Afrika Boynuzu’nda Etiyopya ve Eritre arasındaki gerilim son haftalarda artarken, iki komşu ülke arasındaki karşılıklı sert söylemler endişeleri artırıyor.
Eritre, 1952’de Etiyopya’ya bağlanmış, 1991’de üç on yıl süren bağımsızlık mücadelesi sona ermişti. Başlangıçta Assab ve Massawa limanlarının paylaşımı ve sınır ötesi ticaret umutları işbirliğine işaret etse de, kısa süre sonra şüphe ve düşmanlık hakim oldu. 1998’de uzun süredir çözülemeyen anlaşmazlıklar iki yıllık savaşı tetikledi; on binlerce kişi öldü, yüz binlercesi yerinden edildi.
2018’de Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed uzun süredir tartışmalı sınır anlaşmasını kabul ederek Nobel Barış Ödülü’nü kazandı, ancak iki yıl sonra Tigray’daki TPLF isyancılarıyla çatışma yeniden başladı. Pretoria Anlaşması (Kasım 2022) çatışmaları sona erdirdi, ancak kuzeyde derin kırılmalar ve gerilimler devam etti.
Maryland Üniversitesi Halk Politikası Okulu’ndan Afrika Boynuzu uzmanı Michael Woldemariam, Eritre ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlığı “bölgedeki iki önemli ve güçlü ülke arasında hakimiyet için bir çatışma” olarak tanımlıyor. Eritre’nin TPLF ile yapılan Pretoria Anlaşması sonucunda savaşın Etiyopya-TPLF arasında sonlanmasını, Eritre’nin masada olmamasına bağlı olarak “TPLF’nin kurtarıldığını” düşündüğü belirtiliyor.
Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim çabası ve Eritre’nin Assab limanı üzerindeki etkisi, iki ülke arasındaki gerilimi artıran bir başka faktör olarak öne çıkıyor. Başbakan Abiy, Ekim 2023’te Kızıldeniz’e erişimi “varoluşsal bir mesele” olarak nitelendirmiş, gerekirse güç kullanacağını ifade etmişti. Eritre ise Etiyopya’nın “zorla kolonileştirdiği” algısıyla hareket ediyor ve bu tarihsel kaygı gerilimi besliyor.
Ethiopia’nın Somaliland ile 2024’te yaptığı Berbera limanı anlaşması ve Türkiye aracılığıyla sağlanan Ankara Deklarasyonu çabalarına rağmen, Etiyopya şu anda Assab limanına yönelmiş durumda. Woldemariam, şu anda arabuluculuk dışında gerilimi azaltmanın mümkün olmadığını belirtiyor.
Afrika Boynuzu’nda istikrarın sağlanması için ABD, Mısır, Körfez ülkeleri, Türkiye, Afrika Birliği ve bölgesel aktörlerin koordineli bir şekilde sürece dahil olması gerektiği vurgulanıyor. Uzman, olası bir çatışmanın her iki taraf için de büyük riskler taşıdığını ve sonucunun öngörülmesinin çok zor olduğunu söylüyor.
Woldemariam, tarafların stratejik hedeflerinin şiddet yoluyla sağlanmasının olası olmadığını, diyalog ve müzakerelerin en mantıklı yol olduğunu belirtiyor.
Kaynak: AA

