Somali’de devlet yapısının çökmesiyle başlayan iç savaş, 1990’lı yılların başında ülkeyi yalnızca insani bir felaketin değil, aynı zamanda büyük güçlerin müdahil olduğu karmaşık bir çatışma alanının merkezine taşıdı. 12 Ocak 1991’de Devlet Başkanı Muhammed Siad Barre’nin devrilmesi, Somali’yi merkezi otoritenin tamamen ortadan kalktığı, silahlı grupların ve savaş ağalarının hâkim olduğu bir sürece sürükledi. Bu ortamda ABD, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen girişimlere askerî olarak dahil oldu ve Somali sahasında doğrudan bir aktör haline geldi.
DEVLETİN ÇÖKÜŞÜ VE SİLAHI GRUPLARIN YÜKSELİŞİ
Siad Barre rejiminin sona ermesiyle birlikte Somali’de iktidar boşluğu oluştu. Ülkenin farklı bölgeleri, başta Ali Mahdi Muhammed ve Muhammed Farah Aydid olmak üzere rakip savaş ağalarının kontrolüne girdi. Başkent Mogadişu, kısa sürede cephe hatlarına bölünürken, silahlı gruplar arasındaki çatışmalar günlük hayatın bir parçası haline geldi.

Sürekli çatışmalar tarımsal üretimi durdurdu, ticaret yolları kapandı ve ülke genelinde yaygın bir gıda krizi ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler, 1991’in sonlarına doğru milyonlarca Somalilinin açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu duyurdu. Ancak insani yardım faaliyetleri, sahadaki silahlı yapıların varlığı nedeniyle ciddi engellerle karşılaştı.
BM SÜRECİ VE ABD’NİN SAHAYA İNİŞİ
1992 yılında BM öncülüğünde Somali’ye yönelik insani yardım girişimleri başlatıldı. Ancak yardım konvoylarının yağmalanması, ateşkes ihlalleri ve güvenliğin sağlanamaması, bu çabaları büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. Bu süreçte ABD, BM çerçevesinde yürütülen operasyonlara askerî katkı sağlayan başlıca ülke konumuna geldi.

ABD Başkanı George H. W. Bush, görev süresinin son döneminde, Amerikan askerlerinin Somali’ye gönderilmesini onayladı.

9 Aralık 1992’de yaklaşık 25 bin ABD askeri Somali’ye konuşlandırıldı. Bu adım, ABD’nin Soğuk Savaş sonrası dönemde Afrika’daki en büyük doğrudan askerî müdahalelerinden biri olarak kayda geçti.
SAHADAKİ ÇIKMAZ
ABD birliklerinin varlığı, Somali’deki güç dengelerini değiştirmedi. Merkezi bir muhatabın olmaması, sahadaki karmaşık yapı ve Mogadişu’daki silahlı gruplar, operasyonların sınırlarını belirledi. ABD’de yönetimin değişmesiyle göreve gelen Başkan Bill Clinton, askerî varlığın azaltılması yönünde karar aldı.
1993 yılı ortalarına gelindiğinde ABD’nin Somali’deki asker sayısı önemli ölçüde düşürüldü. Buna karşın, sahadaki güvenlik durumu daha da kırılgan hale geldi. Haziran 1993’te 24 Pakistanlı BM askerinin öldürülmesi, çatışmaları yeni bir boyuta taşıdı. Bu olayın ardından BM, sorumluluğu dolaylı olarak Muhammed Farah Aydid’e bağlı güçlere yükledi.
ÇATIŞMANIN ZİRVESİ
ABD’nin Aydid’i hedef alan operasyonları, 3-4 Ekim 1993’te Mogadişu’da yaşanan ağır çatışmalarla sonuçlandı. ABD özel kuvvetlerinin yürüttüğü operasyon sırasında iki Black Hawk helikopterinin düşürülmesi, Amerikan askerlerinin şehir içinde kuşatılmasına yol açtı.
Yaklaşık 17 saat süren çatışmalarda 18 ABD askeri öldü, 84 asker yaralandı. Somali tarafında ise yüzlerce silahlı milis ve sivilin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı bildirildi. Bu olay, ABD’nin Somali’deki askerî varlığının en kanlı ve en sembolik anı olarak kayıtlara geçti.
ÇEKİLME VE SONRASI
Mogadişu’daki çatışmaların ardından ABD yönetimi, Somali’deki askerî varlığını sürdürmeme kararı aldı. Amerikan birlikleri kısa süre içinde ülkeden çekildi. Birleşmiş Milletler güçleri de 1995 yılında Somali’den tamamen ayrıldı. Bu çekilme, ülkede kalıcı bir siyasi düzenin kurulmasını sağlamadı; aksine, silahlı gruplar arasındaki çatışmalar uzun yıllar boyunca devam etti.

ABD’nin Somali’ye askerî olarak dahil oluşu, resmî söylemde insani krizle ilişkilendirilse de, süreç Somali iç savaşının karmaşık yapısı içinde ABD’nin fiilen taraf haline gelmesiyle sonuçlandı. Müdahale, ülkedeki siyasi istikrarsızlığı sona erdirmediği gibi, ABD açısından da ağır kayıplar ve uzun süreli bir geri çekilme travması yarattı.
Somali, 1990’lardan itibaren büyük güçlerin doğrudan ya da dolaylı biçimde temas ettiği kırılgan bir coğrafya olarak varlığını sürdürdü. ABD’nin müdahalesi ise, Somali iç savaşının uluslararasılaştığı dönemin en belirgin örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

