Afrika’nın zengin doğal kaynakları, uzun yıllardır istihdam, sanayi ve gelir artışındaki kalıcı açıklarla birlikte varlığını sürdürüyor. Kıtanın ekonomik geleceğine dair tartışmaların merkezinde yer alan bu çelişki, kaynak bolluğunun neden geniş tabanlı kalkınmaya dönüşemediği sorusunu gündemde tutuyor.
Birçok Afrika ülkesi, tarımdan madenciliğe uzanan alanlarda zenginliğini ekonomik büyümeye dönüştürmekte zorlanırken, istihdam, sanayileşme ve piyasa erişimindeki eşitsizlikler devam ediyor.
Anadolu Ajansı’na konuşan Afrika Birliği (AB) Komisyonu Girişimcilik ve Yatırım Başkanı Islam Swaleh, Afrika’daki değer zincirlerinin yapısının temel sorunlardan biri olduğunu vurgulayarak, üreticilerin pazarlara ve işleme süreçlerine daha güçlü biçimde bağlanmasının kıtanın büyüme rotasını değiştirebileceğini söyledi.
“Kaynakların kapsayıcı değer zincirlerine zayıf entegrasyonu, kalkınmanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor” diyen Swaleh, tarımda küçük çiftçilerin finansmana, teknolojiye ve pazara erişimde zorlandığını; madencilikte ise ham üretimin büyük ölçüde işlenmeden ihraç edildiğini belirtti.
YEREL KATMA DEĞER HEDEFİ
Swaleh, Afrika Birliği’nin kıtanın kaynaklarından elde edilen yerel katma değeri artırmaya yönelik girişimlerine dikkat çekti. Bu kapsamda Afrika Kapsayıcı Pazarlar Mükemmeliyet Merkezi ile çiftçilerin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ve kadın liderliğindeki girişimlerin değer zincirlerine bağlanmasının hedeflendiğini söyledi.
Ayrıca Afrika Birliği Maden Kalkınma Stratejisinin, yerel işleme kapasitesini artırarak istihdam ve ekonomik büyümeyi desteklemeyi amaçladığını kaydeden Swaleh, Afrika’nın ham maden ihracatından uzaklaşıp batarya, güneş enerjisi ve elektronik gibi sektörlerde katma değerli üretime yönelmesinin hedeflendiğini ifade etti.
ADİL TİCARET VE BORÇ MESELESİ
Yaklaşık 1,4 milyar nüfusa sahip Afrika’da halkın yüzde 60’ından fazlasının 25 yaşın altında olduğunu belirten Swaleh, kıtanın dünya genelindeki işlenmemiş tarım arazilerinin yüzde 60’ına ve kobalt, lityum, platin ile nadir toprak elementleri gibi kritik madenlere sahip olduğuna dikkat çekti.
Buna karşın enerji, ulaşım, depolama ve sulama altyapısındaki eksikliklerin, özellikle tarımda verimliliği düşürdüğünü vurgulayan Swaleh, bazı ülkelerde kamu borcunun GSYH’nin yüzde 60’ını aşmasının ve uygun finansmana erişimin sınırlı olmasının yatırımları kısıtladığını söyledi.
Afrika Birliği’nin, borç yeniden yapılandırması, yerel kaynakların mobilizasyonu ve sanayileşme, tarım ve madenlerde katma değer odaklı finansmanı desteklediğini belirten Swaleh, politika ve düzenleyici reformların da sürdüğünü ifade etti.
“Afrika üretimi, bölgesel entegrasyonu ve finansal dayanıklılığı güçlendirmeli” diyen Swaleh, küresel düzeyde ise adil ticaret kuralları, borç yapılandırma mekanizmaları ve uzun vadeli kalkınma finansmanına erişim için savunuculuk yapılması gerektiğini kaydetti.
YABANCI YATIRIMIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Afrika’ya yönelik yabancı yatırımların dengesiz seyrettiğini belirten Swaleh, makroekonomik riskler, döviz oynaklığı, altyapı eksiklikleri ve düzenleyici tutarsızlıkların başlıca engeller olduğunu söyledi. İklim riskleri ve parçalı değer zincirlerinin özellikle tarımda karmaşıklığı artırdığını ifade etti.
Afrika Birliği’nin Nitelikli ve Sürdürülebilir Yatırım Stratejisinin, öngörülebilir ve uzun vadeli yatırımları teşvik etmeyi, finansmanı istihdam yaratan ve katma değer üreten sektörlere yönlendirmeyi amaçladığını belirten Swaleh, girişimcilik ve yatırım iklimini iyileştiren politika çerçevelerinin de devrede olduğunu aktardı.
AFCFTA İŞ YAPIŞ BİÇİMLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı’nın (AfCFTA), dünyanın en büyük entegre pazarını oluşturmayı hedeflediğini hatırlatan Swaleh, altyapı açıkları, ticaret finansmanına sınırlı erişim ve sınır lojistiğindeki zayıflıkların uygulamada zorluklar yarattığını söyledi.
Buna rağmen AfCFTA’nın “iş yapış biçimlerini şimdiden dönüştürdüğünü” vurgulayan Swaleh, firmaların bölgesel pazarlar için üretimi ölçeklendirdiğini, lojistik ve işleme yatırımlarının arttığını kaydetti.
AfCFTA’nın 2035’e kadar 30 milyon kişiyi aşırı yoksulluktan çıkarabileceğini ve Afrika’nın gelirini 450 milyar dolar artırabileceğini belirten Swaleh, kıtanın tarım ve madenlerde katma değer yaratarak küresel ekonomik sistemde daha eşit bir konum elde edebileceğini ifade etti.

