Tanzanya’da 29 Ekim’de yapılan seçimler öncesinde patlak veren protestolar sırasında yaşanan güvenlik güçleri müdahaleleri, “kasıtlı sivil ölümleri” iddialarıyla uluslararası endişeye yol açtı. Reuters’in görgü tanıkları, video kayıtları ve resmi açıklamalara dayandırdığı araştırmaya göre, protestolarla doğrudan bağlantısı olmayan çok sayıda sivilin güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiği öne sürülüyor.
MWANZA’DAKİ KAFEDE KANLI SALDIRI
En ağır olaylardan biri, 31 Ekim akşamı saat 20.30 sıralarında Tanzanya’nın kuzeyindeki Mwanza şehrinin Mjimwema mahallesinde yaşandı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, mahalledeki bir kafede oturan ve günlük işlerini yapan sivillerin bulunduğu alana bir grup polis geldi. Tanıklara göre, herhangi bir uyarı yapılmadan farklı yönlere ateş açıldı. Kafeye sığınan bazı kişilere yere yatmaları emredildiği, ardından ateş edildiği belirtildi. Olayda en az 13 kişi hayatını kaybetti.

Kasım ayı başında sosyal medyada paylaşılan ve Reuters tarafından doğrulanan görüntülerde, olay yerinde kanlar içinde yatan 13 cansız bedenin görüldüğü kaydedildi. Bu saldırı, seçim sürecindeki en ölümcül olaylardan biri olarak öne çıktı.
”PROTESTO YOKKEN ATEŞ AÇILDI” İDDİASI
Reuters, Mwanza’nın yanı sıra Darüsselam ve Arusha’da yaşanan sekiz ayrı olayla ilgili dokuz görgü tanığıyla görüştü. Tanıklar, bazı vakalarda polislerin, herhangi bir protestonun olmadığı ya da gösterilerden kilometrelerce uzakta bulunan sivillere ateş açtığını söyledi.

Şiddet olayları, muhalefetin önde gelen adaylarının seçimlerden diskalifiye edilmesi, hükümet eleştirmenlerinin gözaltına alındığı ve kaçırıldığı yönündeki iddialarla birlikte tırmandı. Yaşananlar, Tanzanya’nın bağımsızlık sonrası tarihindeki en ciddi siyasi krizlerden biri olarak değerlendiriliyor.
BM VE ABD’DEN TEPKİ
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, seçim sürecindeki olaylarda yüzlerce kişinin öldürülmüş olabileceğini tahmin ediyor. BM uzmanları, ülkede en az 700 yargısız infaz yaşanmış olabileceğine dikkat çekiyor. ABD hükümeti ise bu gelişmelerin ardından Tanzanya ile ilişkilerini gözden geçirdiğini açıkladı.
Tanzanya Katolik Piskoposlar Konferansı Genel Sekreteri Charles Kitima, güvenlik güçlerinin sivilleri bilerek hedef aldığını savundu. Kitima, Reuters’e yaptığı açıklamada:
“Evlerinde öldürülen birçok insana şahit olduk. Bu yüzden bunların kasıtlı öldürmeler olduğunu söylüyoruz.” dedi.
Bazı yağmalama olaylarının yaşandığını kabul eden Kitima:
“Ancak genel olarak protestocular suçlu değildi. Sadece taleplerini dile getiriyorlardı.” ifadelerini kullandı.
HÜKÜMET: ”KASITLI BİR SALDIRI YOK”
Tanzanya hükümeti ise iddiaları reddediyor. Cumhurbaşkanlığı Ofisi Devlet Bakanı Palamagamba Kabudi, güvenlik güçlerinin eylemlerine ilişkin endişelerin ciddiyetle ele alındığını ve seçim şiddetini araştırmak üzere bir soruşturma komisyonu kurulduğunu açıkladı. Kabudi, Reuters’a verdiği yazılı yanıtta:
“Hükümet, sivillere karşı kasıtlı bir vahşet politikası ya da uygulamasını tanımamaktadır. Güvenlik operasyonları, yasal güvencelere tabi şekilde yürütülmektedir.” dedi.
İSTİKRARLI ÜLKE İMAJI ZEDELENDİ
Uzmanlara göre yaşanan şiddet, uzun yıllar bölgesel istikrarıyla öne çıkan Tanzanya’nın imajını ciddi biçimde sarstı. Çoğunluğu gençlerden oluşan protestocuların daha şeffaf ve hesap verebilir yönetim taleplerinin, son yıllarda Kenya, Madagaskar ve Nepal’de görülen gençlik hareketleriyle benzerlik taşıdığı belirtiliyor.

Soruşturmaların sonucu ve hükümetin atacağı adımlar, hem ülke içindeki siyasi tansiyonu hem de Tanzanya’nın uluslararası ilişkilerini doğrudan etkileyecek.
Kaynak: Reuters

