El-Faşir, Sudan’ın kuzeybatısında yer alan kadim bir şehirdir. Kuzey Darfur eyaletinin başkenti olan kent; köklü bir tarihe, zengin kültürel mirasa ve birbirinden farklı kabilelere ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, Batı Afrika ile Orta Doğu arasındaki ticaretin ve bağlantının kalbi konumundaydı.
Şehir, başkent Hartum’un yaklaşık 800 kilometre batısında yer alır. Kızıl toprakları, dağlık alanları ve verimli tarım arazilerinin birleştiği bir bölgede bulunur. Çevresindeki yerleşimler büyük ölçüde bu verimli topraklara bağlıdır.
Bölge halkı yüz binlerle ifade edilir; genellikle sade bir yaşam süren çobanlar, çiftçiler ve küçük esnaflardan oluşur. Şehrin merkezinde, Darfur’un diğer kısımlarından gelen tahıl, mısır ve canlı hayvan ticaretini bir araya getiren büyük pazarlar bulunur.
Tarih boyunca El-Faşir, Darfur sultanlarının kalelerinin ve saraylarının bulunduğu bir merkez olmuştur. Fezzan, Çad ve Mısır’dan gelen ticaret kervanlarının geçtiği bir güzergâh olarak stratejik öneme sahipti. Bu durum, Darfur Sultanlığı’nın 20. yüzyılda modern Sudan devletine dahil edilmesinden önceki döneme kadar uzanır.
SUDAN ORDUSUNUN GÜÇ VE SİYASİ İSTİKRARININ SEMBOLÜYDÜ
Bugün El-Faşir’i önemli kılan şey; tarih, coğrafya ve askerî stratejinin birleşimidir. Şehir, Darfur’un kuzey kapısı ve merkezi hükümet için önemli bir idari merkezdir. Aynı zamanda Nyala ve El Geneina gibi diğer önemli şehirleri birbirine bağlayan bir noktadır. Bu nedenle, El-Faşir’i kontrol altına alan taraf, Darfur’un kuzey yönünü fiilen denetimi altına almış olur.
İşte bu yüzden HDK (Hızlı Destek Kuvvetleri) uzun süredir şehre girmeyi hedefliyordu; çünkü El-Faşir, Sudan ordusunun (SAF) bölgede hâlâ elinde tuttuğu güç ve siyasi istikrarın bir sembolüydü.
Aylar boyunca El-Faşir, HDK tarafından kuşatma altında bir şehir haline geldi. İkmal yolları kesildi, iletişim hatları koparıldı, hava ve kara bombardımanları artırıldı ve sonunda şehir HDK’nin kontrolüne geçti.

SUDAN’DAKİ GÜÇ DENGELERİ DEĞİŞİYOR
El-Faşir’in HDK (Hızlı Destek Kuvvetleri) tarafından ele geçirilmesi yalnızca askerî bir zafer değildi; aynı zamanda Sudan’daki güç dengelerinin değiştiğini gösteren büyük bir işaretti. Darfur iç savaşları sırasında ün kazanan Cancavid milislerinden türeyen bu güçler, şehri Darfur’un tamamında hâkimiyetlerini pekiştirebilecekleri stratejik bir merkez olarak görüyorlardı. El-Faşir’in kontrolünü ele geçirerek HDK, iki büyük avantaj elde etti: biri askerî, diğeri ise siyasî.
Askerî açıdan, kuzey ve orta Sudan’ı birbirine bağlayan ikmal yollarını tamamen kontrol etme imkânına sahip oldular. Siyasî açıdan ise bazı kabilelerin güvenini kazanarak bölgesel yönetim üzerinde söz sahibi olma şansını elde ettiler. Ayrıca HDK için El-Faşir’in başka bir önemi daha vardı: şehir, geçmiş Darfur savaşlarından kaçan yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin kampına ev sahipliği yapıyordu. Bu da, kenti kontrol eden tarafın yüz binlerce sivilin hayatı üzerinde doğrudan nüfuz sahibi olması anlamına geliyordu.
Ancak şehrin ele geçirilmesiyle birlikte büyük bir insani felaket yaşandı. Uluslararası ve yerel raporlar, HDK’nin sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirdiğini, özellikle Darfur’un kuzeyinde yaşayan Arap olmayan kabileleri hedef aldığını bildiriyor. Yardım kuruluşları ve uluslararası medya kaynaklarına göre, El-Faşir’in çevresinde binlerce insan öldürüldü; sivillerin sığındığı bölgeler saldırıya uğradı veya yakıldı. UNICEF ve Birleşmiş Milletler, şehirdeki durumu dehşet verici olarak nitelendiriyor; çünkü 800 binden fazla çocuk, kuşatma ve savaş nedeniyle açlık ve hastalık tehlikesiyle karşı karşıya.
