Zoé’nin Gemisi (Arche de Zoé) davasının patlak vermesinin üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen, 2007’deki yasa dışı evlat edinme girişiminin Çadlı mağdurlarından bir kısmı, ülkelerinin yargısı tarafından hükmedilen tazminatları hâlâ alamadıklarını belirtiyor. Bu durum, etkili bir onarım ve telafinin sağlanmadığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi.
Ekim 2007’de, aralarında kurucusu Éric Breteau’nun da bulunduğu Fransız sivil toplum kuruluşu “Arche de Zoé”nin altı üyesi, 103 çocuğu Fransa’ya götürmeye çalışırken Çad’da gözaltına alınmıştı. Darfur’dan yetim oldukları iddia edilen bu çocukların büyük bölümünün aslında Çadlı olduğu ve kimlikleri tespit edilmiş ailelere mensup bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Çad yargısı tarafından sekiz yıl ağır hapis cezasına çarptırılan STK üyeleri daha sonra Fransa’ya nakledilmiş, eski Çad Devlet Başkanı İdris Debi Itno’nun verdiği cumhurbaşkanlığı affından yararlanmıştı. Fransa’da ise Éric Breteau ve Émilie Lelouch 2013’te hapis cezasına mahkûm edilmiş, bu cezalar temyizde ertelenmişti.
“ÇİFTE ADALETSİZLİK”
Çad mahkemeleri, söz konusu çocuklar reşit olduktan sonra kendilerine tazminat ödenmesine hükmetmişti. Ancak yerel tanıklıklara göre, birçok mağdur yargı kararlarına rağmen bu ödemeleri hiç almadıklarını ifade ediyor.
İnsan hakları savunucusu kuruluşlar, bu durumu “çifte adaletsizlik” olarak nitelendirerek, tazminatların ödenmemesinin ailelerin yaşadığı travmayı uzattığını savunuyor. Kuruluşlar, yargı kararlarının uygulanması ve zararların tanınması için Çad ve Fransa makamlarını iş birliğine çağırıyor.
Zoé’nin Gemisi davası, 2000’li yıllarda Fransa-Afrika ilişkilerinin en çarpıcı insani skandallarından biri olarak hafızalarda yer alıyor; insani yardım adı altında, hukuki çerçeve dışında yürütülen girişimlerin yol açtığı suistimalleri simgeliyor.

