen dışlanmasına bir tepki olarak ortaya çıktı. Okahandja ve çevresinde başlayan saldırılarda Alman askeri karakolları ve altyapı hedef alındı.
Ancak bu direniş, Alman İmparatorluğu tarafından bir “güvenlik sorunu” değil, yerli halkın tamamen ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak görüldü. Berlin’in bölgeye gönderdiği General Lothar von Trotha, ayaklanmayı bastırmakla kalmayıp Herero ve Nama halklarını fiziksel olarak yok etmeyi amaçlayan bir strateji benimsedi.
İMHA EMRİ VE KATLİAMLAR
Von Trotha, 2 Ekim 1904’te yayımladığı “imha emri” (Vernichtungsbefehl) ile Herero halkının Alman sömürge topraklarını terk etmesini, yakalananların ise kadın-çocuk ayrımı yapılmaksızın öldürülmesini emretti. Bu emir doğrultusunda on binlerce Herero ve Nama, Kalahari Çölü’ne sürüldü, su kaynakları askerler tarafından kapatıldı ve insanlar açlık ile susuzluğa terk edildi.
1904-1908 yılları arasında yaklaşık 65 bin Herero ve 10 bine yakın Nama hayatını kaybetti. Bu rakam, Herero nüfusunun yaklaşık yüzde 80’inin yok olması anlamına geliyor. Çoğu kadın, çocuk ve yaşlıydı. Almanya’nın kurduğu toplama kamplarında ağır işkence, açlık, soğuk şartlar ve “pseudo-bilimsel” deneyler nedeniyle binlerce kişi daha hayatını kaybetti. Bazı kurbanların kafatasları ve kemikleri, sözde bilimsel araştırmalar için Almanya’ya gönderildi.
ALMANYA’NIN YAKLAŞIMI
Almanya, soykırımı on yıllar boyunca resmî olarak tanımadı. Ancak artan uluslararası baskılar ve Namibya’nın diplomatik girişimleri sonucunda Berlin yönetimi, 2021 yılında Herero ve Nama halklarına yönelik eylemleri “soykırım” olarak tanıdığını açıkladı. Almanya, 30 yıl boyunca yaklaşık 1,1 milyar avroluk kalkınma desteği teklif etti; ancak bu adım, doğrudan tazminat içermediği gerekçesiyle Herero ve Nama temsilcileri tarafından yetersiz bulundu.
Berlin yönetimi ayrıca 2011 ve 2018 yıllarında kurbanlara ait insan kalıntılarını Namibya’ya geri verdi; fakat hala pek çok kemik ve kafatası Almanya’daki tıp fakülteleri ve müzelerde tutuluyor ve iadesi bekleniyor.

RESMİ ANMA
Namibya hükümeti, 2024 yılında 28 Mayıs’ı resmî Soykırım Anma Günü ilan etti. Bu tarih, Alman yönetiminin toplama kamplarını kapattığı gün olması nedeniyle sembolik önem taşıyor.
2025’te anma törenleri ilk kez resmi olarak “Soykırım Anma Günü”nde yapıldı. Törenlerde ülke genelinde ve başkent Windhoek’daki parlamento bahçesinde mumlar yakıldı, saygı duruşunda bulunuldu ve binlerce kişi tarafından hayatını kaybedenlerin anısına dualar edildi. Namibya Cumhurbaşkanı Netumbo Nandi-Ndaitwah, törende Almanya’ya yeniden resmî tazminat talebinde bulundu ve “adalet tam olarak sağlanana kadar mücadele edilecek” mesajını verdi.
Bazı toplum liderleri ise Almanya’nın sunduğu yardım paketini yeterli görmeyerek doğrudan kurbanların mirasçılarıyla müzakereler yapılmasını talep ediyorlar; özellikle topraklar ve kültürel mirasın iadesi gibi konular hâlâ masada tartışılıyor.
KÜLTÜREL BELLEK
Katliamın hatırlanmasına yönelik çalışmalar sadece resmi anma günleri ile sınırlı değil. Namibya’da Swakopmund Soykırım Müzesi gibi kurumlar, Herero ve Nama soykırımını belgeleyen kalıcı sergiler ile ziyaretçilere bu trajediyi aktarıyor.
Ayrıca sinema ve edebiyat alanında da bu karanlık dönem üzerine eserler ortaya çıktı; örneğin Alman yapımı “Measures of Men” adlı film bu soykırımın dramatik yönlerini beyaz perdeye taşıdı ve geniş kitlelere ulaştı.
12 Ocak 1904’te başlayan Herero direnişi, kısa sürede insanlık tarihinin en karanlık sömürge suçlarından birine dönüştü. Aradan geçen 121 yıla rağmen, soykırımın yarattığı sosyal, ekonomik ve psikolojik etkiler Namibya toplumunda hâlâ hissediliyor. Anma törenleri ise sadece geçmişi hatırlamak değil, aynı zamanda adalet ve onarım taleplerini canlı tutmak açısından önem taşıyor.

