Kenya’nın kuzeyinde yarı kurak bir arazide keçilerini izleyen 58 yaşındaki çoban Lonyang’ata Ewoi, iklim değişikliğinin hayatına nasıl nüfuz ettiğini anlatıyor: “Yağmurlar artık tahmin edilemiyor, otlar yok oluyor, hayvanlarımız hastalanıyor. Böyle giderse çocuklarımız çobanlık yapamayacak.” Ewoi’nin yaşadığı tablo, Afrika genelinde 270 milyon insanın benzer zorluklarla yüzleştiğini gösteriyor. Hayvancılık sadece bir ekonomik faaliyet değil; aynı zamanda bir kültür, bir yaşam tarzı.
32 AFRİKA ÜLKESİ NAİROBİ’DE BULUŞTU
2 Temmuz’da Nairobi’de, 32 Afrika ülkesinden temsilciler, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu öncülüğünde düzenlenen Küresel Çevre Fonu Gıda Sistemleri Entegre Programı Konferansı’nda bir araya geldi. Amaç, doğaya duyarlı, dirençli, kapsayıcı ve sıfır kirliliğe dayalı gıda sistemleri kurmak. FAO’dan Marialia Lucio Restrepo’ya göre, “Hayvansal gıdalar hem beslenme hem geçim için önemli. Ancak bu sektörün büyümesi, sağlık, adalet ve sürdürülebilirlikle dengelenmeli.”
Veriler, dönüşümün aciliyetini gözler önüne seriyor: Afrika’da tarımsal sera gazı emisyonlarının %62’si hayvancılıktan, özellikle büyükbaş hayvanlardan kaynaklanıyor. Ayrıca zoonotik hastalıklar, yem kıtlığı ve arazi çatışmaları da sektörü tehdit ediyor. Kenya ise bu tabloyu tersine çevirmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Ülkede yaygınlaşan sıfır otlatmalı süt üretim sistemleri ve iklim dostu yem inovasyonları, rangeland’lere binen baskıyı azaltıyor.
DOĞA İLE UYUMLU ÇÖZÜMLER GELİŞİYOR
Koruma uzmanı Michael Misiko, “Ağaçlandırma gibi yeşil altyapılar, hayvancılık sistemleriyle entegre edilmeli,” diyor ve ekliyor: “Basit gibi görünen bu yöntemler, gıda sistemlerinin sürdürülebilirliği için kritik.” Komşu ülkeler de benzer yollar izliyor:
Tanzanya, çiftçilik, balıkçılık ve hayvancılığı entegre ederken, pirinç kabuklarından yem üretiyor.
Nijerya, çayır alanlarını yeniliyor, kadınlar ve gençleri entegre tarıma dahil ediyor. Esvatini, 30 bin hektarlık arazide yenileme çalışmaları yürütüyor; karasinek larvaları gibi düşük maliyetli protein kaynaklarını değerlendiriyor.
GENÇLER VE KADINLAR DÖNÜŞÜMÜN ÖNCÜSÜ
Sürdürülebilir tarım için gençlerin ve kadınların rolü giderek büyüyor. YPARD (Tarım Kalkınması için Genç Profesyoneller Ağı) temsilcisi, “Genç çiftçiler dijital araçlar ve sürdürülebilir tekniklerle sektöre taze bir soluk getiriyor,” diyor. Etiyopyalı süt üreticisi Alemnesh Teklu ise kadın çiftçilerin yaşadığı zorlukları dile getiriyor: “Kaliteli yem yok, veteriner hizmetleri yetersiz, pazara erişimimiz sınırlı. Ama destek alırsak sadece hayatta kalmayız, gelişiriz.” Kenyalı çoban Ewoi ise temkinli bir umutla konuşuyor: “Eğer otlaklarımızı yenileyebilir, hayvanlarımızı daha iyi besleyebilirsek, çocuklarımın da çoban olabileceği bir gelecek mümkün olabilir.”
Kenya’nın liderliği, hayvancılığın sadece ekonomik bir faaliyet değil, bir yaşam biçimi ve kültürel miras olduğunu vurguluyor. Bu dönüşüm, sadece hayvanları değil, kıtanın geleceğini de koruma meselesi.
Kaynak: TRT Afrika

