Yapay zekâ Afrika genelinde yayılıyor; ancak küresel manşetlerin sıkça anlattığı biçimde değil. Kıta, öncü yapay zekâ laboratuvarlarının hızla çoğaldığı ya da tüketici odaklı araçların kitlesel biçimde benimsendiği bir patlamaya sahne olmuyor.
Bunun yerine yapay zekâ, Afrika’ya sessizce giriyor. Mevcut sistemlerin, kurumların ve hizmetlerin içine gömülerek; adeta “arka kapıdan” ilerliyor.
Bağımsız yapay zekâ şirketleri yerine, bankalar, telekom operatörleri, tarım işletmeleri ve hükümetler bu dönüşümün ana taşıyıcıları konumunda. Makine öğrenmesi, öngörücü analiz ve otomasyon, çoğu zaman “yapay zekâ projesi” olarak bile adlandırılmadan temel operasyonlara entegre ediliyor.
YENİLİKTEN ALTYAPIYA
Afrika’da bankacılık sektöründe yapay zekâ; kredi kararlarını, dolandırıcılık tespitini ve müşteri edinimini dönüştürüyor. Algoritmalar, geleneksel teminatın bulunmadığı durumlarda işlem geçmişlerini, mobil verileri ve davranışsal sinyalleri analiz ederek krediye erişimi mümkün kılıyor.
Telekom sektöründe ise yapay zekâ, ağ performansını optimize ediyor, müşteri kaybını öngörüyor ve dinamik fiyatlandırma modellerini destekliyor. Bu uygulamalar deneysel değil; maliyetleri düşürmek, riskleri yönetmek ve karmaşık ortamlarda hizmetleri ölçeklemek için aktif olarak kullanılıyor.
Birçok durumda Afrika’daki kurumlar yapay zekâyı dolaylı biçimde benimsiyor: Küresel tedarikçilerden alınan yazılım platformları, bulut hizmetleri ve kurumsal sistemler aracılığıyla.
KAMU SEKTÖRÜ DE OYUNDA
Kamu kurumları, kıtanın en önemli yapay zekâ kullanıcıları arasında öne çıkıyor. Vergi idareleri, gelir kayıplarını tespit etmek için veri analizinden yararlanıyor. Gümrük kurumları, denetimleri hedeflemek için risk motorları kullanıyor. Sosyal programlar ise verimliliği artırmak amacıyla algoritmik hedefleme yöntemlerine giderek daha fazla dayanıyor.
Bu tür bir benimseme, yapay zekânın dijital kamu altyapısına yerleşmesi anlamına geliyor. Sistemler kurulduktan sonra, vatandaşların devletle etkileşim biçimini, işletmelerin düzenlemelere uyumunu ve verinin ekonomi içindeki dolaşımını doğrudan şekillendiriyor.
AFRİKA’NIN YOLU NEDEN FARKLI?
Afrika’nın yapay zekâ rotası, kısıtlar tarafından belirleniyor. Sınırlı bilişim altyapısı, az sayıdaki uzman ve dar sermaye piyasaları, denemeden çok pratik uygulamaları öne çıkarıyor. Bu nedenle yapay zekâ, çığır açıcı bir teknoloji olmaktan ziyade bir “optimizasyon aracı” olarak değer görüyor.
Bu yaklaşımın avantajları da var. Uygulamaya odaklanan kurumlar, başka bölgelerde sıkça görülen abartı döngülerinden kaçınabiliyor. Yapay zekâ; teorik performans ölçütleriyle değil, tahsilatı artırıp artırmadığı, kayıpları azaltıp azaltmadığı ve erişimi genişletip genişletmediğiyle değerlendiriliyor.
GÖRÜNMEYEN RİSKLER
Ancak bu sessiz benimseme biçimi riskler de barındırıyor. Birçok sistem, yerel denetimin sınırlı olduğu, dışarıda geliştirilmiş opak modellere dayanıyor. Veri yönetişimi çerçeveleri uygulamanın gerisinde kalırken, otomatik kararların kredi erişimi, vergilendirme ya da hizmet uygunluğunu etkilediği durumlarda hesap verebilirlik belirsizliğini koruyor.
Ayrıca bağımlılık riski de bulunuyor. Yapay zekâ kapasitesi tamamen yabancı platformlar üzerinden ithal edilirse, Afrika verimlilik kazanımları elde ederken fikri mülkiyet ve beceri gelişiminden sınırlı pay alabilir.
FARKLI BİR YAPAY ZEKÂ ANI
Afrika’nın yapay zekâ hikâyesi bir “yıkım” değil, bir “özümseme” süreci. Teknoloji; tedarik sözleşmeleri, kurumsal yazılımlar ve kamu reformları aracılığıyla yayılıyor. Bu süreç gösterişli olmayabilir; ancak etkisi daha derin ve kalıcı olabilir.
Arka kapıdan giren yapay zekâ, Afrika ekonomisinin tesisatının bir parçası hâline geliyor. Asıl soru ise şu: Bu sessiz entegrasyon, yalnızca kısa vadeli verimlilik mi sağlayacak, yoksa kapsayıcılık, şeffaflık ve uzun vadeli kapasite inşasına da hizmet edecek mi?
Kaynak: Further Africa