HDK SİVİLLERİ HEDEF ALIYOR
Yerel doktorlar, şehirdeki hastanelerde ilaç kalmadığını, yaralıların tedavi için geldikleri hastanelerde HDK savaşçılarının baskın düzenleyip içeride insanları vurduklarını bildirdi.
Önemli soru şu: HDK, şehri ele geçirdikten sonra neden sivilleri hedef alıyor?
Cevabı, bu grubun uzun süredir savaşlarda kullandığı korku yayma ve etnik temizlik stratejisinde aramak gerekir. Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), kontrol ettiği bölgelerde hâkimiyetini güçlendirmek için sistematik şiddet uygulamakla suçlanıyor. Ancak El-Faşir’in işgali, dünyanın gözleri önünde HDK savaşçılarının insanlıktan ne kadar uzak, acımasız ve disiplinsiz olduklarını bir kez daha ortaya koydu.
El-Faşir’de çoğunluğu oluşturan Zaghawa ve Fur gibi Arap olmayan topluluklar, tarihsel olarak Sudan ordusu (SAF) ile güçlü bağlara sahipti. Güney Darfur’daki Arap kabilelerinden gelen komutanların yönettiği HDK için, bu toplulukların şehirden uzaklaştırılması, hem kontrolü sağlamanın hem de SAF’a olası desteği ortadan kaldırmanın anahtarıydı. Bu nedenle, Arap olmayan mahallelere yönelik saldırılar, düşman destek ağlarını yok etmeye yönelik askerî bir taktik olarak görülüyor.

SUDAN ORDUSU DARFUR’DAKİ OTORİTESİNİ KAYBETTİ
Öte yandan, Sudan ordusu yalnızca bir şehri değil, aynı zamanda Darfur’daki devlet otoritesinin son sembolünü de kaybetti. El-Faşir, hâlâ merkezi hükümete bağlı resmî kurumların bulunduğu Darfur’daki son şehirdi. Burada askerî üsler, devlet hastaneleri ve Hartum’a bağlı yerel yönetim birimleri bulunuyordu. HDK’nin şehri ele geçirmesiyle birlikte, Sudan ordusu Darfur’un tamamından fiilen çekilmiş oldu; mühimmat, ikmal ve asker depolayabilecekleri bir üs kalmadı.
Ayrıca bu kayıp, ordunun prestijine ağır bir darbe vurdu. El-Faşir’in düşmesi, Sudan ordusunun savunma gücündeki zafiyeti ve komuta birliğinin bozulduğunu açık biçimde gösterdi. Yerel kaynaklara göre, HDK şehre girmeden birkaç gün önce ordu birlikleri, kuşatılma korkusuyla şehrin bazı bölgelerinden geri çekilmişti.
“MEŞRU OTORİTE” ALGISI
HDK’nin El-Faşir üzerindeki kontrolünden elde ettiği kazançlar oldukça büyük.
Her şeyden önce, şehir onlara Darfur genelinde yeni operasyonlar başlatabilecekleri stratejik bir merkez sağlıyor. Buradan hem askeri hem de lojistik olarak harekât yürütmek, mühimmat depolamak ve yerel pazarları ile vergilendirmeyi denetleyerek ekonomik gelir elde etmek mümkün.
İkincisi, HDK kendi komutanlarını atayarak yerel bir yönetim kurma fırsatı bulabilir. Bu da onlara fiilî bir devlet görünümü kazandırır ve “meşru otorite” oldukları yönünde bir algı oluşturur.
Üçüncüsü, El-Faşir’in kontrolü, HDK’ye siyasi prestij sağlar. Bu, grubun kendisini merkezi hükümetle eşdeğer bir güç olarak görmesine ve göstermesine olanak tanır. Şehri uzun süre ellerinde tutabilirlerse, HDK fiilen Hartum’dan bağımsız bir siyasi yapı hâline gelebilir. Bu da Sudan’da bölünme ya da iki ayrı yönetimin ortaya çıkması ihtimalini güçlendirir.
Sonuç olarak, El-Faşir Darfur’un gözü, Kuzey Sudan’ın kalbi ve Sudan’ın geleceğinin yönünü belirleyen en kritik sınav hâline gelmiştir. Bugün Sudan’ı anlamak isteyen herkes, El-Faşir’de neler yaşandığını anlamalıdır. Çünkü ülkenin güç dengeleri, bölünmeleri ve yeni savaş gerçekliği en açık biçimde orada görülmektedir. Bu savaş henüz bitmemiştir, fakat El-Faşir şimdiden Sudan iç savaşının gidişatını değiştiren en sembolik dönüm noktası olmuştur.
Kaynak: Iman Jama, Somalili bağımsız gazeteci

