Afrika’nın Sahel bölgesi ile Kuzey Afrika, düzensiz göç ve insan kaçakçılığı açısından son yıllarda yeni bir küresel kavşağa dönüştü. Nijer’de göçmen taşımacılığını suç sayan yasanın yürürlükten kaldırılması, Sudan’daki iç savaşın derinleşmesi ve bölgedeki güvenlik zafiyetleri, düzensiz göçü durdurmak yerine daha riskli ve kaçak rotalara yönlendirdi.
Özellikle 2024 ve 2025 yılları Sahel ve Kuzey Afrika’daki göç dinamiklerinde tarihsel bir kırılma yarattı. Nijer, Sudan ve Çad ekseninde yaşanan siyasi ve güvenlik gelişmeleri, bölgeyi yalnızca Avrupa’ya geçiş koridoru olmaktan çıkararak küresel suç ağlarının iç içe geçtiği bir merkez haline getirdi.
1990’ların sonlarından bu yana Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Orta Doğu’dan Avrupa’ya yönelen göç hareketlerinde kilit rol oynayan Sahel ve Kuzey Afrika, bugün hem transit hem de varış alanı olarak öne çıkıyor. Kovid-19 salgını sonrası toparlanma sürecine giren bölge, askeri darbeler, değişen siyasi ittifaklar ve Sudan’daki iç savaşın etkisiyle derin bir istikrarsızlık yaşıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ve uluslararası araştırma ağlarının verileri, Sahel’deki düzensiz göçün artık yalnızca Avrupa’ya ulaşma hedefiyle sınırlı olmadığını, bölgenin kendi içinde bir “bekleme, çalışma ve yeniden dağılım” havzasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.
NİJER, GÖÇ HAREKETLERİNDE KİLİT
Batı Afrika’dan çıkan göç yollarının Agadez kentinde toplanarak Libya ve Akdeniz’e yönelmesi, Nijer’i Sahel’deki düzensiz göç hareketlerinin merkez ülkelerinden biri haline getirdi. 2016’da yürürlüğe giren ve göçmen taşımacılığını ağır cezalarla suç sayan “2015-36” sayılı yasa, göç faaliyetlerini büyük ölçüde yeraltına itti.
2023’teki askeri darbenin ardından yeni yönetim, Kasım 2023’te Avrupa Birliği desteğiyle uygulanan bu yasayı tamamen yürürlükten kaldırdığını duyurdu. Ancak Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), yasanın iptalinin göç faaliyetlerini şeffaf hale getirmediğini, aksine yıllar içinde profesyonelleşen kaçakçılık ağlarının daha karmaşık ve riskli rotalara yöneldiğini belirtiyor.
UNODC’ye göre, sekiz yıl boyunca yeraltında güçlenen bu ağlar, yerel milisler ve radikal gruplarla daha entegre yapılar kurdu. Yasanın kaldırılmasına rağmen göçmen taşımacılığı, rüşvet mekanizmaları ve ciddi güvenlik tehditleri altında sürüyor.
SUDAN İÇ SAVAŞINDAN SONRA YENİ KAVŞAK ÇAD
Nijer’deki yasal belirsizlik ve Libya sınırındaki baskılar, kaçakçılık ağlarının bir kısmını denetim kapasitesinin daha zayıf olduğu Çad’a yönlendirdi. Uzun süre göç haritasında ikincil rolde kalan Çad, Sudan’da 2023’te başlayan ve 2024-2025 döneminde derinleşen iç savaşla birlikte göç yollarının önemli aktörlerinden biri haline geldi.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerine göre Sudan’daki çatışmalardan kaçan 1,2 milyondan fazla kişi Çad’a sığındı. Bu yoğun hareketlilik, Çad’ı yalnızca bir varış noktası değil, Libya üzerinden Akdeniz’e uzanan yeni ve kontrolü zor bir transit merkez haline getirdi.
SİSTEMİ BESLEYEN ALANLAR: MALİ VE SUDAN
Göç hareketliliği Nijer ve Çad ile sınırlı kalmazken Mali ve Sudan, bu yapının temel besleyici unsurları olarak öne çıktı. Uluslararası raporlara göre, Nijer’deki denetimler sonrası göç akışı Mali üzerinden Cezayir’e kaydı. Devlet otoritesinin zayıfladığı Mali’nin kuzeyinde Gao ve Timbuktu gibi kentler, Sahra geçişi öncesinde önemli toplama merkezlerine dönüştü.
Sudan’daki iç savaş ise ülkeyi dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinden birine sürüklerken, Çad-Libya hattındaki kontrolsüz alanlar insan ticareti açısından yüksek risk barındırıyor.
GEÇİŞ NOKTALARI, GÖÇMENLER İÇİN “MODERN KÖLELİK” DURAKLARI
IOM’un Kayıp Göçmenler Projesi verilerine göre Sahra Çölü’nde hayatını kaybeden göçmenlerin sayısının Akdeniz’de kayda geçen ölümlerden daha fazla olabileceği değerlendiriliyor. Göçmenlerin yakalanmamak için su kaynaklarından uzak ve daha ıssız rotalara yönelmesi, ölüm riskini artırıyor.
Sınır Aşan Organize Suçlara Karşı Küresel Girişim’in (GI-TOC) 2025 başında yayımladığı rapor ise Nijer ve Çad’daki yasa dışı altın madenlerinin, göçmenlerin Avrupa yolculuğu öncesinde çalıştırıldığı alanlara dönüştüğünü ortaya koydu. Raporda bu yapının insan kaçakçılığı ağları için kalıcı bir “göçün finansman modeli” haline geldiği vurgulandı.
Sahel ve Kuzey Afrika rotalarında kadınlar ve çocuklar en kırılgan gruplar arasında yer alıyor. UNODC’nin 2025 tarihli analizlerine göre, insan ticareti mağdurlarının yaklaşık yüzde 40’ını çocuklar oluşturuyor. Yasa dışı maden sahaları ve geçiş noktaları, birçok göçmen için “modern kölelik” duraklarına dönüşürken, kadınların cinsel şiddet ve istismara maruz kaldığı, refakatçisiz çocukların ise zorla çalıştırılma ve silahlı gruplara katılma riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
KAÇAKÇILIK KALICI BİR HAL ALIYOR
Nijer, Çad ve Mali’den çıkan göç yollarının büyük bölümü Libya ve Tunus kıyılarında birleşiyor. 2025 tarihli uluslararası raporlar, Libya’da göç akışlarının jeopolitik baskı aracı olarak kullanıldığına, Tunus’ta ise geri kabul politikalarının ülkeyi fiili bir “bekleme alanına” dönüştürdüğüne işaret ediyor.
Uluslararası kuruluşlar, çatışmalar, aşırı yoksulluk ve yönetim krizleri çözülmeden yalnızca sınır güvenliğine dayalı politikaların Sahel’deki düzensiz göç ve insan kaçakçılığı sorununu çözemeyeceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, Nijer’deki yasal belirsizlik, Sudan’daki savaş ve Çad’ın sınırlı denetim kapasitesinin birleşmesiyle Sahel’in 2025 itibarıyla dünyanın en karmaşık göç ve suç düğüm noktalarından biri haline geldiğini belirtiyor.
Kaynak: AA

