Ruanda hükümeti, ibadet yerlerini düzenlemeyi amaçlayan 2018 tarihli yasaya uyulmadığı gerekçesiyle ülkede faaliyet gösteren 10 binden fazla Evanjelik kilisesini kapattı. Karar, başkent Kigali başta olmak üzere ülke genelinde geniş yankı uyandırırken, Devlet Başkanı Paul Kagame’nin kiliselere yönelik sert açıklamaları tartışmaları daha da alevlendirdi.
AFP’nin aktardığına göre, kapatma kararları sağlık ve yangın güvenliği standartları, mali şeffaflık kuralları ve vaizlerin resmî teolojik eğitim almasını zorunlu kılan yasanın uygulanması kapsamında alındı. Fakat gözlemciler, yalnızca kurallara uymayan yapıların değil, yasal şartları yerine getiren birçok kilisenin de faaliyetlerinin durdurulduğunu belirterek, sürecin esas amacının devletin dini yapılar üzerindeki denetimini artırmak olduğunu savunuyor.
Bu kapsamda kapatılan kiliselerden biri olan Grace Room Ministries, Mayıs ayında mühürlenmeden önce haftada üç gün on binlerce kişiyi stadyumlara toplayan en büyük Evanjelik oluşumlardan biri olarak biliniyordu. Kilisenin, hükümetin kapattığını bildirdiği yaklaşık 10 bin ibadethaneden biri olduğu ifade edildi. Yetkililer, Grace Room Ministries’in yetkisiz dini faaliyet yürüttüğü ve yıllık faaliyet ile mali raporlarını sunmadığı gerekçesiyle lisansının iptal edildiğini açıkladı. Kilisenin önde gelen isimlerinden Pastör Julienne Kabanda, kapatma öncesinde Kigali’deki yeni BK Arena’da büyük kalabalıklara vaaz veriyordu.
”HAYDUT YUVASI”
Devlet Başkanı Paul Kagame, son aylarda Evanjelik kiliselere yönelik eleştirilerini açık ve sert bir dille dile getirmesiyle dikkat çekiyor. Geçen ay düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Kagame:
“Bana kalsa tek bir kiliseyi bile yeniden açmazdım.” diyerek, kiliselerin ülkenin karşı karşıya olduğu kalkınma sorunları ve güvenlik tehditleri karşısında topluma ne kattığını sorguladı. Kagame:
“İstihdam mı sağlıyorlar? Birçoğu sadece hırsızlık yapıyor. Bazıları ise tam anlamıyla haydut yuvası.” ifadelerini kullandı.

Kagame ayrıca Evanjelik kiliseleri, Ruanda’nın hâlâ yüzleşmeye çalıştığı sömürge döneminden kalma bir miras olarak nitelendirdi. Kasım ayında yaptığı başka bir konuşmada ise halka seslenerek:
“Sömürgeciler tarafından kandırıldınız ve kendinizi kandırmanıza izin verdiniz.” demişti.
2018’DE YÜRÜRLÜĞE ALINAN YASA
2018’de yürürlüğe giren yasa, kiliselerin yalnızca güvenlik ve sağlık koşullarına uymasını değil, aynı zamanda “ulusal değerlerle uyumlarını” gösteren yıllık eylem planları sunmalarını ve tüm bağışların kayıtlı banka hesapları üzerinden yapılmasını şart koşuyor. Geçen yıl yangın güvenliği gerekçesiyle iki kilisesi kapatılan Pastör Sam Rugira, bu düzenlemelerin özellikle son yıllarda hızla çoğalan yeni Evanjelik kiliseleri hedef aldığını söyledi.

Kigali’de görev yapan bir başka kilise lideri ise isminin açıklanmaması koşuluyla yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın kiliselere yönelik tavrını “açık bir küçümseme ve tiksinti” olarak tanımladı. Bu yaklaşımın önümüzdeki dönemde dini topluluklar için daha zor bir sürecin habercisi olduğunu belirten din adamı:
“Tüm şartları yerine getirenlerin bile hâlâ kapalı olması büyük bir haksızlık.” dedi.
HASTANE VE OKUL İHTİYACI
Bazı akademisyenler ise hükümetin sert tutumunu 1994 Ruanda Soykırımı’nın bıraktığı derin travmayla ilişkilendiriyor. Soykırımda, çoğunluğu Tutsi olmak üzere yaklaşık 800 bin kişi hayatını kaybetmişti. Ruanda Ulusal Üniversitesi’nden siyaset bilimci Ismael Buchanan, yaptığı açıklamada, geçmişte bazı kiliselerin Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren Hutu milis gücü Ruanda Kurtuluş Demokratik Güçleri (FDLR) için eleman temininde kullanılmış olabileceğini dile getirdi.

Buchanan, dinin soykırım sonrası Ruandalıların duygusal ve psikolojik yaralarını sarmada önemli bir rol oynadığını kabul etmekle birlikte:
“Hastane ve okul ihtiyacı sürerken her iki kilometrede bir kilise olması da mantıklı değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Pastör Rugira ise hükümetin yaklaşımını eleştirerek, “Hükümet anlamadığı şeyi düzenliyor” dedi. Rugira, kiliselerle iş birliği yapılarak kötü niyetli yapıların ayıklanması ve özellikle bağışlara bağımlı olanların yasal gereklilikleri karşılamasına yardımcı olunması gerektiğini savundu.
Ruanda’da binlerce Evanjelik kilisenin kapatılması, yalnızca bir yasal düzenleme meselesi olmaktan çıkarken; din özgürlüğü, devlet denetimi, siyasi kontrol ve güvenlik kaygıları ekseninde ülkede derin bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Kaynak: Ajanslar

